ak
Talha  ÖZARSLAN
Köşe Yazarı
Talha ÖZARSLAN
 

TV EKRANLARI KONTROL EDİLMELİDİR

                                                                                                                                      İnsanların bazılarının, yaşadıkları her an içerisinde kendi sosyal  hayatı  çevresinde,  çeşitli zamanlarda bataklığı farkında olarak, yahut farkında olmadan besleyenlerin, bataklığın büyümesinden, rahatsız edici boyutlara ulaşmasından şikayetçi olmaya hakları var mıdır?  Böyle olan insanlar, daha sonra bataklığın yetiştirdiği her şeyden en fazla şikayetçi  olanlardan olmaktadırlar. Bakın etrafınıza ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Senelerce ailelerimizin içerisine girerek birçok TV dizilerinde halkımızın hiçbir değer yargısı ile bağdaşmayan kontrolsüz  yayınları izletmediler mi? Topluma dayatmadılar mı? Daha kırsal kesimde hayatın ne olup, olmadığını anlamaya çalışan saf ve bozulmamış zihinleri ne olduğu belirsiz, kendi yaşantımızla  alakası olmayan  bölümleri ile insanımızı esir almadılar mı? Sonra içeriğinde işlenen her türlü ahlaksızlığın yanlışların, normal bir davranış gibi, gösterildiği bölümleri ile adeta halkımızı esir aldılar. Bazı  dizi  ihraç ettiğimiz  devletlerin yetkilileri bu aşırılıktan şikayetçi  olmaktadırlar. Nerede ise, Her dizinin içeriğinde  bir çocuk  babası belirsiz olarak  işlenmektedir. Nikah dışı  bazı  çocukların varlığından söz edilmektedir.             Bugün,  o tür yapılan yayınların davranış biçimlerinin bozulmasına etkisi olmadığını kimse söyleyemez. Daha birçok nedenin de katkısı ile insanımızın birbirine karşı sevgisi ve saygısı kalmamıştır. Daha acımasız, daha katı, daha sinirli, daha tahammülsüz, birbirini anlamayan, birbirine sabretmeyen, her alanda olumsuz örneklerini gördüğümüz binlerce yaşanan olaylar. Trafikten tutun, aile içi şiddete, aile içi ahlaksızlığa kadar… Sahtekarlık, hırsızlık, dolandırıcılık, trafik kavgaları…  Bu toplumun böyle olmasında acaba bizim de katkımız oldu mu, diye toplumu her alanda yönlendiren sorumlu kişi ve kuruluşlar düşünüyorlar mıdır?  Geçenlerde bu konu ile ilgili yapılan bir söyleşide son zamanlarda çevrilen dizilerin içeriğindeki,  tecavüz sahnelerinin, şiddet içeren sahnelerin olumsuzlukları tartışılıyordu. Uyuşturucu  bağımlılığı sahneleri,  mafya  özentileri,  bedava  hayat  yaşama çabaları, emeksiz  ve  alın teri olmadan havadan kazanılan paralar... En ön  planda  konu olarak işlenmektedir.               Bazı dizilerde ve filmlerde ise; Tarihi  ve dini  değerlerimizi aşağılamalar. Kabul edilemez... Kendi  tarihini  aşağılayan  filmlerin  gösterildiği ender  ülkelerden biriyiz... Senaryodaki  En pislik karaktere  Yüce Rabbimizin isimlerinin verilmesi  manidardır. Yıllarca  dini  terminolojide yeri olan Ramazan,  Bayram, Şaban isimleri en silik, aptal, karakterlere verilmiştir. Hatta başka isim yok gibi, bir seriye  Recep ismi yakıştırılmıştır. Bunlar  sıradan girişimler  değildir...                          Toplumumuz bunun gibi daha nice saldırılarla karşı karşıyadır. Yıllar öncesinde bir köşe yazarı ulusal Medya da ki köşesinde bu toplumun böyle olumsuzlaşmasında katkımız ne kadardır? Diye kendi, kendine sormuştu. Aradan yıllar geçti. Olumsuzluğun boyutlarını siz düşünün. Bataklığın oluşmasına katkı verenlerin, bataklıktan ve onun ürünlerinden şikayetçi olmaları manidardır.             Yüce Milletimizin beklentileri, bu tür yayınların daha kontrol edilebilir bir hale getirilmesidir. Her alanda toplumu direkt olarak ilgilendiren, sosyal hayatın içeriğini irdeleyen tüm yayın, basın ve  kültürel faaliyetlerin de bu kapsama dahil edilmesi gerekmektedir. Senelerce eski Türk filmlerinin değişmeyen içki, kumar, sahtekar imam, sahnelerinin topluma hangi alanda katkı sağladığı tartışılmaktadır. Ünlü oyuncu Ali Sürmeli bu konuların işlenmesini eleştirirken resmi ideolojinin bunları dayattığı fikrini savunmaktadır. O nedenle yeni olumsuzlukların önlenmesi adına, gelecek nesillere yanlış şeyler öğretmemek adına denetimin ciddi yapılması şarttır. Çünkü çoğunluğu korumasız ve genç yaşta olan insanımız henüz onların zararını algılayacak durumda değillerdir. Bu konuda  resmi yetkililere   RTÜK  elemanlarına  önemli   görevler  düşmektedir. Bir  eleştiri, Antalya film festivalinde  Milli ve  dini inançlarımızla  alay  edilmesini  şiddetle  kınıyoruz. Adına  sanatçı denilen insanların topluma  daha  duyarlı  ve  daha yapıcı  şekilde  yorumlar  yapması gerekemez mi? Sanatçı olmak  bu  toplumun değerlerine  saldırma  hakkını  almak anlamını taşımaz.  Bu  hak, asla  birilerine  verilmemelidir. Kültür  Bakanlığı  yetkililerinin bu konuda ayarılar  yapmasını  bekliyoruz... BİR  TEBRİK; Bir ilki gerçekleştirerek Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez Gazze, Kudüs ve Filistin temalı bir yapımı sahneye taşıyan sayın Tamer Karadağlı beyi tebrik ediyoruz..  Devlet Tiyatroları tarihinde yine ilk kez bir oyunda EZAN okundu. Karadağlı boynunda KEFİYE ile konuşmasını yaptı. Emeği geçen herkesi can-ı gönülden tebrik ediyorum.
Ekleme Tarihi: 20 Ekim 2026 -Salı

TV EKRANLARI KONTROL EDİLMELİDİR

                                                                                                                                     
İnsanların bazılarının, yaşadıkları her an içerisinde kendi sosyal  hayatı  çevresinde,  çeşitli zamanlarda bataklığı farkında olarak, yahut farkında olmadan besleyenlerin, bataklığın büyümesinden, rahatsız edici boyutlara ulaşmasından şikayetçi olmaya hakları var mıdır?  Böyle olan insanlar, daha sonra bataklığın yetiştirdiği her şeyden en fazla şikayetçi  olanlardan olmaktadırlar. Bakın etrafınıza ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Senelerce ailelerimizin içerisine girerek birçok TV dizilerinde halkımızın hiçbir değer yargısı ile bağdaşmayan kontrolsüz  yayınları izletmediler mi? Topluma dayatmadılar mı? Daha kırsal kesimde hayatın ne olup, olmadığını anlamaya çalışan saf ve bozulmamış zihinleri ne olduğu belirsiz, kendi yaşantımızla  alakası olmayan  bölümleri ile insanımızı esir almadılar mı? Sonra içeriğinde işlenen her türlü ahlaksızlığın yanlışların, normal bir davranış gibi, gösterildiği bölümleri ile adeta halkımızı esir aldılar.

Bazı  dizi  ihraç ettiğimiz  devletlerin yetkilileri bu aşırılıktan şikayetçi  olmaktadırlar. Nerede ise, Her dizinin içeriğinde  bir çocuk  babası belirsiz olarak  işlenmektedir. Nikah dışı  bazı  çocukların varlığından söz edilmektedir.
           
Bugün,  o tür yapılan yayınların davranış biçimlerinin bozulmasına etkisi olmadığını kimse söyleyemez. Daha birçok nedenin de katkısı ile insanımızın birbirine karşı sevgisi ve saygısı kalmamıştır. Daha acımasız, daha katı, daha sinirli, daha tahammülsüz, birbirini anlamayan, birbirine sabretmeyen, her alanda olumsuz örneklerini gördüğümüz binlerce yaşanan olaylar. Trafikten tutun, aile içi şiddete, aile içi ahlaksızlığa kadar… Sahtekarlık, hırsızlık, dolandırıcılık, trafik kavgaları…  Bu toplumun böyle olmasında acaba bizim de katkımız oldu mu, diye toplumu her alanda yönlendiren sorumlu kişi ve kuruluşlar düşünüyorlar mıdır?

 Geçenlerde bu konu ile ilgili yapılan bir söyleşide son zamanlarda çevrilen dizilerin içeriğindeki,  tecavüz sahnelerinin, şiddet içeren sahnelerin olumsuzlukları tartışılıyordu. Uyuşturucu  bağımlılığı sahneleri,  mafya  özentileri,  bedava  hayat  yaşama çabaları, emeksiz  ve  alın teri olmadan havadan kazanılan paralar... En ön  planda  konu olarak işlenmektedir.
             
Bazı dizilerde ve filmlerde ise; Tarihi  ve dini  değerlerimizi aşağılamalar. Kabul edilemez... Kendi  tarihini  aşağılayan  filmlerin  gösterildiği ender  ülkelerden biriyiz... Senaryodaki  En pislik karaktere  Yüce Rabbimizin isimlerinin verilmesi  manidardır. Yıllarca  dini  terminolojide yeri olan Ramazan,  Bayram, Şaban isimleri en silik, aptal, karakterlere verilmiştir. Hatta başka isim yok gibi, bir seriye  Recep ismi yakıştırılmıştır. Bunlar  sıradan girişimler  değildir...
            

           
Toplumumuz bunun gibi daha nice saldırılarla karşı karşıyadır. Yıllar öncesinde bir köşe yazarı ulusal Medya da ki köşesinde bu toplumun böyle olumsuzlaşmasında katkımız ne kadardır? Diye kendi, kendine sormuştu. Aradan yıllar geçti. Olumsuzluğun boyutlarını siz düşünün. Bataklığın oluşmasına katkı verenlerin, bataklıktan ve onun ürünlerinden şikayetçi olmaları manidardır.

           
Yüce Milletimizin beklentileri, bu tür yayınların daha kontrol edilebilir bir hale getirilmesidir. Her alanda toplumu direkt olarak ilgilendiren, sosyal hayatın içeriğini irdeleyen tüm yayın, basın ve  kültürel faaliyetlerin de bu kapsama dahil edilmesi gerekmektedir. Senelerce eski Türk filmlerinin değişmeyen içki, kumar, sahtekar imam, sahnelerinin topluma hangi alanda katkı sağladığı tartışılmaktadır. Ünlü oyuncu Ali Sürmeli bu konuların işlenmesini eleştirirken resmi ideolojinin bunları dayattığı fikrini savunmaktadır. O nedenle yeni olumsuzlukların önlenmesi adına, gelecek nesillere yanlış şeyler öğretmemek adına denetimin ciddi yapılması şarttır. Çünkü çoğunluğu korumasız ve genç yaşta olan insanımız henüz onların zararını algılayacak durumda değillerdir.
Bu konuda  resmi yetkililere   RTÜK  elemanlarına  önemli   görevler  düşmektedir.

Bir  eleştiri, Antalya film festivalinde  Milli ve  dini inançlarımızla  alay  edilmesini  şiddetle  kınıyoruz. Adına  sanatçı denilen insanların topluma  daha  duyarlı  ve  daha yapıcı  şekilde  yorumlar  yapması gerekemez mi? Sanatçı olmak  bu  toplumun değerlerine  saldırma  hakkını  almak anlamını taşımaz.  Bu  hak, asla  birilerine  verilmemelidir. Kültür  Bakanlığı  yetkililerinin bu konuda ayarılar  yapmasını  bekliyoruz...

BİR  TEBRİK; Bir ilki gerçekleştirerek Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez Gazze, Kudüs ve Filistin temalı bir yapımı sahneye taşıyan sayın Tamer Karadağlı
beyi tebrik ediyoruz.. 

Devlet Tiyatroları tarihinde yine ilk kez bir oyunda EZAN okundu. Karadağlı boynunda KEFİYE ile konuşmasını yaptı. Emeği geçen herkesi can-ı gönülden tebrik ediyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sivasbulteni.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.