• BIST 96.886
  • Altın 238,422
  • Dolar 5,8097
  • Euro 6,5316
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C

ASALET Mİ? EĞİTİM Mİ?

Nevin KILIÇ

İnsan ne kadar okursa okusun, değişmeye çalışırsa çalışsın bir geçmişi vardır.  Ve o geçmiş her zaman gölge gibi arkasından takip eder. Bazen önüne geçer bazen de arkasından gelir. Asla unutturmaz kendini asıl olan ruhudur. Özüdür. Mayasıdır. Yani asalet sonradan olmuyor.

Bu hikâyeleri okumuş ya da dinlemişsinizdir. Birde atasözleriyle taçlandırılırsa bu hikâyeler öyle güzel anlamlara sahip oluyor ki. En güzel verilen dersler diyebiliriz.  Tabi anlayana diyeceksiniz.  Emin olun anlıyorlar. Sadece renk vermiyorlar o kadar. Çünkü hiçbir sır saklı kalmaz hiçbir yalanda ölene kadar devam etmez. Bir insan bir sırrı bir yalanı ölene kadar sürdürecek kadar akıllı değildir. Bir yerde açık verir. Gerçek yüzü ortaya çıkar.

Birkaç örnek atasözüyle başlayalım konumuza.

‘'Poşanın kızını paşaya vermişler saraya gelin gitmiş. Bahçede gezerken fındık ağaçlarını görmüş ve bunlardan ne de güzel elek olur demiş. ‘' Asalet doğuştan gelir sonradan kazanılmaz diyerek hikâyemize başlayalım.  Birbiriyle bağlantılı olduğu için iki hikâyeyi de anlatmak istedim. Yorum sizlerin.

1. Hikâyemiz:

Ülkenin birinde padişah kedisini o kadar güzel eğitmiş ki, kedi padişah elini şaklattığında iki ayağı üzerinde yürüyerek ön iki ayağıyla da tepsi taşıyıp kahve servisi yapar hale gelmiş. Padişah bunu göstermek için vezirini ve saray görevlilerini toplamış ve gösterinin ardından vezirine;

'Bak vezirim eğitim ne kadar önemli?' demiş.

- Vezir evet haklısınız padişahım ama asalet de çok önemlidir. Öyle ki asalet olmadan eğitim o kadar da önemli değildir deyince Padişah sinirlenerek; 'hayır eğitim daha önemlidir 'dese de Vezir ısrarla asalet demiş. Padişaha göre eğitim vezire göre ise asalet daha önemli tartışma uzayıp gitmiş. Padişah nihayetinde sinirlenmiş ve demiş ki: 'Sana 3 gün süre veriyorum. İddianı ispat edemezsen, bil ki kellen benimdir.' Vezir evine dönmüş, bir yandan da üzülüyormuş; 'Niye inatlaştım durduk yere' diye söyleniyormuş. O gece uyumamış. İddiasını nasıl ispat edecek onu düşünmüş ama nafile, bulamamış. Ertesi gün ve gece boyunca da düşünmüş. Yine tık yok. Vezirin, ölüm korkusunun kasvetiyle kararan yüzü, 3. gün birden aydınlanmış. Ertesi günün sabahı, elinde küçük bir kutu kendinden emin bir şekilde padişahın huzuruna çıkmış.

Padişah kendinden emin sormuş 'ispatın nedir?' Vezir, padişaha önce kedisine kahve servisi yaptırmasını istemiş. Padişah elini şaklatmış ve kedi içeri girmiş ön ayaklarıyla taşıdığı kahve tepsisiyle yürümüş, tam padişaha kahvesini ikram edecekken, vezir elindeki kutudan küçük bir fareyi salıvermiş ortaya. Fareyi gören kedi tepsiyi padişaha fırlatarak farenin arkasından koşmuş. Kedinin asaleti fareyi görünceye kadarmış. Ne kadar eğitirseniz eğitin her şey aslına çeker. Aslına döner.

2. Hikâyemiz ise;

Bir gün suçu olmayan Salihlerden olan bir insanı kolundan tutup padişahın huzuruna getirirler ve sorgulamaya çalışırlar. Adamla birlikte yanında bir ihtiyar da gelir.  Padişah vezirlerine sorar nasıl bir ceza verelim der.  üç tane vezir sırasıyla suçluya verilmesi gereken cezayı açıklamaya başlar.

Birinci vezir: 'Bu adamı asalım, keselim, doğrayalım, biçelim' der.

Vezir sözünü bitirince suçlunun yanında gelen ihtiyar: 'Aslı hu nesli hu' der.

İkinci vezir: 'Bu adamı fırına atıp yakalım, ateşe sürelim' der. Sözünü bitirince yine o ihtiyar: 'Aslı hu nesli hu' der.

Üçüncü vezir: 'Yahu bu adamın suçu nedir ? Biz bunu ne keselim ne biçelim, ne de fırına atıp yakalım, biz bunu serbest bırakalım' der.

Üçüncü vezirin sözü bitince ihtiyar 'Aslı hu nesli hu' der. Yargılama biter. Padişah ve vezirler ihtiyarı merak eder ve ' vezirlerin her karar söylemesinde 'Aslı hu nesli hu dedin. Sen kimsin? Bu ne demektir?' diye sorarlar. İhtiyar anlatır.

Birinci vezire : 'Sen suçluya dedin ki, 'bunu keselim, biçelim, doğrayalım.' Çünkü senin aslın, neslin ve soyun kasaptır. Hayvanları keser, doğrarlardı. Sen ancak o işlerden anlarsın.

İkinci vezire: 'Sen suçluya dedin ki, 'bunu fırına atalım, yakalım, pişirelim, kızartalım' dedin. Çünkü senin de aslın, neslin, soyun fırıncıdır. Fırında ekmek pişirir, kuzu kızartırlardı. Sen de ancak o işten anlarsın.

Üçüncü vezire: 'Sen de 'bunun suçu nedir ? Onu serbest bırakalım' dedin. Senin aslın, neslin de adil, adaletli ve asaletlidir. Sen gerçekten adaletten anlarsın. İhtiyar kasap ararsanız birinci vezir, fırıncı ararsanız 2. vezir, adaletli birini ararsanız üçüncü vezirdir. Suçsuz ararsanız bu Allah (cc) dostu. Hızır ararsanız da benim' der ve oradan kaybolur gider.


İnsana sadece okulda verilen eğitim ile tamam olmuyor. Diploma ile olsaydı dünya bu kadar okumuş cahille dolmazdı.

ASALETMİ EĞİTİMMİ DİYE SORARSANIZ BENCE HER İKİSİ DE DERİM. SİZCE?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78