• BIST 96.861
  • Altın 238,344
  • Dolar 5,8057
  • Euro 6,5299
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 10 °C

ÜÇ AYLIK ÖĞRETMENLER

Orhan ARSLAN

ÜÇ   AYLIK    ÖĞRETMENLER

Gazi Lisesinde göreve başladığım ilk günlerde, üzerimde olan belirsizlik, yerini kararlılığa bırakmıştı.

Öğretmen arkadaşlarla karşılaştığım zaman; bazı gerçekleri görmeye başlamıştım. Tanıştığım bazı öğretmen arkadaşlar; sözde üç yıl eğitim ve öğretimden geçmesi gereken, okullardan; 10 ay gibi kısa bir zamanda mezun edilmişlerdi. Mezuniyet sonrasında, ellerine birer tane, öğretmenlik yapmaları için, diploma tutuşturulmuştu. İşte O, insanlar; bir yıl bile, sürmeyen, zaman sonrasında; okullara öğretmen olarak atanmışlardı.

Benim beş sene çektiğim sıkıntılar aklıma geldikçe; ağlayasım, geliyordu. Aileme beş yıllık maliyetin bedeli de; beni ayrıca düşündürüyordu.

Bugün aynı mantıktaki insanların; öğrencilerimiz,  çocuklarımız, bedava okuyor. Ben hiç bir masraf yapmıyorum düşüncesiyle, çocuklarını FETÖ  ye teslim ettiklerine inanıyorum. MENFAAT ilişkisi…

Evet, yanlış duymadınız. Bu uygulama, ECEVİT azınlık hükumeti zamanında başlamıştı…

Bugün belki de, eğitimden en fazla şikayetçi olan bazı tarafların başında; bu yoldan yetişmiş öğretmenleri bulabilirsiniz. Çünkü onlar; eksik ve noksan yetişmenin ne kadar zor olduğunu bilerek, yaşayarak test edenlerdir.

Şimdi, bu olumsuz şartlarda yetişmiş olan bir öğretmen; öğrenciye ne verebilir?  Zaten, Vermediler… Dolayısıyla, kendilerini O, göreve getiren zihniyete teşekkür etmek adına; ideolojik yaklaşımlarla, öğrencilere eğitim, öğretim yerine; farklı, farklı konulardan bahsettiler. Böylece, liseler bile; ihtilal öncesi, kavga ortamlarına dönüştü. Kimi öğretmenler; okul dışındaki bir yapılanmanın; okul içerisindeki uzantıları, idiler…

Biz, ise;  Beş yıllık bir öğretimin sonunda, adamların yanında, stajyer öğretmen;  konumunda idik. Vay beee….

Daha sonra yapılan uygulamalar ile, önceden iki yıllık eğitim enstitüsünden mezun olan arkadaşlar; yaz tatillerinde Gazi Eğitim Fakültesinde dönemlik  hizmet içi kurslara alındılar. O, kursların neticesinde yapılan sınavlar sonucu; bir yıl eğitimlerine ilave edildi. İki yıllık bir kurs uygulamasından sonra, bu arkadaşlar, dört yıllık okul mezunu sayıldılar…

Üstelik Ecevit Hükumeti, bu arkadaşlar Devlet memur oldukları için; bir ilave derece verdiler. Adamlar, üstelik kıdemli oldular…

Şimdi soruyorum size; bu kadar yetersiz yetişen bir arkadaş, öğrencilerine sınıflarda ne verebilir? Vermediler… Ancak, öğrencilerine değişik anlamlarda yaranmanın yollarına başvurdular. Değişik yaranmalar içerisinde; ideolojik yaklaşım ağır basıyordu.

HALA bugün bazı öğrenciler, bu tür arkadaşları pek severler, Adamlar öğretmenlik asli görevini yapmıyorlar. Derslerinin gereğini, sınıflarda yerine getirmiyorlar. Amma, bazı öğrenciler tarafından el üstünde tutuluyorlar… Neden? İdeolojik bağ kurdukları için…

Ancak, ideailst ve başarılı öğrenciler; bu tür öğretmenleri sevmezler. Çünkü derslerde, ders işlemedikleri için; başarıya susamış öğrenciler açısından; yetersiz ve başarısız bir öğretmen konumunda idiler. Ancak, Devlet tarafından görevlendirildikleri için; öğrencilerin de; yapacakları bir şey yoktu.

Üç ayda yetişmiş bir öğretmen matematik, Türkçe, fen derslerine giriyordu…

Türkçe konuşmasını bilmeyen adam; Türkçe öğretmeye çalışıyordu.

İhtilal sonrası; iptal edilen diplomalar aklıma gelince; hep bu yaşanmışlıkları, hatırlardım…

Bu gerçekler karşısında insanın zoruna giden başka bir şey ise; şu idi. Ben fakülte birinci sınıfa başladığım zaman; lise 2. Sınıfta olan bir arkadaş; ben fakülte 4. Sınıfa geçtiğim zaman; üç aylık eğitimini tamamlayarak; bir okula öğretmen olarak atanmış, birisi olarak karşıma çıkıyordu.

Üstelik avantadan bir derece kıdem aldığı için; sizden kıdemli idi…

O ZAMAN;  NERDESİN    EY    ADALET !  diye bağırıyorduk. Bugün adalet diyenler; kulaklarını tıkıyordu.

Evet, manzara bundan ibaretti…

Bu şekilde yetişmemiş olan öğretmen arkadaşların ve öğrencilerin gayretlerini; takdir ile karşılıyorum. Bizim amacımız, bu şekilde yetişmiş arkadaşları suçlamak değil; ancak, hadlerini bilmeme konusunda yaptıklarından dolayı, eleştiriyorduk.

Nihayet, bu kadrolar, senelerce okullarda idarecilik yaparak; eğitim ve öğretime, üstelik yön verir hale gelmeye çalıştılar. Gariplik, burada yatmaktadır.

Böyle ortamların oluştuğu bir okulda; görev yapmanın zorluğunu, sizler düşünün…

Beni asıl üzen; ben bu şehrin çocuğuydum. Bu gençler, bu şehrin gençleri idi. Hiç de; hak etmedikleri, bir durum ile karşı, karşıya idiler.

En büyük sorun, kimi yetersiz eğitimden geçerek öğretmenlik makamını elde eden arkadaşlar; bu eksikliklerini, sık, sık öğrencilerle problem yaşayarak, gidermeye çalışıyorlardı. Kısacası; olan yine öğrenciye oluyordu…

İşte bu zor şartlar altında; görev yapmaya başlamıştım…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78