• BIST 107.302
  • Altın 151,442
  • Dolar 3,6681
  • Euro 4,3165
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 4 °C

HALKA SORALIM

Orhan ARSLAN
Toplumumuzun en büyük hastalıklarından birisi yalan söylemektir. Bu öyle bir hastalıktır ki; bir çok kötü sonucun ortaya çıkmasına neden olur. Çok garip olanı yalan söylemek, yaşadığımız hayatta  normal kabul edilmiştir. Tatlı yalan, küçücük yalan, doğru yalan, kaytarmacı yalan v.b. sonuçta yalandır. Bunun büyüğü, küçüğü, tatlıcı, acısı, geçiştiricisi olmaz sonuçta hepsi  yalandır. Yine o görsel medya yayınladığı dizilerde yalan söylemenin insan hayatında ne olunmaz yaralar açtığını da belgelemektedir. Bir küçücük yalan, bazen bir insanın, bazen bir ailenin hayatını mahvetmektedir. Yalanla kurulan bir dünya hayat bulamaz. Geçici başarılar sadece aldatıcıdır.

İnsanoğlu neden yalan söyler bunun yüzlerce nedeni olabilir. Biz onu tam tersi ile değerlendirelim neden doğru söylemez. Kendisinden emin değildir. Söyleyeceği gerçeğin başına sıkıntılar açacağından çekinir. Doğru söylediği zaman kendisine zarar geleceğinden endişe duyar.
Doğru söylediği zaman insanlar tarafından, o söylediği doğru söz yüzünden dışlanacağı endişesini taşır. Doğruyu söylemeye cesareti olmaz. Çeşitli entrikalar çevirdiği için doğru söylemek işine gelmez. Ancak tüm bu tür doğru söyleyemeyen insanların unuttuğu bir şey vardır. Doğru anlaşıldığı zaman, kendisinin yalan söylediği ortaya çıkar ve önceden doğruyu söylediği zaman sıkıntı olarak başına gelen rakamla ifade edelim 3, 5 ise yalancılığı anlaşılınca, Dünya başına yıkılır. Kimse onun yüzüne bakmaz. Her manalı bakıştan kendisi bir anlam çıkarır ve tam anlamıyla geçimsiz bir insan olur. Yalan söylemenin başka bir mantığı da, gerçeği saklamaktır. Var olan gerçeği gizlemeye çalışmaktır. Geçiştirici bazı sözler ile, gerçekler gizlenemez. Gerçeği anlatmayan sözler de yalan kapsamına girer. Dolaylı yalancılık olarak algılanan, gerçeği gizlemek, temayülü çok tehlikelidir. İnsanlar arasındaki güven ve itimatı ortadan kaldırır.
Son günlerde, Ülke gündemine Başbakanın açıkladığı ve cesaretle söylediği öğrenci evleri meselesi oturmuştur,  karma öğrencilerin aynı evi kullandığı bir gerçektir. Orada erkek ve kız öğrenciler aynı mekanı paylaşmaktadırlar. Bazen bu evler kiralanırken, o amaçla da kiralanmamış olabilir. Yani kız, erkek beraber kalacaklarını söylememiş olabilirler. İşte yalancılık ortaya çıkmıştır. Ayrıca kontrol edilemeyen bu evlerde her türlü sakıncalı durum ortaya çıkabilmektedir. Evlerin terör örgütü yandaşları tarafından, kontrol edilmesinden, uyuşturucu kullanımının rahatça yapılabileceği ortamı olması gerçeği vardır. Genç kadınlar arasında kürtajın yaygın olması da bir başka gerçektir. Kısacası, sıkıntılı bir durumdur. Şimdi bu tür olayların var olmasına rağmen, öğrenci evlerinde sıkıntı yoktur, gibi olayı değerlendirmek, gerçeği saklamak ve yalancılık yapmaktır. Her alanda olduğu gibi yine karşımıza çıkan özgürlük kavramının neyi ifade ettiğininin, belirtilmesi şarttır. Şu günlerde çalışması yapılan Anayasa çalışmalarında açık ve net anlaşılır kelimelerle ifade edilmesi gerekmektedir. Hangi davranışlar insanın özeli olur, hangi davranışlar olmaz. Bir kargaşadır, gidiyor. Herkes kendine göre değerlendiriyor.

İşin başka bir boyutu da, çocuklarını okumak için yüksek okullara gönderen ailelerin büyük çoğunluğu böyle bir duruma karşıdır. Çocuklarının, o olumsuz şartlarda olmasını kesinlikle istemezler. Ülkemizde bir, çok alanda buna benzer durumlar olunca, kimileri hemen halka soralım, derler. Buyurun bu öğrenci evleri işini de, halka soralım. Bakalım halkımız öyle bir oylama da ne diyecektir. Kaldı ki; Devlet olmanın gereği, bireylerin her türlü emniyet ve huzurunu sağlamak zorunluluğu olduğu gerçeğidir. Ayrıca, aynı apartmanı, aynı mahalleyi kullanan insanların, her türlü hakkını koruma zorunluluğu da; Devletindir. Geçmiş zamanlarda bu tür evlerin kimi terör örgütleri tarafından kullanıldığını da unutmayalım. Bu konuda şu sloganı hatırlatmak gerekir. Kontrolsüz güç, güç değildir.

Yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmek, akabinde gerçeği saklamak, gizlemek, gibi bir alışkanlığa dönüşür. Hangi alanda olursa olsun, böyle bir durum insan ilişkileri açısından zararlı olduğu gibi, Toplum açısından da onulmaz yaraların açıldığı bir konumdur. Gelin dostlar bazı meseleleri, birbrimizi kırmadan, sadece insanımıza getireceği yarar veya zarar açısından değerlendirerek karar verelim. Bu kararlar alınırken siyasi gelecek endişesi taşımayalım. Bu konu da olsun birlik, beraberlik içerisinde olalım. Çünkü, söz konusu olan, genç nesillerimizin geleceğidir. Kimse, onların hangi amaçla olursa olsun, zarar görmesini istemez. Onlar genç oldukları için bazı olayları farklı değerlendirebilirler. Ancak, bizler onlar bize kızsalar bile, onların zararlarına olacak bir duruma seyirci kalamayız. Ülkemde hiç bir ailenin çocuklarının göz göre, göre yanlış durumlar içerisinde olmasına sevineceğini sanmıyorum. O halde bazı meselelere ne olur bir bütünlük içersinde karar verelim. Bu karardan da kişisel faydalar beklemeyelim. Unutmayalım bu gençler, bizim gençlerimizidr.
 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
    1/20
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 505 152 45 78