Dostlar Beni Hatırlasın Diyen Büyük Ozan
Kültür-Sanat-Tarih
(Menderes APAYDIN) - Sivas Bülteni |
03.06.2026 - 00:14, Güncelleme:
03.06.2026 - 00:30
Dostlar Beni Hatırlasın Diyen Büyük Ozan
Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük halk ozanlarından biri olan Âşık Veysel Şatıroğlu, sazı ve unutulmaz türküleriyle yalnızca Sivas’ın değil, tüm Türkiye’nin gönlünde taht kurdu.
Türk halk müziğinin ve halk edebiyatının en büyük ustalarından biri olan Âşık Veysel Şatıroğlu, yalnızca söylediği türkülerle değil, hayatı boyunca yaşadığı büyük acılar, sabır ve mücadele dolu yaşamıyla da Anadolu insanının gönlünde taht kurdu. Sazıyla Anadolu’nun sesi olan Âşık Veysel, geride bıraktığı eserlerle Türk kültürünün unutulmaz isimleri arasında yer aldı.
Çiçek Salgınının Ortasında Dünyaya Geldi
Âşık Veysel, 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Babası bölgede “Karaca Ahmet” olarak bilinen bir çiftçiydi. Annesinin adı Gülizar’dı. O yıllarda Anadolu’da çiçek hastalığı büyük bir felakete dönüşmüş, özellikle Sivas yöresinde çok sayıda insan hayatını kaybetmişti.
Veysel doğmadan önce iki kız kardeşi çiçek hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi. Kısa süre sonra küçük Veysel de bu hastalığa yakalandı. Çiçek hastalığı sonucu sağ gözünü tamamen kaybetti. Sol gözü ise bir kaza sonucu görmez hale geldi. Rivayetlere göre kardeşinin elindeki değnek yanlışlıkla gözüne saplanmıştı. Henüz çocuk yaşta tamamen karanlığa mahkum kalan Veysel’in hayatı o günden sonra büyük değişim gösterdi.
Babasının Aldığı Saz Hayatını Değiştirdi
Oğlunun içine kapanmaması için Karaca Ahmet ona bir saz aldı. İşte o saz, Anadolu’nun en büyük halk ozanlarından birinin doğmasına vesile oldu. Veysel küçük yaşlardan itibaren yöredeki aşıkları dinleyerek bağlama çalmayı öğrendi. Özellikle Çamşıhlı Ali Ağa’dan büyük ölçüde etkilendi.
Görmeyen gözlerine rağmen güçlü hafızası sayesinde duyduğu şiirleri ve türküleri kısa sürede ezberledi. Zamanla kendi dizelerini yazmaya başlayan Veysel, Anadolu insanının acısını, sevgisini, özlemini ve kaderini sazına yansıttı.
Hayatı Acılarla Geçti
Âşık Veysel’in hayatı boyunca yaşadığı sıkıntılar hiç bitmedi. İlk eşi Esma Hanım’dan iki çocuğu oldu ancak çocuklarından biri küçük yaşta hayatını kaybetti. Daha sonra eşi Esma Hanım, aşık Veysel ile evliligini sonlandırıldı. Veysel Daha sonra ikinci evliliğini yaptı ve hayatını köyünde sürdürmeye devam etti.
Cumhuriyet Döneminde Keşfedildi
Uzun yıllar yalnızca köy çevresinde tanınan Âşık Veysel’in hayatı Cumhuriyet döneminde değişti. Ahmet Kutsi Tecer’in düzenlediği halk şairleri gecesinde keşfedilen Veysel, Türkiye çapında tanınmaya başladı.
Cumhuriyet’in 10. yılı için yazdığı şiir büyük ilgi gördü. Ardından birçok ili dolaşarak konserler verdi, köy enstitülerinde saz dersleri verdi. Türkiye’nin dört bir yanında halk ozanı olarak tanınan Veysel, sade yaşamı ve içten sözleriyle herkesin sevgisini kazandı.
“Benim Sadık Yarim Kara Topraktır”
Âşık Veysel’in en unutulmaz eserlerinden biri olan “Kara Toprak”, onun hayata bakışını en iyi anlatan türkülerden biri oldu. Toprağı sadık yar olarak gören Veysel, insanın doğayla olan bağını güçlü şekilde dile getirdi.
“Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Dostlar Beni Hatırlasın”, “Güzelliğin On Para Etmez”, “Kara Toprak” ve “Çiğdem Der Ki Ben Elayım” gibi eserleri Türk halk müziğinin ölümsüz eserleri arasında yer aldı.
Son Yolculuğu Sivrialan’da Oldu
Hayatının büyük bölümünü doğduğu köyde geçiren Âşık Veysel, 21 Mart 1973 tarihinde Sivrialan köyünde hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine köyüne defnedildi.
Bugün mezarı başta Sivaslılar olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin uğrak noktası olmaya devam ediyor. Her yıl düzenlenen etkinliklerle büyük halk ozanı anılıyor.
Aradan geçen yıllara rağmen sazından yükselen Anadolu’nun sesi susmadı. Âşık Veysel’in eserleri bugün hâlâ dillerde söyleniyor, gönüllerde yaşamaya devam ediyor.
Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük halk ozanlarından biri olan Âşık Veysel Şatıroğlu, sazı ve unutulmaz türküleriyle yalnızca Sivas’ın değil, tüm Türkiye’nin gönlünde taht kurdu.
Türk halk müziğinin ve halk edebiyatının en büyük ustalarından biri olan Âşık Veysel Şatıroğlu, yalnızca söylediği türkülerle değil, hayatı boyunca yaşadığı büyük acılar, sabır ve mücadele dolu yaşamıyla da Anadolu insanının gönlünde taht kurdu. Sazıyla Anadolu’nun sesi olan Âşık Veysel, geride bıraktığı eserlerle Türk kültürünün unutulmaz isimleri arasında yer aldı.
Çiçek Salgınının Ortasında Dünyaya Geldi
Âşık Veysel, 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Babası bölgede “Karaca Ahmet” olarak bilinen bir çiftçiydi. Annesinin adı Gülizar’dı. O yıllarda Anadolu’da çiçek hastalığı büyük bir felakete dönüşmüş, özellikle Sivas yöresinde çok sayıda insan hayatını kaybetmişti.
Veysel doğmadan önce iki kız kardeşi çiçek hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi. Kısa süre sonra küçük Veysel de bu hastalığa yakalandı. Çiçek hastalığı sonucu sağ gözünü tamamen kaybetti. Sol gözü ise bir kaza sonucu görmez hale geldi. Rivayetlere göre kardeşinin elindeki değnek yanlışlıkla gözüne saplanmıştı. Henüz çocuk yaşta tamamen karanlığa mahkum kalan Veysel’in hayatı o günden sonra büyük değişim gösterdi.
Babasının Aldığı Saz Hayatını Değiştirdi
Oğlunun içine kapanmaması için Karaca Ahmet ona bir saz aldı. İşte o saz, Anadolu’nun en büyük halk ozanlarından birinin doğmasına vesile oldu. Veysel küçük yaşlardan itibaren yöredeki aşıkları dinleyerek bağlama çalmayı öğrendi. Özellikle Çamşıhlı Ali Ağa’dan büyük ölçüde etkilendi.
Görmeyen gözlerine rağmen güçlü hafızası sayesinde duyduğu şiirleri ve türküleri kısa sürede ezberledi. Zamanla kendi dizelerini yazmaya başlayan Veysel, Anadolu insanının acısını, sevgisini, özlemini ve kaderini sazına yansıttı.
Hayatı Acılarla Geçti
Âşık Veysel’in hayatı boyunca yaşadığı sıkıntılar hiç bitmedi. İlk eşi Esma Hanım’dan iki çocuğu oldu ancak çocuklarından biri küçük yaşta hayatını kaybetti. Daha sonra eşi Esma Hanım, aşık Veysel ile evliligini sonlandırıldı. Veysel Daha sonra ikinci evliliğini yaptı ve hayatını köyünde sürdürmeye devam etti.
Cumhuriyet Döneminde Keşfedildi
Uzun yıllar yalnızca köy çevresinde tanınan Âşık Veysel’in hayatı Cumhuriyet döneminde değişti. Ahmet Kutsi Tecer’in düzenlediği halk şairleri gecesinde keşfedilen Veysel, Türkiye çapında tanınmaya başladı.
Cumhuriyet’in 10. yılı için yazdığı şiir büyük ilgi gördü. Ardından birçok ili dolaşarak konserler verdi, köy enstitülerinde saz dersleri verdi. Türkiye’nin dört bir yanında halk ozanı olarak tanınan Veysel, sade yaşamı ve içten sözleriyle herkesin sevgisini kazandı.
“Benim Sadık Yarim Kara Topraktır”
Âşık Veysel’in en unutulmaz eserlerinden biri olan “Kara Toprak”, onun hayata bakışını en iyi anlatan türkülerden biri oldu. Toprağı sadık yar olarak gören Veysel, insanın doğayla olan bağını güçlü şekilde dile getirdi.
“Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Dostlar Beni Hatırlasın”, “Güzelliğin On Para Etmez”, “Kara Toprak” ve “Çiğdem Der Ki Ben Elayım” gibi eserleri Türk halk müziğinin ölümsüz eserleri arasında yer aldı.
Son Yolculuğu Sivrialan’da Oldu
Hayatının büyük bölümünü doğduğu köyde geçiren Âşık Veysel, 21 Mart 1973 tarihinde Sivrialan köyünde hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine köyüne defnedildi.
Bugün mezarı başta Sivaslılar olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin uğrak noktası olmaya devam ediyor. Her yıl düzenlenen etkinliklerle büyük halk ozanı anılıyor.
Aradan geçen yıllara rağmen sazından yükselen Anadolu’nun sesi susmadı. Âşık Veysel’in eserleri bugün hâlâ dillerde söyleniyor, gönüllerde yaşamaya devam ediyor.
Sivas HABERİ
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.









