• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C

DOSTLUK VE MUTLULUK

Menderes APAYDIN

       

   İnsanlar günümüzde her şeyin karşı taraftan yapılmasını bekler. Kendisine toz kondurmamaya çalışır. Gelişen şehir hayatının insanların hep ben, ben diye düşünmesine katkı sağladığını düşünüyorum.

Birbirinden habersiz insanlar, dostluğun, sıcaklığın, anlayışın ortadan kalktığı, vurdum duymaz, neme lazımcı,  duyarsız, bir toplumun geliştiğini görmekteyiz. Bu aynen şuna benzemektedir. Bir ustanın elinde yaptığı herhangi bir metalik eşya kesilir, biçilir şekil verilir ve en sonunda kenar kısımları törpülenir ki ; kullanıcı rahat kullansın ve kullanıcıya zarar vermesin. Bugün bizim insanımız sosyal anlamda törpülenmeyi insanlar arasında yaşayarak anlayabilir. Şahıslar arası ilişkiler onu pişirir, olgunlaştırır hamlığı kalkar gider ve herkesin hürmet ettiği arif bir insan olur.

 

 İşte, insanın yukarıda saydığımız özellikleri taşıyarak yaşaması ve sadece kendini düşünmesi, kendisinin dışında gelişen olaylara aldırış etmemesi o toplumda kendisini silik, sadece kendini düşünen bencil bir insan olarak yaşamasını sağlar. Bu aynı zamanda yalnızlıkları, etrafında candan dostlarının olmamasını çağrıştırır.

Bir kahvenin kırk yıl hatırı var, derler...

Acaba çayın hatırı kaç yıldır? Muhabbet, dostluk, çayla demlenir...

 

Sosyal hayatımızda en çok insanımız candan ve samimi olan dostlukları arıyor. Öyle dostlukları kurmuş insanlara gıpta ediyor. O dostlukları anlatan, gösteren sahneleri görünce özenle bakıp, kendisinin de öyle olmasını ve mutluluğu elde etmesini istiyor. Unutmayalım, dostlar; insanlar arasında, sosyal hayatta ilişkilerle var olma durumunu devam ettirirler. Bir insanı değerlendirirken onun yapmış olduğu davranışlara, hareketlere bakarak değerlendiririz. Eğer, insan bu davranışlar içerisinde bulunmuyorsa; kıyıdan, köşeden kaçarak sosyal hayattan insanlarla ilişki kurmaktan kaçıyorsa ; o insan hakkında hüküm vermek zordur. O insan, kendi dünyasında yalnızlığı yaşamaktadır. O nedenle toplu yaşamanın getireceği tüm iyi, ya da kötü, güzel ya da çirkin, sıcak ya da soğuk hiçbir davranıştan haberi olmayan bir varlık olarak hayatını devam ettirir.

İşte modern Dünyada buna egoizm, kendini düşünmek, ben merkezli yaşamak dolayısıyla tamamen kendi çıkarını, yararını düşünerek yaşamak diyorlar. Amma bu türlü yaşamak insanları mutlu etmediği gibi, yalnızlığa ve mutsuzluğa mahkum etmektedir.

İnsanlar, giderek yalnızlığa, gömülüyorlar...

 

Yukarıda anlatılanın tam tersi bir hayat yaşayan insanı düşünün. Toplum hayatının, sosyal hayatın her katmanında var. Akraba ve dostları ile ilişkileri , çevresindeki tüm komşuları ve yakınları ile olan irtibatları sürekli devam etmektedir. Bu insan bu hayat tarzında her türlü olaya şahit olacaktır. Çocukluğunda bilye oynadığı zaman, almış olduğu sıcaklığı mutluluğu zamanla insani ilişkileri doruğa çıkararak, elde edecektir. Bu zaman içerisinde her türlü kavramla tanışacaktır. İnsanları daha iyi tanıyacak. Her insanın farklı, farklı özellikleri olduğunu anlayacaktır. Her davranışın her insanda aynı etkiyi yapmadığını görecektir. İnsanlara güven, itimat gibi kavramların neler kattığını fark edecektir. Bu davranışlar sayesinde dostluğu, bencilliği, sıcaklığı, yakınlığı, paylaşmayı, acımayı, sevinmeyi, üzülmeyi… Kısacası hayatın her alanındaki kavramları yaşayarak öğrenecektir.

Ortaklaşa bir acıyı paylaşmak gerektiğini, sevince ortak olmak gerektiğini öğrenecektir. Kısacası insanlığı ve insanlığın gerektirdiği tavır ve davranışları öğrenecektir. Toplum içerisinde yaşayarak, ilişkiler açısından pişecektir. Olgun insan olacaktır. Peki bütün bunları insan tek başına yaşayarak öğrenebilir mi?

Elbette, HAYIR...

O halde, mutlu olabilmenin yolu; Önce insanın kendisiyle, barışık olmasından, geçer...

 

Haydin dostlar Hem Dini, hem Milli değerlerimize uygun bir şekilde yaşadığımız zaman yukarıda saydığımız mutlu ve mesut insanlar topluluğunu oluşturabiliriz. Biz zaten öyleydik. Ne oldu? Tüm bu değerleri kaybedip, yalnızlıklara terk edildik...

Medeniyetimizin, özünde bu yoktur.

Formül; Sen mutlu, ben mutlu... Sen neşeli, ben neşeli... Sen candan dost, ben dost..

Kalabalıkların yalnızlaştırdığı insanları değil; yalnızlıklarıyla bile; mutlulukları arayan, bulan, gülen, güldüren; insan olmak, amaç olmalıdır...

 

Nice, mutluluk dolu, yarınlara...

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
    1/20
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 505 152 45 78