<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Sivas Bülteni - Son Dakika Güncel Sivas Haberleri</title>
                      <link>https://www.sivasbulteni.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sivasbulteni.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>sivas haber, sivas haberleri, sivas sondakika, son dakika sivas, sivas gazetesi, haber sivas</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Fri, 06 Mar 2026 09:04:37 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Sivas Bülteni - Son Dakika Güncel Sivas Haberleri - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Sivas Bülteni - Son Dakika Güncel Sivas Haberleri</copyright><item><title><![CDATA[Her Bütçeye Uygun Özel Sigorta Var Mı?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-her-butceye-uygun-ozel-sigorta-var-mi-394128.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-her-butceye-uygun-ozel-sigorta-var-mi-394128.html</link>
                    <description><![CDATA[Özel sağlık hizmetlerinden yararlanmak, yüksek maliyetler nedeniyle bazen zorlaşabilir. Bu noktada özel sağlık sigortaları devreye girer, daha geniş kapsamlı ve konforlu sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmayı hedefler. Peki, gerçekten her bütçeye uygun bir özel sigorta çözümü bulmak mümkün mü?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Özel sağlık hizmetlerinden yararlanmak, yüksek maliyetler nedeniyle bazen zorlaşabilir. Bu noktada özel sağlık sigortaları devreye girer, daha geniş kapsamlı ve konforlu sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmayı hedefler. Peki, gerçekten her bütçeye uygun bir özel sigorta çözümü bulmak mümkün mü?

Özel sağlık sigortaları, genel olarak yatarak tedavi ve ayakta tedavi olmak üzere iki ana teminat türünü içerir. Yatarak tedavi hastanede yatış gerektiren durumlar için güvence sağlarken, ayakta tedavi doktor muayeneleri, tahliller, röntgen ve benzeri poliklinik hizmetlerini kapsar. Bu temel teminatların yanı sıra doğum, diş, gözlük, check-up gibi ek teminatlar da poliçelere dahil edilebilir. Ancak teminat kapsamı genişledikçe, sigorta primleri de artar. Bu nedenle bütçenize uygun bir özel sağlık sigortası bulmak için öncelikle ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi net bir şekilde belirlemeniz önemlidir.

Her bütçeye uygun özel sigorta çözümü arayışında dikkat edilmesi gereken ilk nokta, sigorta şirketinin sunduğu poliçeleri karşılaştırmaktır. Sigorta şirketi farklı teminat seçenekleri ve farklı primlerle çeşitli poliçeler sunar. Bu sayede bütçenize en uygun poliçeyi kolayca bulabilirsiniz.

Özel Sağlık Sigortası Primleri

Özel sağlık sigortası primlerini etkileyen birçok faktör bulunur. Bunlar arasında yaş, cinsiyet, sağlık geçmişi, ikamet edilen şehir ve seçilen teminatlar yer alır. Örneğin genç ve sağlıklı bireyler için primler genellikle daha düşük olurken, yaşlı veya kronik rahatsızlıkları olan bireyler için primler daha yüksek olabilir. Benzer şekilde büyük şehirlerdeki hastane maliyetleri daha yüksek olduğu için, bu şehirlerde yaşayanlar için de primler daha yüksek olabilir. Bu nedenle, kişisel özelliklerinizi ve ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurarak bir poliçe seçmek, bütçenize uygun bir çözüm bulmanıza yardımcı olacaktır.

Özel sağlık sigortası yaptırmak isteyen ancak bütçesi kısıtlı olan kişiler için tamamlayıcı sağlık sigortası (TSS) önemli bir alternatif olabilir. TSS, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) güvencesi olan kişilerin SGK anlaşmalı özel hastanelerde ek ücret ödemeden veya daha az ücret ödeyerek tedavi olmalarını sağlar. TSS, özel sağlık sigortasına göre daha uygun primlerle sunulur ve temel sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli bir güvence sağlar. Bu nedenle, bütçeniz kısıtlıysa ve SGK güvenceniz varsa, tamamlayıcı sağlık sigortasını değerlendirmeniz önerilir.

Bütçenize uygun bir özel sağlık sigortası bulmanın bir diğer yolu da poliçenizdeki teminatları ihtiyaçlarınıza göre özelleştirmektir. Örneğin doğum teminatına ihtiyacınız yoksa veya ayakta tedavi teminatını daha dar kapsamlı tutmak istiyorsanız, bu teminatları poliçenizden çıkararak veya kapsamını daraltarak primlerinizi düşürebilirsiniz. Benzer şekilde belirli bir hastane zincirinde tedavi olmayı tercih ediyorsanız, sadece o hastanelerle anlaşması olan bir poliçe seçerek de prim avantajı elde edebilirsiniz.

Özel sağlık sigortası yaptırırken dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da sigorta şirketinin anlaşmalı olduğu hastane ağıdır. Geniş bir anlaşmalı hastane ağına sahip olan bir şirket size daha fazla seçenek sunar ve tedavi olmak istediğiniz hastaneyi seçme özgürlüğü verir. Ancak geniş bir ağa sahip olan poliçelerin primleri genellikle daha yüksek olabilir. Bu nedenle, bütçenizi ve tercihlerinizi göz önünde bulundurarak size en uygun hastane ağına sahip olan bir poliçe seçmeniz önemlidir.

Kısacası her bütçeye uygun bir özel sağlık sigortası bulmak mümkündür. Önemli olan ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi net bir şekilde belirlemek, sigortam.net özel tekliflerini karşılaştırmak, teminatları özelleştirmek ve bütçenize uygun bir ödeme planı seçmektir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Her Bütçeye Uygun Özel Sigorta Var Mı? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Mar 2025 09:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/her-butceye-uygun-ozel-sigorta-var-mi-122451-20250325.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/her-butceye-uygun-ozel-sigorta-var-mi-122451-20250325.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/her-butceye-uygun-ozel-sigorta-var-mi-122451-20250325.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Doç. Dr. Batık: “Psikolojik danışmanlık hizmetlerine olan ihtiyaç artıyor”
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-doc-dr-batik-psikolojik-danismanlik-hizmetlerine-olan-ihtiyac-artiyor-394011.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-doc-dr-batik-psikolojik-danismanlik-hizmetlerine-olan-ihtiyac-artiyor-394011.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Batık: “Psikolojik danışmanlık hizmetlerine olan ihtiyaç artıyor”
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Samsun İl Temsilcisi Doç. Dr. Meryem Vural Batık, artan sosyal stres faktörleri, ekonomik belirsizlikler, doğal afetler ve pandeminin etkilerinin bireylerin psikolojik danışmanlık hizmetlerine olan ihtiyacını önemli ölçüde arttırdığını söyledi.Samsun’da, 30 Eylül Ulusal Psikolojik Danışmanlar Gününü dolayısıyla basın açıklaması düzenlendi. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Samsun İl Temsilcisi Doç. Dr. Meryem Vural Batık tarafından düzenlenen açıklamada yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundu.Psikolojik danışma mesleğinin, 20’nci yüzyılın başlarında, psikolojinin bir bilim dalı olarak kabul edilmesiyle ortaya çıktığını söyleyen Doç. Dr. Meryem Vural Batık, ilk olarak savaş sonrası dönemde askerlerin yaşadığı ruhsal travmaları tedavi etmek amacıyla geliştirildiğini söyledi. Mesleğin, zaman içerisinde bireylerin duygusal ve zihinsel sağlıklarını korumaya yönelik bir alan olarak genişlediğine dikkat çeken Doç. Dr. Meryem Vural Batık, eğitim kurumları, sağlık hizmetleri, sosyal hizmetler ve insan kaynakları gibi birçok alanda psikolojik danışmanın rolünün giderek önem kazandığını ifade etti.“Psikolojik danışmanlık hizmetlerine olan ihtiyaç artıyor”Günümüzde psikolojik danışmanların bireylerin stres, anksiyete, depresyon gibi ruhsal zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olan profesyoneller olduğunu belirten Doç. Dr. Meryem Vural Batık, “Artan sosyal stres faktörleri, ekonomik belirsizlikler, doğal afetler ve pandeminin etkileri, bireylerin psikolojik danışmanlık hizmetlerine olan ihtiyacını önemli ölçüde artırmıştır. Gençler, aileler ve farklı yaş gruplarındaki bireyler, karşılaştıkları zorluklarla başa çıkabilmek için profesyonel destek arayışındadır. Psikolojik danışmanlar, bu süreçte bireylerin duygusal yüklerini hafifletmelerine ve sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkıda bulunmaktadır. Gelecekte psikolojik danışmanlık mesleğinin önemi daha da artacaktır. Teknolojik gelişmeler, çevrimiçi danışmanlık hizmetleri ve yenilikçi terapötik yöntemlerin yaygınlaşması, bireylerin daha erişilebilir ve etkili destek almasına imkan tanıyacaktır. Ayrıca, toplumsal değişimler ve kültürel çeşitliliğin artması, psikolojik danışmanların farklı geçmişlere sahip bireylerle etkili bir şekilde çalışabilme becerilerini geliştirmelerini gerektirecektir. Önleyici hizmetlerin ve toplumsal ruh sağlığı projelerinin artması, mesleğin geleceğinde önemli bir rol oynamaktadır” dedi.Psikolojik danışmanların, bireylerin yaşam kalitelerini artırarak toplumsal refaha katkıda bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Meryem Vural Batık, bu yıl 5’ncisi gerçekleştirilen 30 Eylül Ulusal Psikolojik Danışmanlar Günü’nü tebrik etti. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Batık: “Psikolojik danışmanlık hizmetlerine olan ihtiyaç artıyor”
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 15:01:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024180121_999e2eb74af224f4b1aaa4715aa0c880.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024180121_999e2eb74af224f4b1aaa4715aa0c880.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024180121_999e2eb74af224f4b1aaa4715aa0c880.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Alzheimer hastaları ve yakınlarına sosyal yaşam desteği
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-alzheimer-hastalari-ve-yakinlarina-sosyal-yasam-destegi-393993.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-alzheimer-hastalari-ve-yakinlarina-sosyal-yasam-destegi-393993.html</link>
                    <description><![CDATA[Alzheimer hastaları ve yakınlarına sosyal yaşam desteği
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Düzce Belediyesi Ertan Uçar Alzheimer Hastaları Gündüz Bakım Merkezi’nde, hastalar ve yakınları için detaylı hizmetler sunuluyor. Hem hastaların, hem de hasta yakınlarının yaşam kalitesini artırma hedefiyle ücretsiz hizmet sunan merkez, hasta müracaatlarını almayı sürdürüyor.Düzce Belediyesi Ertan Uçar Alzheimer Hastaları Gündüz Bakım Merkezi Sorumlusu Özge Mert, merkezin faaliyetleri ve sunduğu hizmetler hakkında bilgilendirmede bulundu. Bahçeşehir bölgesi Demetevler Mahallesi, Demetevler Caddesi’nde yer alan kurumun, alzheimer hastalarının semptomlarını yavaşlatmak ve ertelenmesini sağlamak amacıyla hizmet verdiğini ifade eden Mert, temel amaçlarının hastaların ve yakınlarının yaşam kalitesini artırmak olduğunu vurguladı.Hasta yakınlarının da kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Mert, “Bakım veren kişiler de kendi sosyal yaşamlarında aktif olabilecek ve günlük ihtiyaçlarını giderebilecekler. Hasta yakınları aynı zamanda kurumumuzda psikososyal destek alabilecekler. Bireysel görüşmeler, grup terapileri ve eğitimlerle hasta yakınlarını da güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.“Hastaların sağlığı günlük takip ediliyor”Gerontolog, sosyal hizmet uzmanı, ergoterapist, hemşire ve yaşlı bakım personelinden oluşan alanında uzman personelin hassasiyetle çalıştığını belirten Mert, “Kurumumuz; 3 adet etkinlik odası, dinlenme odası, revir, büro ve mutfaktan oluşuyor. Ayrıca kurum bahçemize yaşlıların fiziksel egzersiz ve hobilerini gerçekleştirebilecekleri yürüyüş yolu, sera ve hobi bahçesi bulunuyor. Genel etkinlikler, sağlık takibi, beslenme hizmeti ve hasta ailelerine psikolojik danışmanlık olmak üzere 4 alanda hizmet sunuyoruz. Hastalarımız 09.00’da gelip 16.30’da çıkacaklar. Merkezimize gelen hastalarımız; zihinsel, psiko-motor, bedensel, sanat, açık hava ve müzik aktiviteleri gerçekleştirecekler. Gerontoloğumuz, ergoterapistimiz ve hemşiremiz birlikte istişare ederek ve hasta ile de görüşerek onun isteği, ihtiyacı ve hobileri doğrultusunda hastaya özel etkinlik oluşturacaklar. Bu etkinliklerimizle hastalarımızın takibi yapılarak, alzheimer düzeyi tespit ediliyor ve bu bilgiler aileleri ile paylaşılıyor” ifadelerinde bulundu.Müracaatlar alınıyorHizmetlerin ücretsiz ve sosyal hizmet dahilinde olduğunu vurgulayan Özge Mert, hastaların kabul koşullarını ile ilgili ise “Hastaların Düzce Belediyesi hizmet sınırları içerisinde ikamet etmesi, bulaşıcı hastalıklarının olmaması ve Alzheimer tanısı almış olmaları, aynı zamanda kendi gereksinimlerini destekle bile olsa görebiliyor olmaları gereklidir. Müracaatlar Düzce Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ile merkezimize yapılabiliyor. Kurumumuz alzheimer hastalarının ve Düzce’nin hizmetindedir” şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Alzheimer hastaları ve yakınlarına sosyal yaşam desteği
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 14:33:01 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024173301_44b83add39d31f04ac058323a99c0a18.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024173301_44b83add39d31f04ac058323a99c0a18.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024173301_44b83add39d31f04ac058323a99c0a18.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hastanın kalp zarından kalp kapakçığı yapıldı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-hastanin-kalp-zarindan-kalp-kapakcigi-yapildi-393954.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-hastanin-kalp-zarindan-kalp-kapakcigi-yapildi-393954.html</link>
                    <description><![CDATA[Hastanın kalp zarından kalp kapakçığı yapıldı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Erzurum Şehir Hastanesi Kalp ve  Damar Kliniği’nden heyecanlandıran ve umut veren bir operasyona imza atılarak hastanın kalp zarından kalp kapakçığı yapıldı.Erzurum Şehir Hastanesi Kalp ve  Damar Kliniği doktorlarında Prof. Dr. Mehmet Ali Kaygın ve ekibi "OZAKİ" diye adlandırılan, kişinin kendi kalp zarından kalp kapakçığı yaparak başarılı bir ilke imza attı.“OZAKİ yöntemiyle hasta sağlığına kavuştu”Sağlık Bilimleri Üniversitesi  Erzurum Tıp Fakültesi Kalp  Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Kaygın, 24 yaşındaki Meral Taşçı’nın kendilerine nefes darlığı şikayetiyle geldiğini belirterek, “Yapılan tetkikler sonucunda hem aort kapağında hem de mitral kapağında patoloji tespit edildi. Hastamızın genç hasta olması nedeniyle ne yapabiliriz diye düşünürken, konseyde OZAKİ  yöntemi kararı verildi. OZAKİ yöntemi nedir? Hastanın kendi kalp zarında ağız kapağına yeni bir kapak dikilmesiyle bu patoloji düzeltiliyor. Eğer mekanik kapak kullanmış olsaydık hastamız ileriki dönemde kan sulandırıcı ilaç kullanacaktı. Bu da yine ileriki dönemde evlendiğinde çocuk sahibi olmasını zorlaştırıyordu. Belki de çocuk sahibi olamayacaktı. Şimdi hastamızın kendi kalp zarında yaptığımız kalp kapağıyla bundan sonra herhangi bir kan sulandırıcı kullanmayacak ve eğer ki evlendiğinde de çocuk sahibi olmak isterse de hiçbir patoloji olmadan çocuk sahibi olabilecek” dedi.“Sık sık hastaneye gelmek zorunda olacaktı”Küçük kesi ile yapıldı. Bu dünyada yeni yeni gelişen bir yöntem. Bizde Erzurumumuzda ameliyat yaparak hastalarımıza şifa dağıtmaya devam ediyoruz. 4 saat bir operasyondan sonra hem aort kapağını hem de mitral kapağını tamir ettik. Hastamız şu anda taburcu aşamasına geldi. Bu uygulamanın on beş yıllık bir geçmişi var buradaki ameliyatın. Takiplerinde de çok iyiye gidiyor. Eğer ki hastayı mekanik bir kapak takmış olsaydı bahsettiğim şekilde bu kan sulandırıcı dediğimiz ilaç kullanmak zorunda olacak, hem bazı yiyecek ve  meyveleri yiyemeyecekti. Ve sık sık da hastaneye gelip kan tahlili yapmak zorunda kalacaktı. Artık Meral’in bundan sonra böyle bir sıkıntısı olmayacak. Uygun hastalara ve  genç hastalara, aort çapı yirmi beş milimden küçük olan hastalara yapılabiliyor. Tabii ki her hastaya uygulanmıyor. Özellikle genç hastaları tercih ediliyor.”“Nefes darlığı çekiyordum, yürüme zorluğum vardı”Yeni yaşına Erzurum Şehir Hastanesi’nde girdiğini söyleyen Meral Taşçı, “ Nefes darlığı çok çekiyordum. Yürümekte zorlanıyordum. Sonra  hastaneye  aşamasına girdim. Geldiğimde kardiyolojiyi polikliğine müracat ettim. Oradan da beni Mehmet Ali hocama yönlendirdiler. Tabii Mehmet Ali hocama ulaşmak epeydir zordu. Çok yoğun şekilde çalışan birisi. Sonuçlarıma baktı. Her şey kontrol etti. İlk başta çok korkuyordum. İlk defa böyle bir ameliyat olacaktım. Hocam beni çok rahatlattı. Burada yeni yaşıma girdim” şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Hastanın kalp zarından kalp kapakçığı yapıldı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 14:00:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024170051_7f30b4ed2870979a3b2049b97d2e263e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024170051_7f30b4ed2870979a3b2049b97d2e263e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024170051_7f30b4ed2870979a3b2049b97d2e263e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalın bağırsağında tümör bulunan hasta Diyarbakır’da sağlığına kavuştu
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-kalin-bagirsaginda-tumor-bulunan-hasta-diyarbakirda-sagligina-kavustu-393925.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-kalin-bagirsaginda-tumor-bulunan-hasta-diyarbakirda-sagligina-kavustu-393925.html</link>
                    <description><![CDATA[Kalın bağırsağında tümör bulunan hasta Diyarbakır’da sağlığına kavuştu
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hatay’dan Diyarbakır’a gelen Şaziye Balcı isimli hasta, kalın bağırsağındaki tümörün lapaorkopik yöntemle alınmasıyla sağlığına kavuştu.Hatay’dan Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine tedavi için gelen Şaziye Balcı (45), rektumda tespit edilen tümör, Cerrahi Onkoloji Kliniğinde TAMIS-NOTES (Transanal Minimal İnvaziv Cerrahi-Doğal Açıklıklardan Transluminal Endoskopik Cerrahi) yöntemiyle başarılı bir operasyon geçirerek sağlığına kavuştu.Cerrahi Onkoloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Salim İlksen Başçeken, Diyarbakır’da 2 yıl önce uygulamaya başladıkları yöntemin 15’ncisini gerçekleştirdiklerini söyleyerek, laparoskopik yöntemle tümörün çıkartıldığını, ameliyatın ertesi gününde Balcı’yı taburcu ettiklerini söyledi.Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Abit Yaman, ameliyat esnasında kesi kullanılmayan Balcı’nın ameliyat sonrasında günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek duruma geldiğini söyledi.  Dr. Yaman, "Umuyoruz ki, patoloji sonuçları da olumlu gelir ve başka bir tedaviye gerek kalmaz. Kliniğimizde son teknolojiyle kapalı kanser ameliyatlarını başarıyla uyguluyoruz" dedi.Şaziye Balcı, kalın bağırsağımda tümör olduğunu öğrendiğimde önce Adana’da tedavi olmak istediğini burada torba takılması önerisi aldığını kaydetti. Balcı, "Kabul etmek istemedim ve Diyarbakır’da kesi yapılmadan bu ameliyatın gerçekleştirildiğini öğrendim. Ameliyatımı burada oldum, ertesi gün normal yaşantıma döndüm. Bugün taburcu oluyorum, doktorlarıma çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kalın bağırsağında tümör bulunan hasta Diyarbakır’da sağlığına kavuştu
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 13:30:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024163047_7f0394911918e87b692a3998c6a22809.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024163047_7f0394911918e87b692a3998c6a22809.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024163047_7f0394911918e87b692a3998c6a22809.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bildirici’den Doğum Haftası açıklaması
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-bildiriciden-dogum-haftasi-aciklamasi-393917.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-bildiriciden-dogum-haftasi-aciklamasi-393917.html</link>
                    <description><![CDATA[Bildirici’den Doğum Haftası açıklaması
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, "1-7 Ekim Normal Doğum Haftası" kapsamında yaptığı açıklamada, normal doğumun 38-42. gebelik haftaları arasında, kasılmaların başlaması ve rahim ağzının açılması ile bebeğin ve plasentanın vajinal yolla doğması olarak tanımlandığını belirtti.Normal doğumun hem anne hem de bebek için en doğal ve fizyolojik yöntem olduğunun altını çizen Bildirici, bu doğum şeklinin birçok avantaj sunduğunu vurguladı. Normal doğum yapan kadınların daha kısa sürede eski vücut şekillerine kavuşarak normal aktivitelerine dönebildiğini, aynı zamanda bebeklerini hemen kucaklayıp daha erken emzirmeye başladıklarını ifade etti. Ayrıca, anne ile bebek arasındaki duygusal bağın bu süreçte daha hızlı kurulduğunu belirtti. Vajinal doğum sırasında bebeğin göğüs kafesine uygulanan baskı sayesinde akciğerlerindeki sıvının boşaldığını ve bunun da bebeğin daha rahat nefes almasını sağladığını açıkladı. Buna karşın, zamanından önce yapılan isteğe bağlı sezaryen doğumlarda bebeklerde solunum sıkıntılarının daha sık görüldüğünü ifade etti. Ayrıca, hastanede kalış süresi ile annede hastalık, sakatlık ve ölüm riskinin normal doğumda daha az olduğunu da ekledi.Bildirici, normal doğumun riskli olduğu veya anne ve bebeğin hayatını tehlikeye atabilecek durumlarda sezaryenin yapılması gerektiğini, ancak tıbbi bir gerekçe yoksa gebelerin normal doğuma yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bildirici’den Doğum Haftası açıklaması
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 13:06:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024160613_e8887dc991d6ba14a214f35ba849353b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024160613_e8887dc991d6ba14a214f35ba849353b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024160613_e8887dc991d6ba14a214f35ba849353b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Nilüfer’de adımlar kalp sağlığı için atıldı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-niluferde-adimlar-kalp-sagligi-icin-atildi-393913.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-niluferde-adimlar-kalp-sagligi-icin-atildi-393913.html</link>
                    <description><![CDATA[Nilüfer’de adımlar kalp sağlığı için atıldı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Nilüfer Belediyesi ve Medicana Bursa Hastanesi, Dünya Kalp Günü’nde, kalp sağlığına dikkat çekmek için doğa yürüyüşü düzenledi.Nilüfer Belediyesi ve Medicana Bursa Hastanesi, 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde anlamlı bir etkinliğe imza attı. Belediye ve hastane çalışanları, Kadriye Mahallesi’nden başlayıp İnegazi Mahallesi’nde sona eren 8 kilometrelik parkurda düzenledikleri yürüyüşle kalp sağlığına dikkat çekti.Özel Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Remzi Karşı kalp hastalıklarının en yaygın ölüm sebebi olduğuna dikkat çekerek, “Bu yürüyüşle farkındalık oluşturmayı hedefledik” dedi.Yürüyüş, Deliktaş Mağarası üzerinden geçerek tamamlandı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Nilüfer’de adımlar kalp sağlığı için atıldı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 13:05:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024160529_57828a4507b8e7b4a50a7f70ac863ba8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024160529_57828a4507b8e7b4a50a7f70ac863ba8.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024160529_57828a4507b8e7b4a50a7f70ac863ba8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GAÜN Diş Hekimliği Fakültesi’nde dijital laboratuvar kuruldu
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-gaun-dis-hekimligi-fakultesinde-dijital-laboratuvar-kuruldu-393894.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-gaun-dis-hekimligi-fakultesinde-dijital-laboratuvar-kuruldu-393894.html</link>
                    <description><![CDATA[GAÜN Diş Hekimliği Fakültesi’nde dijital laboratuvar kuruldu
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’nin (BAP) desteğiyle GAÜN Diş Hekimliği Fakültesi’nde Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı’na "Dijital Laboratuvar" kuruldu.GAÜN Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Aydın’ın öncülüğünde yürütülen ve Doç. Dr. Derya Gürsel Sürmelioğlu, Dr. Öğr. Üyesi Ezgi Yeniçeri Hilaloğlu, Dr. Öğr. Üyesi Ayşenür Güngör Borsöken ile Uzm. Dt. Songül Özdögen’in katkı sağladığı proje fakülteye modern bir altyapı kazandırmayı hedefliyor. Akademik ve klinik personelin eğitimlerini tamamlayan Cdt. Gökmen Sarımeşinli’nin öncülüğünde, dijital laboratuvar kısa sürede faaliyete geçecek. Laboratuvarın aktif olarak üretime geçmesiyle birlikte fakültede restoratif ve protetik tedaviler, fakülte imkanlarıyla yapılabiliyor. Bu sayede, dışa bağımlılık önemli ölçüde azalırken, klinik süreçler de büyük ölçüde hızlanıyor.Yeni dijital laboratuvar, restoratif ve protetik tedavi süreçlerinde hem estetik açıdan üstün restorasyonların elde edilmesini sağlıyor hem de maliyetlerde önemli bir düşürüyor. Bu gelişme, fakülteye ekonomik olarak da büyük katkı sunarken, hastaların tedavi sürecini kısaltıyor. Daha hızlı, estetik ve uygun maliyetli tedaviler, fakültenin hem akademik hem de klinik çalışmalarını güçlendiriyor.Dijital diş laboratuvarı, sadece tedavi sürecini iyileştirmekle kalmıyor, aynı zamanda öğrencilere ve personelin dijital teknolojilerle tanışması için de önemli bir eğitim alanı sunuyor. Bu sayede, modern diş hekimliği uygulamalarına uyum sağlanarak, geleceğin diş hekimleri daha donanımlı bir şekilde yetişecek.Laboratuvarın kurulmasıyla birlikte, fakülte dışından alınan hizmetlere olan ihtiyaç da önemli ölçüde azalıyor. Bu durum, hem zaman hem de maliyet tasarrufu sağlarken, fakülte içi üretim kapasitesinin artmasına ve klinik çalışmaların daha verimli hale gelmesine katkıda bulunuyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[GAÜN Diş Hekimliği Fakültesi’nde dijital laboratuvar kuruldu
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 13:01:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024160153_65e6cf11cb2c60b254c5a5ad17fc8d3d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024160153_65e6cf11cb2c60b254c5a5ad17fc8d3d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024160153_65e6cf11cb2c60b254c5a5ad17fc8d3d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Doç. Dr. Barış: "Covid-19 aşıları kalp krizlerini önlemekte"
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-doc-dr-baris-covid-19-asilari-kalp-krizlerini-onlemekte-393875.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-doc-dr-baris-covid-19-asilari-kalp-krizlerini-onlemekte-393875.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Barış: "Covid-19 aşıları kalp krizlerini önlemekte"
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gaziantep Şehir Hastanesi Doç. Dr. Kardiyoloji Uzmanı Veysel Özgür Barış, Covid-19 aşılarının kalp krizini önlediğini söyledi.Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında kalp sağlığına dikkat çekmek ve toplumu bilinçlendirmek amacıyla özel bir etkinlik düzenledi. Her yıl dünya genelinde kutlanan bu önemli gün, kalp hastalıklarının küresel sağlık üzerindeki etkilerine vurgu yaparak, bu hastalıkların önlenmesi konusunda farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Büyükşehir Belediyesinin organize ettiği etkinlik, hem yetişkinler hem de çocuklara yönelik kapsamlı bilgilendirme çalışmalarıyla kalp sağlığına dair önemli mesajlar verdi. Etkinlik kapsamında Gaziantep Şehir Hastanesi Doç. Dr. Kardiyoloji Uzmanı Veysel Özgür Barış, kalp hastalıklarının önlenmesi için sağlıklı yaşam önerileri sunarken, katılımcılara kalp sağlığını korumanın yolları hakkında eğitimler verdi. Doç. Dr. Kardiyoloji Uzmanı Veysel Özgür Barış, Covid-19 aşılarının kalp krizini önlediğini söyledi.“Kalp krizini önlemek bizim elimizde”Kalp krizini önüne geçmek için neler yapılması gerektiğini anlatan Doç. Dr. Barış, “Hepimizin bildiği gibi hepimizin bir kalbi var. Bir tane hayatımız var. Kalbimize iyi bakmamız gerekiyor. Şu anda bütün dünyada erken ölümlerin en büyük sebebi kalp hastalıkları oluşturmakta. Çalıştığımız merkezde ortalama 20 hastaya kalp krizi nedeniyle hastalar geliyor. Yıllık olarak her gün 7 bin kişi gelmekte. Kalp krizini önlemek bizim elimizde. Kalp krizinin önüne geçebilmek için iyi beslenmemiz gerekiyor. Sigaradan uzak durulması gerekiyor. Hareketli ve spor yapmamız gerekiyor” dedi."Kalp krizi 30’lu yaşlara indi”Doç. Dr. Barış, “Önceden kalp krizleri geç yaşlarda olurdu. Şu an bu sayı 30’lu yaşlara kadar düştü. Gelişen teknolojinin getirmiş olduğu hareketsizlik nedeniyle çok daha küçük yaş gruplarında da görmekteyiz. Aşı değil Covid-19 kalp krizine neden olmakta. Aşı ise kalp krizlerini önlemektedir” diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Barış: "Covid-19 aşıları kalp krizlerini önlemekte"
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 12:33:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024153353_d9072b4d67d03cd071b51ad70990eac8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024153353_d9072b4d67d03cd071b51ad70990eac8.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024153353_d9072b4d67d03cd071b51ad70990eac8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diyarbakır’da kırsal ilçelerde 500 gıda işletmesi denetlendi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-diyarbakirda-kirsal-ilcelerde-500-gida-isletmesi-denetlendi-393855.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-diyarbakirda-kirsal-ilcelerde-500-gida-isletmesi-denetlendi-393855.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyarbakır’da kırsal ilçelerde 500 gıda işletmesi denetlendi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, halkın sağlıklı gıdaya ulaşması amacıyla ilçe belediyeleriyle 500 gıda işletmesine denetim yaptı.Belediyeden yapılan açıklamada, Sağlık İşleri Daire Başkanlığı tarafından kurulan Gıda Denetim Koordinasyonu, kent merkezi ve kırsal ilçelerde 80 personel ile beraber 30 günde 13 kırsal ilçede bulunan okul kantini, fırın, market, kasap, lokanta gibi toplam 500 işyerine hijyen kuralları, gıdaları depolama şekli ve üretim yerlerinin temizliği ile ilgili denetim yaptı. Açıklamada, halkın sağlıklı gıdaya erişimi için denetimlerin devam edeceği belirtildi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Diyarbakır’da kırsal ilçelerde 500 gıda işletmesi denetlendi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 12:05:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024150552_47a39d654126eebc80d10dfa18b82e4f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024150552_47a39d654126eebc80d10dfa18b82e4f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024150552_47a39d654126eebc80d10dfa18b82e4f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-bati-karadeniz-bolgesinde-bir-ilk-393848.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-bati-karadeniz-bolgesinde-bir-ilk-393848.html</link>
                    <description><![CDATA[Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’nde Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Engin Denizhan Demirkıran, bölgede ilk kez Thulium Fiber Lazer (THUFLEP) yöntemiyle prostat ameliyatı gerçekleştirdi. Yeni nesil lazer teknolojisi, prostat ameliyatlarında sağladığı avantajlarla dikkat çekiyor.Dr. Engin Denizhan Demirkıran, prostat ameliyatlarında geleneksel yöntem olan Transuretral rezeksiyon (TUR-P) ile Bipolar Enukleasyon (BİPOLEP) yöntemlerinin kullanıldığını bu yöntemlere BEUN Hastanesi bünyesine kazandırılan Thulium Fiber Lazer (THUFLEP) cihazı ile yenilik kazandırıldığına vurgu yaptı.Geleneksel yöntemlerden olan TUR-P ile prostatın kesilerek belirli bir seviyeye kadar inilebildiğini ve hastalığın tekrarlama ihtimalinin yüksek olduğunu anlatan Demirkıran, bir diğer yöntem olan BİPOLEP’de prostatın elektrik enerjisi ve itme kuvvetiyle kapsülden ayrılarak çıkarılmasının sağlandığını hatırlattı. Ancak Thulium Fiber Lazer yönteminin ise yenilik getirerek prostatın lazerle kesilerek tamamının kolaylıkla çıkartılabildiğini ve tekrarlama ihtimalinin düşük olduğunu anlatan Demirkıran şöyle dedi:"Bölgemizde ilk kez gerçekleştirdiğimiz Thulium Fiber Lazer (THUFLEP) prostat ameliyatı, klasik yöntemlere göre pek çok avantaj sunuyor. Daha önce yapılan TUR-P ameliyatlarında belirli bir alanı açarak işlem sonlandırılırken, bu yeni lazer teknolojisiyle prostat dokusu kapsül ile prostat arasından çıkarılabiliyor. Bu, hastalığın tekrarlama ihtimalini en aza indirirken, kanama riskini de büyük ölçüde azaltıyor. İlk hastamızı ameliyattan bir gün sonra taburcu ettik ve sondasını çıkararak idrar yapabildiğini gözlemledik.”"Hastalarımız büyükşehirlere gitmeden hastanemizde tedaviyi alabilecekler"Dr. Demirkıran, Thulium Fiber Lazer ile yapılan ameliyatın avantajlarına da değindi. Bölgede ilk kez yapılan ameliyatla birlikte artık hastaların büyükşehirlere gitmek yerine BEUN Hastanesi’nde ameliyat olabileceğini ifade eden Demirkıran, “Bu teknoloji sayesinde daha büyük bir doku çıkarılması, hastaların çok daha rahat bir şekilde idrar yapabilmesine imkan tanıyor. Ayrıca, lazer enerjisi sayesinde neredeyse hiç kanama olmuyor. Bölgemizde böyle bir lazer cihazı daha önce bulunmuyordu. Artık hastalarımız büyükşehirlere gitmeden bu tedaviyi burada alabilecekler" diye konuştu.Dr. Demirkıran ayrıca hastanede uzun zamandır uyguladıkları Bipolar Enükleasyon Prostat (BİPOLEP) cerrahisi ile Thulium Fiber Lazer arasında teknik farklılıklar olduğunu belirterek, BİPOLEP cerrahisinin 2 yıldır hastanede uygulandığını, THUFLEP cerrahisinin ise ilk kez uygulandığını açıkladı. Demirkıran, “BİPOLEP’de elektrik enerjisi kullanırken, Thulium Fiber Lazer’de son teknolojik lazer enerjisi kullanıyoruz. Her iki yöntem de benzer avantajlar sağlasa da, lazer teknolojisi kanama açısından ek bir fayda sağlıyor.”Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, prostat ameliyatlarında ileri teknolojilerle hastalarına modern tedavi seçenekleri sunmaya devam ediyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 12:04:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Selim Badur: “Grip aşısı Kasım’da olunmalı”
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-prof-dr-selim-badur-grip-asisi-kasimda-olunmali-393806.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-prof-dr-selim-badur-grip-asisi-kasimda-olunmali-393806.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Selim Badur: “Grip aşısı Kasım’da olunmalı”
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen Grip Aşıları Sempozyumu’nda grip aşılarının önemi vurgulandı. Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, grip mevsiminin ötelendiğini, ülkemizde özellikle gribin Şubat sonu Mart ortasında pik yaptığını söyledi. Grip aşısının koruyuculuğunun ortalama 8 ay olduğunu vurgulayan Badur, özellikle yaşlılar, 65 yaş üzerinde ya da kronik hastalığı olan immün sistemi iyi çalışmayan kişilerin Kasım ayında aşı olması gerektiğini söyledi.İstanbul Atlas Üniversitesi Dr. Ralph A. Defronzo Oditoryumu’nda düzenlenen sempozyumda grip virüsü, gripten korunmanın yolları ve grip aşılarına ilişkin bilgi verildi.Prof. Dr. Faruk Aydın: “Basit önlemler almak kritik bir yaklaşımdır”Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın, mevsimsel grip sezonunun başladığını duyurmak ve nasıl önlemler alınması gerektiğini belirtmek amacıyla sempozyumu düzenlediklerini söyledi. Grip nedeniyle her yıl milyonlarca insanın etkilendiğini kaydeden Aydın, “Grip yaygın ve kolay bulaşan bir virüsün neden olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Kış aylarının gelmesiyle grip vakalarının artış gösterdiği bu dönemde hastalığın önlenmesi ve kontrol büyük önem taşımaktadır. Hepimizin bildiği gibi basit önlemler almak hem bireysel sağlığımızı korumak hem de toplumsal bağışıklığı güçlendirmek adına oldukça kritik bir yaklaşımdır. Bugün burada hem virüsü tanıyacağız hem de grip aşısının önemine, hijyen kurallarına ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarına dikkat çekilecektir” dedi.Prof. Dr. Selim Badur, grip ve aşılarla ilgili merak edilenleri anlattıİstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, “Grip ve Grip Aşıları Hakkında Merak Edilenler” başlıklı konuşmasında grip aşısının ne zaman olunması gerektiği, grip aşısının koruyuculuğunun süresi, grip aşılarının etkinliği gibi pek çok merak edilen sorulara ilişkin bilgi verdi.İnfluenza, virüslerin Lady Gagası’dırGripte çok değişken bir virüsle karşı karşıya olunduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Genellikle çok bulaşıcı, hızlı bulaşan bir virüs. Dış şartlara dirençli, kolay kolay ölmüyor. Belirli patolojilerde ölümcül olabiliyor. Özellikle kronik hastalığı olanlarda o hastalığın ağırlaşmasına yol açıyor. Komplikasyonsalara yol açıyor. Bu önemli hastalık için Lady Gaga benzetmesi yapılıyor. Ben de bu benzetmeyi kullanıyorum. 2013 yılında Nature Medicine dergisinde yer alan bir yazıda ‘İnfluenza virüsü virüslerin Lady Gagası’dır deniyor. Gerçekten Lady Gaga gibi görüntüsü çok sık değişen bir virüsle karşı karşıyayız” dedi.Grip virüsü bakteri enfeksiyonlarına zemin hazırlıyorGrip virüsünün bakteri enfeksiyonlarına zemin hazırladığını belirten Badur, “Olguların çoğunda sekonder bakteri enfeksiyonları ortaya çıkıyor. Pnömokok bakterileri için akciğerde birtakım reseptörler var. Ama üstü örtülü. Grip gelince o örtüyü kaldırıyor ve reseptörler açığa çıkıyor ve böylece pnömokok bakterileri daha fazla enfeksiyon etkeni olarak karşımıza çıkıyor” dedi.Grip aşısının koruması ortalama 8 ay sürüyorHer sene grip aşısı olunmasının nedenine vurgu yapan Badur, “Aslında bizim her sene grip aşısı olma nedenimiz, virüsün antijenik tip değişiminden çok, korumanın ortalama 8 ay olmasıyla ilgili. Özellikle basın organlarında, medyada, sosyal medyada ve kamuoyunda bu iddia edilse de asıl sebep virüsün değişikliği nedeniyle değil, korumanın kısıtlı olması. Bu nedenle biz her yıl grip aşısı oluyoruz” dedi.Grip mevsimi ötelendiGrip aşısının ne zaman olunması gerektiğini de belirten Badur, “2003-2012 arasındaki laboratuvar bulgularına göre büyük Muhtemelen küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilgili olarak grip mevsimi ülkemizde bir parça ötelendi. İleriye doğru sarktı. Kasım ve aralık ayında grip görmüyoruz. Ne zaman görüyoruz? Ocakta artmaya başlıyor, Şubat’ta pik yapıyor, Mayıs sonuna kadar devam ediyor. Buradan çıkan sonuca göre grip mevsiminin tarihlerini bildiğimiz zaman grip aşısını ne zaman olmalıyız? 2014-2015 sezonu bulgularına göre ABD’de 51’inci hafta, Avrupa genelinde dördüncü hafta, Türkiye’de 8 ya da 10’uncu hafta yani Şubat sonu Mart ortasında pik yapıyor. En fazla bu dönemde grip aktivitesi görülüyor.Grip aşısı Kasım ayında yapılmalıdırGrip aşısının koruyuculuğunun ortalama 8 ay olduğunu kaydeden Badur, “Grip aşısının koruyuculuğu ve antikor stresi düşüyor. Özellikle yaşlılar, 65 yaş üzerinde ya da kronik hastalığı olan immün sistemi iyi çalışmayan kişileri Eylül ayında grip aşısı yaptığınız zaman aktivitenin pik yaptığı zaman Ocak ayı sonunda antikorlar azalmakta. Bu nedenle grip aşısı yaptırma ayı Kasım olarak belirtilmelidir” dedi.Doç. Dr. Özge Ünlü: “Grip aşısı kronik hastalığın ağırlaşmasına karşı önemli bir önleyici”İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Ünlü, “Grip Aşılarının Önemi” başlıklı konuşmasında influenzanın hastalık yükünün yanı sıra sağlık bakım maliyetleri ve iş gücü/üretkenlik kaybı nedeniyle ciddi bir finansal yük oluşturduğunu vurguladı. Çocukların gribin yayılmasında en önemli vektörlerin başında geldiğini belirten Ünlü, “Çocuklar birincil vektörlerdir ve yüksek riskli popülasyonlar da dahil olmak üzere toplumda influenzanın yayılmasında önemli rol oynar” dedi. Ünlü grip aşısının belirli kronik hastalıkları olan kişiler için kronik hastalığın ağırlaşmasına karşı önemli bir önleyici olduğunun da altını çizdi.Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Eran: “Gribi önlemenin ve kontrol etmenin en etkili yöntemi aşı”İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Eran ise “Grip Aşılarının İçeriği ve Üretimi” başlıklı konuşmasında grip aşısının gribi önlemenin ve kontrol etmenin en etkili yöntemi olduğunu belirterek “2 yaş üstü çocuklarda ve sağlıklı yetişkinlerde en etkili yöntemdir. Mevsimsel grip aşısının etkinliği yüzde 10 ile yüzde 60 arasında değişmektedir. En düşük etkinlik aşı suşlarının dolaşımdaki suşlarla iyi eşleşmemeleriyle ortaya çıkar” dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Selim Badur: “Grip aşısı Kasım’da olunmalı”
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 11:30:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024143049_983af67c3acd8888642f48d4c9ff3ba3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024143049_983af67c3acd8888642f48d4c9ff3ba3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024143049_983af67c3acd8888642f48d4c9ff3ba3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[’Ani sıcaklık değişimleri hastalıkları tetikliyor’
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-ani-sicaklik-degisimleri-hastaliklari-tetikliyor-393781.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-ani-sicaklik-degisimleri-hastaliklari-tetikliyor-393781.html</link>
                    <description><![CDATA[’Ani sıcaklık değişimleri hastalıkları tetikliyor’
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, "Ani sıcaklık değişimleri kişilerin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor" dedi.Havaların bir ısınıp bir soğumasından dolayı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Uzm. Dr. Özkan Akyol, mevsimsel sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu hastalıklar ve alınabilecek önlemler hakkında uyarılarda bulundu. Mevsimsel sıcaklıkların bu dönemde çok fazla değişim gösterdiğini dile getiren Uzm. Dr. Akyol, "Sabah evden çıkarken çok soğuk başlayan gün, öğle saatlerinde çok fazla sıcak devam edebiliyor ya da bir gün hava güneşli ve çok sıcakken sonraki gün aniden çok soğuyabiliyor.. Bu sıcaklık değişimleri kişilerin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Sıcaklık değişimleri sindirim sistemimizi, duygu durumumuzu dahi etkilerken başka birçok hastalığı da tetikleyebiliyor. Hava değişiklikleri sebebiyle yaşanan problemlere karşı bazı önlemler almak sağlığımız için etkili olacaktır" diye konuştu."Alerjik astımı olanlar dikkat etmeli"Sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu şikâyetlere dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, "Mevsimsel değişiklikler yılın son aylarında hayatımızı daha fazla etkiliyor. Bu aylarda özellikle alerjik astım, KOAH, grip, nezle gibi solunum yolu hastalıkları artış göstermektedir. Alerjik astımı olan kişiler mutlaka kendini çok iyi korumalıdır. Sıcaklığın ani değişmesi öksürük, nefes darlığı, solunum yolu problemi, hayat konforumuzu etkileyecek burun tıkanıkları gibi problemleri artırmaktadır. Viral enfeksiyon hastalıkları çokça karşılaştığımız durumlardır" şeklinde konuştu."65 yaş üstü kişiler yıllık aşılarını ihmal etmemeli"Özellikle 65 yaş üstü kişiler, bağışıklık sistemi düşük olanlar ve kalabalık ortamda çalışanları uyaran Dr. Akyol, şunları söyledi: "Bu kişiler için mevsim geçişi hastalıklarının ilk adresidir. Bazı önlemler alınması hastalıklardan korunmada fayda sağlayacaktır. Öncelikle soğuk havalara karşı korunaklı giyinmeli ve uzun süre soğuğa maruz kalınmamalıdır. Soğuk havaya göre giyinirken günün ilerleyen saatlerinde havanın ısınabileceğine göz önüne alarak aşırı kalın giyinmemek de önemlidir. Bu ay seyreden yüksek sıcaklık kişilerin ince giyinmesine sebep oluyor, unutmamalıyız ki kış mevsimindeyiz ve Şubat ayındayız. Bir artan bir düşen sıcaklıklar sağlığımız için problem oluşturmaktadır. 65 yaş üstü kişiler mutlaka yıllık aşılarını yaptırmalıdır. Astım, KOAH gibi hastalığı olanlar doktor takiplerini ihmal etmemelidir. Tansiyon ve kalp hastaları tedavilerini düzenli yaptırmalıdır. Bol lifli gıdalar tüketmeli ve doğal beslenmelidirler. Bol su tüketimi çok önemlidir. Spor ve bedensel aktiviteler sağlığımızı korumamıza yardımcı olur. Güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamak zihinsel ve bedensel olarak kişiye katkı sağlar. Bu önlemlerin alınması, kendimizi salgın ve hastalıklara karşı korumamızda çok büyük fayda sağlayacaktır." ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[’Ani sıcaklık değişimleri hastalıkları tetikliyor’
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 11:00:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024140039_38d12e2a77d3d81127e407bd8c23690a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024140039_38d12e2a77d3d81127e407bd8c23690a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024140039_38d12e2a77d3d81127e407bd8c23690a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanser ve pek çok hastalığa MetaSystems ile yapay zeka destekli tanı imkanı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-kanser-ve-pek-cok-hastaliga-metasystems-ile-yapay-zeka-destekli-tani-imkani-393761.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-kanser-ve-pek-cok-hastaliga-metasystems-ile-yapay-zeka-destekli-tani-imkani-393761.html</link>
                    <description><![CDATA[Kanser ve pek çok hastalığa MetaSystems ile yapay zeka destekli tanı imkanı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, yapay zeka desteği ve dünyada ilk kez 20x objektif ile görüntü elde edebilme yeteneği ile devrim oluşturan “MetaSystems Yapay Zeka (AI) Destekli Kromozom ve FISH (Fluorescence In Situ Hybridization) Görüntüleme Sistemi”ni kullanmaya başladı.Genetik tarama ve analizler, kanser ve pek çok genetik hastalıkta erken tanı ile uzmanlara erken müdahale imkanı sağlıyor. Son teknoloji sistemlerle hizmet kapasitesini artırmaya devam eden Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Genetik Tanı Laboratuvarı, MetaSystems sistemini kullanmaya başladı.Kansere yönelik genetik taramalar artık 1,5 dakika sürecekGenetik analiz süreçlerini çok daha hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirebilen “MetaSystems Yapay Zeka (AI) Destekli Kromozom ve FISH (Fluorescence In Situ Hybridization) Görüntüleme Sistemi” test sonuçlarının doğruluğu ve kalitesini de önemli ölçüde iyileştiriliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Genetik Laboratuvarı, yeni sistemi sayesinde periferik kan, kemik iliği, amniyon sıvısı, abort materyali, koryon villus materyali ve kordon kanı gibi çeşitli örneklerden elde edilen metafazları yapay zeka desteğiyle analiz edebilecek. Genetik analiz süreçlerine devrim niteliğinde yenilikler getiren bu sistem, yapay zeka desteği ile anormal kromozom yapılarını güvenilir bir şekilde sınıflandırma ve tespit etme imkanı sunuyor.Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Genetik Tanı Laboratuvarı Sorumlusu Doç. Dr. Mahmut Çerkez Ergören, “Ortalama süresi 1,5-2 saat süren genetik analizlerin MetaSystems  ile yaklaşık 1,5 dakikaya düşecek” ifadesini kullandı.Aynı anda tarama ve analiz özelliğiDünyada ilk kez 20x objektif ile görüntü elde edebilme yeteneğine sahip olan bu sistem, FISH taramalarında yüksek hücre sayılarıyla bir bölgeyi bir dakika gibi kısa bir sürede analiz edebiliyor. Ayrıca, kromozom ve FISH taramalarını eş zamanlı olarak gerçekleştirebiliyor. FISH taramalarında aydınlık bir ortamda, immersiyon yağı kullanmadan işlem yapma ve aynı anda hem tarama hem de analiz gerçekleştirme imkânı sunuyor. Bu özellikler, genetik analiz süreçlerinde hız ve verimliliği büyük ölçüde artırıyor.Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan: “Sağlık alanında öncülüğümüzü pekiştiren önemli bir adım”“Genetik tanı süreçlerine yapay zeka destekli sistemler entegre ederek, hastalarımıza en gelişmiş teknolojilerle hizmet vermekten büyük gurur duyuyoruz” diyen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan, “MetaSystems Yapay Zeka Destekli Kromozom ve FISH Görüntüleme Sistemi, hem erken tanı imkanlarını genişleterek kanser ve genetik hastalıklara karşı daha etkili çözümler sunmamıza imkan tanıyor hem de analiz süreçlerimizi hızlandırarak test sonuçlarının doğruluğunu ve güvenilirliğini en üst seviyeye çıkarıyor” ifadesini kullandı.“Dünyada bu sistemi kullanan ikinci merkez olmamız, Kuzey Kıbrıs ve bölgemizde sağlık alanında öncülüğümüzü pekiştiren önemli bir adım” diyen Prof. Dr. Balkan, “Hastalarımızın sağlığına yönelik en güncel ve yenilikçi çözümleri sunmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kanser ve pek çok hastalığa MetaSystems ile yapay zeka destekli tanı imkanı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 10:33:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024133312_e5bd62ae057a8c35b8f9f01257579893.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024133312_e5bd62ae057a8c35b8f9f01257579893.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024133312_e5bd62ae057a8c35b8f9f01257579893.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kışı hastalıksız geçirmenin formülü: ’Aşılar’
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-kisi-hastaliksiz-gecirmenin-formulu-asilar-393710.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-kisi-hastaliksiz-gecirmenin-formulu-asilar-393710.html</link>
                    <description><![CDATA[Kışı hastalıksız geçirmenin formülü: ’Aşılar’
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, kış gelmeden yaptırılacak grip ve zatürre aşıları sayesinde soğuk havaların ’hastalıksız’ ya da ’hafif hastalık’ ile geçirilebileceğini söyledi.Kış mevsiminde ve soğuk havalarda en çok rastlanılan hastalıklar grip ve zatürre olarak dikkat çekiyor. Medicana Sağlık Grubu doktorlarından Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, 18 yaş üstü erişkin ve kronik hastalıkları olan bireylerin hastalanmadan kışı geçirmeleri için grip ve zatürre aşılarını olmaları gerektiğini ifade ederek, aşıların önemine değindi.Grip aşısını 18 yaş üstü tüm erişkinlere önerdiklerini dile getiren Medicana International Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, “Erişkin aşılama oldukça önemli ve ihmal edilen bir konu. Biz dahiliye uzmanları ve aile hekimleri buna çok önem veriyor. 18 yaş üstü erişkinlerde yıllık grip aşısını, Dünya Sağlık Örgütü her erişkine öneriyor. Bir takım özel risk gruplarından diyabet hastaları, koroner arter hastalığı olanlar, kalp yetersizliği olan hastalar, astım–KOAH tanısı olan kronik akciğer hastaları, nörolojik hastalığı olan bireyler ve gebeler ön planda olmak üzere riskli gruplara özellikle öneriliyor. Kış yaklaşıyor, grip aşısı canlı bir aşı değil ve gebelere uygulanmasında da bir sakınca yok. 65 yaş üstü kişilere, gebelere ve risk grubundaki hastalıkları taşıyanlara influenza-grip aşısı olmayı öneriyoruz” dedi.“Grip aşısı canlı bir aşı olmadığından güvenli bir aşıdır”Grip aşısında vücuda canlı bir organizma verilmediğine dikkat çeken Doç. Dr. Özen, “Tüm aşılarda virüsün ya da bakterinin yani enfeksiyona neden olacak etkenin zayıflatılarak ya tamamı verilir ya da bir parçası verilir ki vücutta buna karşı bir bağışıklık yanıtı oluşsun. Aşının mantığı da budur. Ya zayıflatılmış mikrop verirsiniz ya da o mikroorganizmanın bir parçasını verirsiniz. Grip aşısı da böyle bir aşıdır. Canlı bir aşı olmadığından güvenli bir aşıdır. Aşılar, hastalığın ağırlığı üzerine çok etkilidir. Hastalığa bağlı ölümleri azaltmak, ortadan kaldırmak için yapılır. Bir kişi grip aşısı oldu diye gribe yakalanmayacak diye bir şey yoktur. Gribi çok hafif atlatmasını sağlar. Özellikle hayati riskin en aza inmesine neden olur. O yüzden mutlaka ihmal edilmeden yapılmalıdır” diye konuştu.Zatürre ve diğer aşıların öneminden de bahseden Özen, “Zatürre aşısı, mevsimsel bir aşı değildir. Yılın her döneminde yapılabiliyor. Hastalığı ise en çok kışın görüyoruz. Yine 65 yaş üstü erişkinlerin tamamına zatürre aşısı öneriliyor. 65 yaşın altında olup, kronik hatalıklara sahip olan herkese de zatürre aşısı öneriyoruz. Zatürre aşısı, grip aşısı gibi yıllık yapılan bir aşı değil. Mevsimden bağımsız olarak hepatit-B aşısını hastalık geçirmemiş tüm erişkinlerin olmasını öneriyoruz. 50 yaş üstü erişkinlerin de zona aşısı olmasını öneriyoruz. Grip ve zatürre aşısı aynı anda yapılabiliyor. İkisi de aynı anda farklı kollardan uygulanabilir” şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kışı hastalıksız geçirmenin formülü: ’Aşılar’
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 09:36:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123608_5adda1cca031b7fe2f822398d955e545.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123608_5adda1cca031b7fe2f822398d955e545.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123608_5adda1cca031b7fe2f822398d955e545.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Jinekolog, kanser için uyardı: "Hastaların rutin kontrollerini aksatmamaları gerekiyor"
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-jinekolog-kanser-icin-uyardi-hastalarin-rutin-kontrollerini-aksatmamalari-gerekiyor-393709.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-jinekolog-kanser-icin-uyardi-hastalarin-rutin-kontrollerini-aksatmamalari-gerekiyor-393709.html</link>
                    <description><![CDATA[Jinekolog, kanser için uyardı: "Hastaların rutin kontrollerini aksatmamaları gerekiyor"
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Mehmet Dolanbay, jinekolojik kanserler arasında en çok rahim kanserinin görüldüğüne dikkat çekerek, "Erken tanı konulan hastalarda tedavi daha başarılı sonuçlar verdiği için hastaların rutin kontrollerini aksatmamaları gerekiyor" dedi.Jinekolojik kanserler içerisinde en sık rahim kanserinin görüldüğünü söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Mehmet Dolanbay, "Jinekolojik kanserler, kadınlarda meme kanseri, akciğer kanseri ve kolon kanserinden sonra en sık gördüğümüz kanserlerdir. Bunlar içerisinde en sık rahim kanserini görüyoruz" dedi.Eylül ayının Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ayı olduğuna dikkat çeken Dr. Dolanbay, kadınların her yıl düzenli jinekolojik muayene yaptırmalarının, bu kanserlerin erken teşhisinde çok önemli olduğunu ve hayat kurtardığını söyledi."Rahim kanseri genellik menopoz sonrası görülüyor"Rahim kanserinin genelde menopoz sonrası yaş grubunda ortaya çıktığını belirten Dr. Dolanbay, "Menopoz sonrası adetten kesilmiş hastalarda tekrar kanama oluyor ise bu bizim için çok önemli bir klinik durumdur. Kanaması olan kadınların mutlaka kadın doğum uzmanına başvurmaları gerekiyor. Rahim kanseri olup olmadığını anlamak için mutlaka kontrol ettirmesi gerekiyor. Çünkü erken tanı alan hastalar tedavilerini çok rahat bir şekilde tamamlama imkanına sahip oluyor" diye konuştu.Rahim kanserinin sadece menopoz yaş grubunda olmadığını, özellikle kilolu hastalarda da erken yaşlarda rastlandığını aktaran Dr. Dolanbay, "Çünkü karşılanmamış östrojen hormonu bu hastalarda çok daha fazla oluyor. Bu nedenle bu hastalarda rahim kanserini görebiliyoruz. Genç yaş grubunda hastaların dirençli yoğun kanamalarında, uzun süren düzensiz kanamalarında yine kadın doğum uzmanlarına başvurmaları gerekiyor ki bu hastalıkla alakalı tanı alabilsinler" dedi."Yumurtalık kanserinin belirgin bir bulgusu yok"Yumurtalık kanserinin sinsi bir kanseri türü olduğuna dikkat çeken Dr. Dolanbay, "Rahim kanserinin ardından yumurtalık kanserini daha sık görüyoruz. Yumurtalık kanseri biraz sinsi bir kanser. Çok rahat tanı alamıyor. Çünkü çok belirgin bir bulgusu yok. Bir tarama yöntemi yok. Yemek yedikten sonra hazımsızlık, şişkinlik, karın ağrısı ve bulantı gibi herkeste olabilecek belirtileri var. O yüzden bu hastalar bize biraz geç geliyorlar" ifadelerini kullandı.Burada en önemli noktanın hastaların rutin muayeneleri olduğunu vurgulayan Dr. Dolanbay, "Biz genellikle toplumumuzda hiçbir şey olmadan hastaneye gitmiyoruz. Yumurtalık kanseri de çok ciddi belirtiler vermediği için bu hastaların tanısı ileri evrelerde konabiliyor. Bu nedenle hiçbir sıkıntıları olmasa bile kadınların mutlaka rutin muayenelerini yaptırmalarını öneriyoruz. Çünkü erken tanı koyarak bu hastalığı belirleyebilirsek, tedavilerini çok rahatlıkla yapabiliyoruz" dedi."Rahim ağzı kanserinin en önemli sebebi HPV"Rahim ağzı kanserinin sebebi belli olan bir kanser türü olduğunu aktaran Dr. Dolanbay, bu kanser tipine Human Papilloma Virüs (HPV) isimli virüsün yol açtığını söyledi. Yaygın görüldüğü için de sıklığının gün geçtikçe arttığına işaret eden Dr. Dolanbay HPV aşısı yapıldığında bağışıklık sistemini aktif ederek, yüzde 99 oranında bir koruyuculuk sağlanabildiğinin altını çizdi.Bu virüs olmayınca rahim ağzı kanserinin çok nadiren ortaya çıktığına değinen Dr. Dolanbay “Tüm dünyada ve ülkemizde de aslında tarama programları var. HPV ve smear tarama programları yapılıyor. Her kadının her yıl smear ya da 5 yılda bir HPV tarama testlerini yaptırmalarını öneriyoruz. Burada eğer HPV negatif, smear testimiz normal ise 5 yıl sonra yeniden bakarak, hastalığın taramasını yapabiliyoruz. Bu hastalıkları biz erken yakaladığımız zaman hastalığın bir adım önüne geçiyoruz. O yüzden mutlaka hastaların rutin kontrollerini aksatmamaları gerekiyor" dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Jinekolog, kanser için uyardı: "Hastaların rutin kontrollerini aksatmamaları gerekiyor"
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 09:35:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123553_4955cb350016cf3b8501ee75828b3ba8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123553_4955cb350016cf3b8501ee75828b3ba8.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123553_4955cb350016cf3b8501ee75828b3ba8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bayburt’ta sağlık çalışanlarına yaşam destek eğitimi verildi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-bayburtta-saglik-calisanlarina-yasam-destek-egitimi-verildi-393706.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-bayburtta-saglik-calisanlarina-yasam-destek-egitimi-verildi-393706.html</link>
                    <description><![CDATA[Bayburt’ta sağlık çalışanlarına yaşam destek eğitimi verildi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bayburt Devlet Hastanesi sağlık çalışanlarına yaşam destek eğitimi eğitimi verildi.Acil Tıp Uzmanı Dr. Osman Sercan Sarı tarafından verilen kardiyopulmoner resüsitasyon(CPR) eğitiminde, CPR uygulamasının öneminden, nasıl ve ne zaman uygulanacağından bahsedildi. Bayburt Devlet Hastanesi konferans salonunda düzenlenen eğitimde, kalbin ve solunumun aniden durması gibi acil vakalarda uygulanan, hayati önem taşıyan CPR yöntemi hem teorik, hem de uygulamalı olarak cansız manken üzerinde anlatıldı.  İlk yardım uygulamalarının öneminden de bahseden Sarı, CPR uygulamasının detaylarını bilmenin olası bir acil durumda hayat kurtarıcı olduğunu hatırlattı. CPR uygulamasını en ince ayrıntılarına kadar anlatan Sarı’ya sağlık çalışanları merak ettiği sorularını yöneltti. Soruların yanıtlanmasının ardından eğitim son buldu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bayburt’ta sağlık çalışanlarına yaşam destek eğitimi verildi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 09:35:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123523_a1f3f682d1ace8d1af79affdbe958ce7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123523_a1f3f682d1ace8d1af79affdbe958ce7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123523_a1f3f682d1ace8d1af79affdbe958ce7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diyet Uzmanı Başkülekçi: "Çocuklarda obeziteye dikkat"
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-diyet-uzmani-baskulekci-cocuklarda-obeziteye-dikkat-393703.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-diyet-uzmani-baskulekci-cocuklarda-obeziteye-dikkat-393703.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyet Uzmanı Başkülekçi: "Çocuklarda obeziteye dikkat"
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, çocuklarda son yıllarda hızla artan obezite sorununa dikkat çekti.Obezitenin içinde bulunduğumuz yüzyılın en önemli sağlık sorunları arasında yer aldığını söyleyen Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, aileleri bu konuda uyardı.Beslenme ve Diyet Uzmanı Başkülekçi, “Obezite, vücutta, sağlığı bozacak ölçüde, anormal veya aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanır. Günümüzde, çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıkları arasında yer almaktadır. Genetik, fizyolojik, sosyokültürel, çevresel, psikolojik ve beslenmeye bağlı faktörler obezite oluşumuna neden olmaktadır. Çocukluk çağı obezitesi, daha büyük oranda beslenmeyle ve hareketsiz yaşam tarzıyla ilişkilidir. Sadece yetişkinleri değil, çocukları ve gençleri de büyük ölçüde etkileyen obezite, gerekli tedbir  alınmadığı zaman birçok hastalığı da beraberinde getiriyor Obezite görülme sıklığındaki artışın nedenleri arasında artan teknolojiyle birlikte kolaylaşan yaşam biçimine bağlı fiziksel aktivitede azalma ve modern yaşamdaki beslenme alışkanlıklarındaki değişim yer alıyor. Günde 2- 3 saatten uzun süren televizyon izleme, bilgisayar, tablet veya telefon kullanma gibi hareketsiz aktiviteler, ev dışında beslenmeye bağlı tek bir öğünde yüksek enerji alımı, şekerli ve yağlı besin tüketiminin artması, şeker oranı yüksek içecekler, düzensiz öğün saatleri, öğünlerde sağlıklı sebze ve meyvelere yeterince yer verilmemesi ve yetersiz fiziksel aktivite, çocuklarda obeziteye neden olmaktadır. Yaşamın ilk yıllarında oluşmaya başlayan beslenme şekli, anne sütü ile beslenme süresi, tamamlayıcı besinlerin türü ve miktarı da obeziteyi etkilemektedir. Anne, baba ve çocuk arasındaki ilişkiler, ev ortamındaki problemler, derslerdeki başarısızlıklar, kendini değersiz hissetme ve arkadaşları tarafından dışlanma durumu da çocuğun ruhsal yapısını etkileyerek beslenme bozukluklarına neden olmaktadır “dedi.Obezitenin ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu ve çocukların obezite riskinden kurtulmalarında ailelere büyük görev düştüğünü dile getiren Başkülekçi, “Obezite endokrin sistem, kardiyovasküler sistem, solunum sistemi, gastrointestinal sistem, deri, genitoüriner sistem, kas iskelet sistemi ve psikososyal durum üzerinde olumsuz etkiler oluşturaliyor. Çocuklarda obezite ile mücadelede, başta aileler olmak üzere diyetisyen, hekim, psikolog ve öğretmenin yer aldığı bir ekip çalışmasının son derece önemli “diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Diyet Uzmanı Başkülekçi: "Çocuklarda obeziteye dikkat"
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 09:34:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123449_3898c78d88a4cfa08badf119ab850f00.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123449_3898c78d88a4cfa08badf119ab850f00.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123449_3898c78d88a4cfa08badf119ab850f00.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Dabaz" olarak bilinen kronik ürtikere dikkat
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-dabaz-olarak-bilinen-kronik-urtikere-dikkat-393696.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-dabaz-olarak-bilinen-kronik-urtikere-dikkat-393696.html</link>
                    <description><![CDATA["Dabaz" olarak bilinen kronik ürtikere dikkat
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Erişkin İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Türk, “1 Ekim Dünya Ürtiker Günü” dolayısıyla açıklamada bulundu.İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Türk, yaptığı açıklamada, “Her yıl 1 Ekim’de kutlanan Dünya Ürtiker Günü (UDAY), kronik ürtiker hastalığına dikkat çekmek ve bu hastalıkla yaşayan insanların yaşam kalitesini iyileştirmeye yönelik farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır” dedi.Sık sık tekrarlayan kaşıntı ve cilt döküntüleri ile kızarıklık ve kabarıklıklarınız varsa dikkat edinKronik ürtikerin halk arasında “kurdeşen, dabaz” olarak da bilindiğine değinen Doç. Dr. Murat Türk, hastalığın belirtileri arasında; ciltte kaşıntılı döküntüler, kızarıklık ve kabarıklıklarla karakterize edilen bir deri rahatsızlığı olduğunu, Hastalığın sık sık tekrarlayan kaşıntı ve cilt döküntüleri ile hastaların uykusuz kalmalarına ve iş performanslarının düşmesine, sosyal ilişkilerinin olumsuz etkilenmesine neden olabileceğini söyledi.Doç. Dr. Murat Türk, “Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen bu hastalığın nedenleri, belirtileri ve tedavi seçenekleri hakkında bilinçlenmek oldukça önemlidir. Dünya Ürtiker Günü, kronik ürtiker hakkında farkındalığı artırmak, hastaların ihtiyaçlarına dikkat çekmek ve bu hastalığın tedavi seçenekleri hakkında bilgilendirme yapmayı amaçlamaktadır. Ürtikerle yaşayan kişilerin, yalnız olmadıklarını bilmesi ve doğru tedavi yöntemleri ile semptomlarının kontrol altına alınabileceği unutulmamalıdır" ifadelerini kullandı.Bu yıl, Dünya Ürtiker Günü kampanyasının güçlü ve yeni bir sloganla geri döndüğünü ve sloganın "sizin yolculuğunuz" olduğunu söyleyen Doç. Dr. Murat Türk, “Toplumda bu hastalığa dair bilincin artırılması, ürtikerle yaşayanların yaşam kalitesinin yükseltilmesinde büyük rol oynamaktadır. Semptomların ilk başlangıcından, doğru doktoru ve tedaviyi bulmanın zorlu sürecine ve semptomlardan arınmış bir hayata ulaşmanın nihai hedefine kadar, bu yolculuklar ürtikerle yaşayanların gücünün ve azminin bir kanıtıdır” dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA["Dabaz" olarak bilinen kronik ürtikere dikkat
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 09:33:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123334_29fb8ffea570bfa6cac315f8abfe2466.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123334_29fb8ffea570bfa6cac315f8abfe2466.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123334_29fb8ffea570bfa6cac315f8abfe2466.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[5,5 yıl boyunca kalp beklerken bu resimleri çizmiş
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-55-yil-boyunca-kalp-beklerken-bu-resimleri-cizmis-393688.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-55-yil-boyunca-kalp-beklerken-bu-resimleri-cizmis-393688.html</link>
                    <description><![CDATA[5,5 yıl boyunca kalp beklerken bu resimleri çizmiş
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kalp yetmezliği nedeniyle 5,5 yıllık bekleyişin ardından kalp nakli olan ama yine de hayata tutunamayan Esila Tüfekçi’nin beklerken çizdiği resimler Rize’de sergilendi.Rize’de bir alışveriş merkezinde, Ankara’da kalp yetmezliği nedeniyle tedavi görürken 5,5 yıllık bekleyişin ardından kalp nakli olan ancak yine de doktorların tüm çabalarına rağmen hayata tutunamayan 16 yaşındaki Esila Tüfekçi’nin kalp nakli beklediği sırada çizdiği resimlerden oluşan bir resim sergisi açıldı.Vatandaşların ilgi gösterdiği resim sergisi Rize İl Sağlık Müdürü Mustafa Tepe, İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Tüfekçi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Şatıroğlu, Esila Tüfekçi’nin ailesi ve vatandaşların katılımı ile açıldı. Esila Tüfekçi’nin kalp beklediği 5,5 yıl içerisinde çizdiği resimler ve resimlerin üzerindeki notlar herkesi duygulandırdı. Serginin gerçekleştiği alanda aynı zamanda organ bağışı standı da kurularak vatandaşlara organ bağışı hakkında bilgi verildi.“Esila da sağlıklı bir çocuktu”Esila’nın hem kendisi hem de kendisi gibi organ bekleyenlerin sesini duyurmak amaçlı resimler çizdiğini kaydeden Esila Tüfekçi’nin annesi Zeynep Tüfekçi “Benim kızım 5,5 yıl boyunca kalp bekledi. Sonunda geldi ama geç kalındı. Şunu söylemek istiyorum, organ bağışının önemini birbirimize anlatalım. Hepimizin başına gelebilir. Hastanede yattığı sürece hep sesini duyurmak istedi. Bunun için resimler yaptı. Sadece kendisi için değil, kendisi gibi bekleyenlerin de sesi oldu. Bize yetişmedi, umarım başkalarına yetişir. Onun için mücadelemizi devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.“Sonuç dramatik”Rize İl Sağlık Müdürü Mustafa Tepe ise organ bağışı bekleyen hastaların umutlu bekleyişlerine dikkat çekerek “Ülkemizde 33 bin 500 kişi organ nakli bekliyor. 33 bin 500 kişinin tek derdi; bulunacak organ. Tabi ki en çok organ bekleyen hastalar herkesin de tahmin ettiği gibi böbrek bekleyen hastalar. Yaklaşık 25 bin kişi böbrek nakli bekleyerek her gün diyalize giriyor. 2 bin 600 kişi karaciğer nakli bekleyen hastamız var. Bulunmazsa hayatını kaybedecek. Bin 477 kişi kalp nakli bekliyor. Sonuç bu kadar dramatik” diye konuştu.“Ülkemizde daha çok canlıdan canlıya nakil gerçekleştiriyoruz. İstemediğimiz bir durum”Rize Devlet Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Oğuz Polat ise insanlarda farkındalık oluşturmak için bu tip etkinliklerde stant açtıklarını ifade ederek “Organ bağışı tabii ki halk arasında bilinen ama daha çok yanlış bilinen bir durum. Kişi beyin ölümü gerçekleştikten sonra organlarını bağışlama işlemine biz organ bağışı diyoruz. Yaşarken herhangi bir organ bağışında insanlar bulunmuyor. İki türlü organ bağışımız var. Bir canlıdan canlıya nakil, iki kadavradan yani ölmüş kişiden nakil. Biz ülkemizde şu anda daha fazla canlıdan canlıya nakil gerçekleştiriyoruz. İstemediğimiz bir durum. Kadavradan oranımız çok düşük. Bu tarz etkinliklerimizi, bu tarz seminerlerimizi kadavradan donörü arttırmak için yapıyoruz. Halkımızda en azından bir farkındalık, bir bilinçlendirme oluşturmak için yapıyoruz.  Hep beraber bu etkinlikte buluştuk ve inşallah birisine faydamız dokunur, birisinde bir farkındalık oluşturmuş oluruz” şeklinde konuştu.“Hedefimiz nakil oranlarımızı yüzde 80-90 civarına çekmek”Avrupa’nın aksine Türkiye’de canlıdan canlıya nakillerin oranlarının daha fazla olduğuna vurgu yapan Polat “Tabii ki ülkemizde yüzde 70 oranında canlıdan canlıya nakil yapıyoruz. Yüzde 30 oranında kadavradan nakit yapıyoruz. Yani biz istediğimiz durumda değiliz. Normalde bu Avrupa’da tam tersi. Avrupa’da ise yüzde 20 oranında, canlıdan canlıya nakil, yüzde 80 oranında kadavradan, yani ölmüş kişiden nakil gerçekleştiriliyor. Bizim hedefimiz de ülke olarak, Sağlık Bakanlığı olarak kadavra oranımızı, yani ölmüş kişide nakil oranlarımızı yüzde 80-90 civarına çekmek” dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[5,5 yıl boyunca kalp beklerken bu resimleri çizmiş
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 09:32:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123210_e6d94847af0b1f33c3777673810b0b2e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123210_e6d94847af0b1f33c3777673810b0b2e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024123210_e6d94847af0b1f33c3777673810b0b2e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Niğde’de bir ilk gerçekleştirildi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-nigdede-bir-ilk-gerceklestirildi-393650.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-nigdede-bir-ilk-gerceklestirildi-393650.html</link>
                    <description><![CDATA[Niğde’de bir ilk gerçekleştirildi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, sağ gözünde görme kaybı olan bir hastaya kornea nakli yapıldı.Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gözde leke ve görme kaybı şikayeti ile başvuran 51 yaşındaki Mustafa Aybar’a kornea bankasından temin edilen uygun donörden kornea nakli ameliyatı yapıldı. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ömer Özer tarafından yapılan ameliyatın ardından Göz Hastalıkları Servisi’ne alınan Mustafa Aybar Niğde’de kornea nakli yapılan ilk hasta oldu. Aybar’ı hastanede ziyaret eden Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu, hastane bünyesinde geçtiğimiz ay kornea nakil merkezi kurulduğunu söylerken başarılı operasyonda emeği geçen doktorlara teşekkür etti. Rektör Uslu, “Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi olarak bugün bir ilki yaşıyoruz. Üniversitemiz Tıp Fakültesi öğretim üyelerimizin çabaları ile ilk kez kornea nakli yaptık. Yapılan ameliyatla hastamız sağlığına kavuştu. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi olarak ilimize sağlık alanında katkı sağlamaya devam edeceğiz" diye konuştu."Niğde’de yapamayacağımız göz ameliyatı yok"Niğde İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Bahadır Karaca ise Niğde’de ilk kez bir organ nakli gerçekleştirildiğini belirterek, "Sağlık Bakanlığından Ağustos ayında gerekli izinlerimizi aldık ve bunun neticesinde ilk hastamıza nakil gerçekleştirdik. Emeği geçen hocalarımıza teşekkür ediyorum. 8 öğretim üyemiz ve 10 asistanımız var ve göz hastalıkları konusunda yapamayacağımız bir ameliyat yok. Bu konuda gururluyuz" şeklinde konuştu."Görme yeteneğini kaybetmiş hastalara tedavi umudu sağlıyoruz"Kornea naklini gerçekleştiren Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ömer Özer, uzun bir süredir korneasındaki hastalığa bağlı olarak bulanık görmesi olan hastaya kornea nakli yapmayı kararlaştırdıklarını, korneayı ise Kayseri Şehir Hastanesi aracılığı ile Afyon’dan temin ettiklerini belirtti. Özer, "Hastamız yaklaşık bir ay kadar önce görme bulanıklığı ve gözde bir leke şikayetiyle bize başvurdu. Yaptığımız muayeneler sonrasında kornea nakli olması gerektiğine karar verdik ve kurduğumuz Kornea Nakli Merkezi üzerinden korneayı temin ettik. Bu operasyonu ilimizde ilk defa üniversitemiz bünyesinde gerçekleştirmiş olduk. Ameliyat sonrası hastamızı bugün şifa ile taburcu ediyoruz. Kornea nakli sayesinde görme yeteneğini kaybetmiş hastalara bir tedavi umudu sağlamış oluyoruz" ifadelerine yer verdi.Yapılan kornea nakli ile sağlığına kavuşan Mustafa Aybar ise başka şehirlere sevk olmadan yaşadığı şehirde nakil ameliyatı olduğu için mutlu olduğunu ifade ederek teşekkürlerini iletti. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Niğde’de bir ilk gerçekleştirildi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 09:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024120300_b7fa2b3c26ab11f76cbc28057ba02759.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024120300_b7fa2b3c26ab11f76cbc28057ba02759.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024120300_b7fa2b3c26ab11f76cbc28057ba02759.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeşil Dönüşüm ile Geleceğe Sağlık: ÇOMÜ’de İyi Ebelik ve Sürdürülebilirlik Adımları
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-yesil-donusum-ile-gelecege-saglik-comude-iyi-ebelik-ve-surdurulebilirlik-adimlari-393645.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-yesil-donusum-ile-gelecege-saglik-comude-iyi-ebelik-ve-surdurulebilirlik-adimlari-393645.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeşil Dönüşüm ile Geleceğe Sağlık: ÇOMÜ’de İyi Ebelik ve Sürdürülebilirlik Adımları
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Yeşil Dönüşüm Koordinatörlüğü, üniversitenin sürdürülebilirlik vizyonunu güçlendirmek amacıyla önemli bir etkinliğe katkı sağladı.Troya Kültür Merkezi’nde, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Rukiye Demir’in yürütücülüğünü yaptığı TÜSEB destekli "İyi Ebelik, İyi Gelecek" projesi kapsamında, yeşil sağlık uygulamaları ve iyi ebelik pratiği üzerine ebelik bölümü öğrencilerine kapsamlı bir eğitim gerçekleştirildi.Etkinliğe ÇOMÜ Yeşil Dönüşüm Koordinatörlüğü de, Koordinatör Dr. Öğr. Üyesi Dilvin İpek ve yüksek lisans öğrencisi Merve Nur Kızmaz tarafından sunulan "Yeşil Dönüşüm Niçin Gerekli?" başlıklı sunum ile önemli bir katkı sundu. Sunumda, sürdürülebilirlik ve çevre dostu sağlık uygulamalarının üniversitenin genel stratejileri ile nasıl bütünleştiği ve bu alandaki dönüşüm politikalarının önemi vurgulandı.Eğitim programı, Dr. Öğr. Üyesi Sibel Ocak Aktürk ve Dr. Öğr. Üyesi Rukiye Demir’in sunduğu, ebelik alanında yenilikçi ve ilgi çekici konulara değinen konuşmalarla devam etti. Programın sonunda, Yeşil Dönüşüm Koordinatörlüğü ekibine teşekkür belgeleri sunulurken, Dr. İpek projeyi hayata geçiren ekibe, özellikle Dr. Demir ve Dr. Aktürk’e, gösterdikleri özenli çalışmaları için teşekkür etti. Yeşil sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılmasına yönelik adımların, üniversitenin entegre yeşil dönüşüm politikası ile geniş çapta uygulanacağı vurgulandı.ÇOMÜ, Yeşil Mutabakat kapsamındaki çalışmalarına hızla devam ederken, üniversite genelinde çevreye duyarlı sağlık uygulamalarını daha yaygın hale getirerek, gelecek nesiller için sürdürülebilir bir eğitim ve yaşam ortamı oluşturmayı hedefliyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yeşil Dönüşüm ile Geleceğe Sağlık: ÇOMÜ’de İyi Ebelik ve Sürdürülebilirlik Adımları
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 09:02:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024120204_bf44d89370b1e5ac545dbd13f0638743.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024120204_bf44d89370b1e5ac545dbd13f0638743.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024120204_bf44d89370b1e5ac545dbd13f0638743.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Oturakçıibogil: "Obezite kadınlarda meme kanserini tetikliyor"
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-beslenme-ve-diyet-uzmani-dyt-oturakciibogil-obezite-kadinlarda-meme-kanserini-tetikliyor-393613.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-beslenme-ve-diyet-uzmani-dyt-oturakciibogil-obezite-kadinlarda-meme-kanserini-tetikliyor-393613.html</link>
                    <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Oturakçıibogil: "Obezite kadınlarda meme kanserini tetikliyor"
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Meme kanseri kandınlarda en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor. Obezite nedeniyle vücuttaki yağ dokusunun artmasının kadınlardaki östrojen hormonunun artışına yol açarak meme kanserine yakalanma riskini yükselttiğini belirten Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Selva Oturakçıibogil, "Bu hastalıktan kaçınmak için doğru ve sağlıklı beslenme bir yaşam tarzı olmalıdır" diye konuştu.Oturakçıibogil, "Kanser, dünyada ve ülkemizde en çok ölüme neden olan hastalıklar arasında ilk sırada yer alıyor. Yapılan araştırmalar, kanser hastalığına yüzde 90-95 oranında genetik etkenler ile çevresel faktörlerin yol açtığını bize gösteriyor. Yine araştırmalara göre bu çevresel faktörlerin yüzde 30’unu beslenme alışkanlıklarımız oluşturuyor. Hatalı beslenme alışkanlıklarımız ise obeziteye yol açarken obezitenin özellikle meme kanser ile doğrudan ilişkisi bulunuyor. Meme kanseri kandınlarda en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor. Obezite nedeniyle vücuttaki yağ dokusunun artmasının kadınlardaki östrojen hormonunun artışına yol açarak meme kanserine yakalanma riskini yükseltiyor. Bu hastalıktan kaçınmak için doğru ve sağlıklı beslenmenin bir yaşam tarzı olmalıdır" dedi.Ülkemizde obezite sıklığı atrıyorOturakçıibogil şöyle devam etti:"Günümüzde bir halk sağlığı sorunu halini almış olan obezite, vücutta aşırı yağ birikimi sonucu ortaya çıkan ciddi ve kronik bir hastalıktır. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) verilerine göre dünya genelinde obezite sıklığı son on yılda yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Yine DSÖ’nün ‘Avrupa Bölgesi Obezite Raporu’nun 2022 yılı verilerine göre obezite sıklığının en yüksek olduğu ülke Türkiye olarak bildirilmektedir. Buna göre ülkemizdeki yetişkin nüfusun yüzde 66,8i fazla kilolu, yüzde32,1i ise obez olarak tanımlanmaktadır.Obezite östrojen hormonunu artırıyorYüksek oranda yağlı gıdalarla beslenme alışkanlığı, hareketsizlik, genetik ve hormonal faktörlerin meme kanseri ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Yanlış beslenme nedeniyle gelişen obzezite, vücuttaki yağ dokusunun artmasına yol açarak kadınlarda salgılanan östrojen hormonunun artışını destekler. Östrojen hormonu ise meme kanseri gelişme riskini artıran önemli bir faktördür.BKİ arttıkça meme kanseri riski de artıyorYapılan araştırmalarda obez kadınlarda artış gösteren östrojen seviyesinin kanser ile doğrudan ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Beden Kitle İndeksi (BKİ) 40’tan büyük olan kadınlarda meme kanseri nedeniyle ölüm riski, BKİ 18-24,9 arasında olan kadınlara göre iki kat artış gösterir. Obezitenin önüne geçilmesi ve tedavi edilmesi günümüzde küresel bir sağlık sorunu halini almış durumdadır. Bu nedenle obezitenin meme kanseri açısından önlenebilir bir risk faktörü olması göz önünde bulundurularak, toplumda obezite ile yapılacak etkili mücadele sayesinde kadınlarda rastlanan meme kanseri görülme oranları azaltılabilir."Obezitenin tedavisinin kişiye özel olarak planması ve doktor, diyetisyen ve psikolog gibi sağlık profesyonellerinin iş birliği ile yürütülmesi gerektiğini ifade eden Dyt. Selva Oturakçıibogil, obeziteden korunmak için ise şu önerilerde bulundu."Kilo kontrolünüzü sağlayın. Fazla kilolarınızdan kurtulmak için gerekirse bir uzmandan yardım almaktan çekinmeyin ve uygun bir tedavi planı belirleyin. Her besin grubundan dengeli bir şekilde beslenin. Sebze ve meyveleri mevsiminde ve taze olarak tüketin. Raf ömrü uzun, bol kalori içeren hazır gıdalardan uzak durun. Fast-Food tarzı beslenmeden kaçının. Doğal olmayan şeker tüketmeyin ve günlük tuz alınımınızı sınırlandırın. Yemeklerinizi pişirirken haşlama-fırınlama gibi sağlıklı yöntemleri tercih edin. Yemeklerinizi yavaş yavaş yemeyi tercih edin. Gün içerisinde yeterli miktarda su tüketin ve bunun için susamayı beklemeyin. Doymuş yağları mümkün olduğu kadar az tüketmeye özen gösterin. Fiziksel aktivite düzeyinizi artırarak düzenli egzersiz yapmayı alışkanlık yapın." ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Oturakçıibogil: "Obezite kadınlarda meme kanserini tetikliyor"
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 08:32:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024113220_36fa780582c08a89d77a9fdb71e7a888.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024113220_36fa780582c08a89d77a9fdb71e7a888.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024113220_36fa780582c08a89d77a9fdb71e7a888.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[’Sezaryen ile karın germe’ ameliyatlarındaki tehlike
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-sezaryen-ile-karin-germe-ameliyatlarindaki-tehlike-393594.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-sezaryen-ile-karin-germe-ameliyatlarindaki-tehlike-393594.html</link>
                    <description><![CDATA[’Sezaryen ile karın germe’ ameliyatlarındaki tehlike
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık sezaryen ameliyatının karın germe ve liposuction tarzında estetik ameliyatlarla kombine edilmeye çalışılmasının çok büyük felaketlere yol açabileceğini söyledi.Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, son zamanlarda kadın doğum doktorlarının sezaryen ameliyatı ile birlikte bazı estetik ameliyatları kombine ederek yapmaya çalıştığını ifade ederek uyarılarda bulundu. Dr. Emre Kıymık, "Son zamanlarda sezaryen ameliyatı ile beraber karın germe ve liposuction tarzı ameliyatlar popüler edilmeye çalışılıyor. Bu tıbbi olarak birçok sakıncalı durum içinde barındırmaktadır. Aynı zamanda estetik anlamda, sonuç alma anlamında büyük problemeler oluşturmaktadır. Öncellikle sezaryen ameliyatı tıbbi bir durum olup cerrahi bir ameliyattır. Bu sebepten dolayı bir sürü tıbbi riskler barındırmaktadır. Bunların haricinde de ek bir prosedür olarak karın germe ve liposuction tarzında estetik ameliyatlarla kombine edilmeye çalışılması çok büyük felaketlere yol açabilmektedir. Bu tip ameliyatlardan sonra pıhtılaşma bozuklukları, kanama bozuklukları, yara açılması, enfeksiyon gibi bir sürü risk faktörü ciddi manada artmaktadır. Bu sebepten dolayı halkımız bu noktada bilinçlenmeli, sezaryen ameliyatı ile beraber kesinlikle karın germe ve liposuction tarzı ameliyatlar talep etmemelidir. Alan ihlali yaparak kadın doğum doktorları bu ameliyatları gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu karın germe ve liposuction tarzı ameliyatları yapma yetkisi sahip tek cerrahlar plastik cerrahlardır. Halkımız bu konuda bilinçli olmalıdır" dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[’Sezaryen ile karın germe’ ameliyatlarındaki tehlike
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 08:06:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024110616_b2d488cdf52112e8afa7d651f312d027.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024110616_b2d488cdf52112e8afa7d651f312d027.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024110616_b2d488cdf52112e8afa7d651f312d027.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanından ’akran zorbalığı’ uyarısı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-uzmanindan-akran-zorbaligi-uyarisi-393551.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-uzmanindan-akran-zorbaligi-uyarisi-393551.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanından ’akran zorbalığı’ uyarısı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Psikolog Tutku Damla Topaloğlu, okulların başladığı bu günlerde öğrencileri hem psikolojik olarak etkileyen hem de eğitim hayatlarında okul fobisine kadar gidebilen sorunlar yaşatabilen ‘akran zorbalığına’ dikkat çekti.Akran zorbalığının fiziksel, sözel, duygusal, cinsel ve siber zorbalık olarak farklı şekillerde çocukların karşısına çıkabildiğini belirten Acıbadem Kent Hastanesi Uzmanı Klinik Psikolog Tutku Damla Topaloğlu, anne babaları ve öğretmenleri bu konuda bilinçli olmaları ve çocukları iyi gözlemlemeleri konusunda uyardı.Lakap takmaktan tehdit etmeyeZorbalığın, ‘güç eşitliğinin olmadığı, süreklilik gösteren, zarar verici veya rahatsız edici saldırgan davranışlar’ olarak tanımlandığını belirten Klinik Psikolog Tutku Damla Topaloğlu, “Akran zorbalığı ise bu saldırgan davranışların bir ya da daha çok öğrenci tarafından bir öğrenciye ya da gruba yönelik yapılmasıdır. Akran zorbalığı fiziksel, sözel, duygusal, cinsel ve siber zorbalık olarak farklı pek çok şekilde karşımıza çıkabilmektedir. Zorbalık dediğimizde genellikle sık görülen tutumlar fiziksel özellikleriyle alay edilmesi, lakap takılması, tehdit, sosyal ortamlara çağırılmama, dışlanma ve dijital medya üzerinden saldırgan tutumların hedefi olması gibi davranışlar ön plandadır” diye konuştu. Topaloğlu, “Çocuğunuz zorbalığa maruz kalırsa öncelikle bu durumun kaynağına dair bilgi sahibi olun, çocuğunuzu anlamak için dinleyin, duygularını ifade edebilmesi için cesaretlendirin” ifadelerine yer verdi.“Zorbalığa maruz kalanlar açıklamaktan kaçınıyorlar”Zorbalığa maruz kalan öğrencilerin kaygı seviyelerinin yükseldiğine dikkat çeken Topaloğlu, “Bunun yanı sıra çaresizlik ya da değersizlik düşünceleri gelişiyor. Birçok alanda ortaya çıkabilen korkular sıklıkla görülebiliyor” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:“Zorbalığa maruz kalan çocuklar genellikle bu durumdan öğretmenlerine ya da ailelerine bahsetmekten de kaygı duyabiliyor. Ailelerin ve öğretmenlerin genellikle bir sorun olduğunu fark edebildiği zaman ise öğrencinin ders başarısında düşüş, konsantrasyon problemleri ve okul reddi gibi bir süreç içinde olduğu görülüyor. Akran zorbalığına maruziyet devam ettikçe öğrencilerde okul fobisi gelişebiliyor; mide bulantısı, baş dönmesi, terleme, titreme, diş ağrısı, baş ağrısı, karın ağrısı, tuvaletten çıkamama ve hatta egzama gibi cilt hastalarının da eşlik ettiği psikosomatik belirtiler görülebiliyor.”“Aileler bu durum karşısında zorluk yaşayabiliyor”Öte yandan çocuğu akran zorbalığına maruz kalmış anne babaların bu durumla karşılaştıklarında nasıl davranacakları konusunda zorluk yaşadıklarını belirten Topaloğlu ebeveynlere yol gösterici önerilerde bulundu. Ailelerin öncelikle bu durumun kaynağına dair bilgi sahibi olması gerektiğini kaydeden Topaloğlu önerilerini maddeler halinde sıraladı:“Öncelikle çocuğu anlamak için dinleyin, duygularını ifade edebilmesi için onu cesaretlendirin, nasihat vermediğinizden ve eleştirel, yargılayıcı cümleler kurmadığınızdan emin olun, sizinle ve öğretmenleriyle bu durumları her zaman paylaşabileceğini bildirin, devam eden durumun çözümünün neler olabileceğine dair birlikte fikir üretin, okul idaresi, sınıf öğretmeni ve okulun rehberlik bölümüyle durum hakkında görüşün, durum devam ediyorsa mutlaka çocuğunuz için psikiyatri ve psikolog desteğine başvurmaktan çekinmeyin.”Akran zorbalığı konusunda eğitimcilere önerilerTopaloğlu, okulda yanabilecek akran zorbalığı olaylarında eğitimcilerin nasıl davranması gerektiği konusunda da şu önerilerde bulundu:“Okul idaresi ve öğretmenler tarafından zorbalığın ciddi bir sorun olduğu öncelikle kabul edilmeli, eğitimcilere yönelik konuyla baş etmekle ilgili eğitimler verilmeli, tüm öğrencilere ulaşabilecek şekilde akran zorbalığı ve sonuçlarıyla ilgili eğitimler yapılmalı, yönetim ve öğretmenler tarafından zorbalığa karşı sınırlar konulmalı ve sınırlar konusunda tutarlı olunmalı.”Topaloğlu, ayrıca ailelerin de bu konuda bilinçlendirilmesi için eğitimler verilmesinin akran zorbalığıyla mücadele için oldukça önemli olduğunu söyledi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanından ’akran zorbalığı’ uyarısı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 07:35:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024103521_f77cabc852bee6d16638b8cdebd4f078.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024103521_f77cabc852bee6d16638b8cdebd4f078.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024103521_f77cabc852bee6d16638b8cdebd4f078.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalıcı makyaj uygulamalarına dikkat: “Körlüğe kadar gidebilecek durumlar oluşabilir”
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-kalici-makyaj-uygulamalarina-dikkat-korluge-kadar-gidebilecek-durumlar-olusabilir-393530.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-kalici-makyaj-uygulamalarina-dikkat-korluge-kadar-gidebilecek-durumlar-olusabilir-393530.html</link>
                    <description><![CDATA[Kalıcı makyaj uygulamalarına dikkat: “Körlüğe kadar gidebilecek durumlar oluşabilir”
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Makyaj malzemelerinin göz sağlığına etkisi ve kalıcı uygulamalar üzerine konuşan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Taşkıran Çömez, “Makyaj kadının günlük hayatında çok önemli bir yer tutuyor ancak ürünlerimizi başkalarıyla paylaşmamalıyız çünkü enfeksiyon riskini oldukça fazla artırıyor. Ürünlerin son kullanma tarihine dikkat etmeli, bir başka önemli şey ise mağazalarda denememiz için verilen ürünlerin tek kullanımlık olduğundan emin olmamız gerekir. Kalıcı makyaj bir dövme işlemi, bu işlemle göz içi inflamasyonu, körlüğe kadar gidebilecek durumlar da oluşabilir” dedi.Makyaj uygulamaları toplumda birçok kadın tarafından sıklıkla tercih edilirken uzmanlar, göz sağlığını korumak için makyaj malzemesi kullanırken dikkat edilmesi gereken noktaları sıklıkla vurguluyor. Kozmetik ürünlerin bilinçsiz kullanımı, hijyene dikkat edilmemesi, kullanılan ürünlerin başkalarıyla paylaşılması gibi nedenlerin göz sağlığı açısından risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Arzu Taşkıran Çömez de önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Çömez, lens kullanan kişilerde makyaj süreçlerine yönelik bilgi verirken kalıcı makyaj uygulamalarına ilişkin de açıklamalarda bulundu.“Körlüğe kadar gidebilecek durumlar oluşabilir”Kozmetik ürünlerin kadınlar tarafından çok tercih edildiğini ancak kullanırken dikkat edilmesi gereken noktalar olduğunu aktaran Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Taşkıran Çömez, şöyle konuştu:“Makyaj kadının günlük hayatında çok önemli bir yer tutuyor. Bazı hususlara dikkat ettiğimiz sürece çok da bir sıkıntı yaşamayabiliriz. Bu hususlardan en önemlilerinden bir tanesi makyaj malzemelerinin kişiye özel olduğunu aklımızda tutmamız lazım. Arkadaş ya da aile bireylerimizle kendi ürünlerimizi paylaşmamamız gerekmekte çünkü bu enfeksiyon riskini oldukça fazla artırıyor. Bir başka önemli şey de mağazalarda denememiz için verilen ürünler, bunların sadece bizim için açıldığından ve tek kullanımlık olduğundan emin olmamız gerekir. Kalıcı uygulamalar, bazen kemoterapi ya da çeşitli cilt hastalıkları sonrası kirpiklerini kalıcı olarak kaybetmiş hastalara da uygulandığı için uygun kişiler, uzmanlar tarafından uygun ürünlerle steril ortamlarda yapılıyorsa uygulanabileceğini düşünüyorum. Her gün yapılacak bir takma kirpik uygulaması değil zaman zaman gerekli durumlarda uygun olacağını düşünüyorum. Bir takım yan etkileri, önemli komplikasyonları olabilir. Enfeksiyon bunlardan en önemlisi, kalıcı kirpik kaybı, yani kendi kirpiklerinizi kaybedebilirsiniz. Göz kapağının içe ya da dışa dönmesi görülebilir. Ayrıca kalıcı makyaj bir dövme işlemi, mikro pigmentasyon dediğimiz bir işlem, bu işlemle göz içinde üveit dediğimiz göz içi inflamasyonu körlüğe kadar gidebilecek durumlar da oluşabilir” dedi.“Makyaj malzemelerinin son kullanma tarihine dikkat etmeliyiz"Makyaj ürünlerinin son kullanma tarihlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Çömez, “Makyaj malzemelerinin sıvı içerikli olanlarında belli bir tarihten sonra mikroplar, mantarlar, bakteriler üreyebilir, son kullanma tarihine dikkat etmemiz gerekiyor. Her üründe olduğu gibi makyaj malzemelerinde de bir son kullanma tarihi var, belki birçoğumuz çok dikkat etmiyoruz. 3-6 ay maksimum bu süreler kadar kullanıp sonra atıp kesinlikle yeni ürünlere geçmemiz gerekiyor çünkü onları çıkarttığımızda enfeksiyon riskini artıyoruz, tekrar içeriye sokuyoruz. Havadan bile birtakım bulaşlar olabilir. Kontak lens kullanan hastalarda takmadan önce ellerimizi yıkayıp kurutuyoruz. Sonrasında lensimizi takıyoruz, makyajımızı lensimizi taktıktan sonra yapmamız gerekir. Makyajı çıkartmadan önce kontak lensimizi çıkartacağız ve makyajımızı bir temizleyiciyle çıkarmamız lazım. Su bazlı yumuşak bir temizleyiciyle yatmadan önce muhakkak göz çevremizi ve yüzümüzü temizlememiz lazım. Bunu yumuşak hareketlerle, ovuşturmadan, çekiştirmeden yapmalıyız çünkü göz çevresinde gözümüzün estetik olarak daha sağlıklı, güzel görünmesini sağlayan bağlar var, onları gevşetmememiz gerekiyor. Makyaj malzemelerine bağlı kişiye özel birtakım alerjik durumlar oluşabilir. Size iyi gelen bir makyaj malzemesi bende alerji yapabilir. O yüzden ilk aldığımızda göz çevresine uygulamadan önce bileğimizin iç kısmında ürünü denememiz lazım. Eğer bir alerjik durum oluşmuyorsa göz çevresine uygulamamız gerekiyor. Makyaj yaparken enfeksiyon oluşması durumunda yani gözde çapaklanma, uyanma, batma, ışığa hassasiyet gibi bulgular olduğunda öncelikle makyajı sileceğiz. Makyaj yapmaktan bir süreliğine vazgeçeceğiz. Elimizdeki makyaj malzemelerinin maalesef tamamını atacağız. 2 hafta kadar bir tedavi aldıktan sonra yeni makyaj malzemeleriyle makyajımıza devam edebiliriz ama bu aşamada makyaj malzemelerinin tamamen atılması gerektiğini de söylemek isterim" şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kalıcı makyaj uygulamalarına dikkat: “Körlüğe kadar gidebilecek durumlar oluşabilir”
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 07:31:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024103118_f5846af27ee808655ca6745cac15f84e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024103118_f5846af27ee808655ca6745cac15f84e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024103118_f5846af27ee808655ca6745cac15f84e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“Bebeklerde geciken sarılık tedavisi, geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına neden olabilir”
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-bebeklerde-geciken-sarilik-tedavisi-geri-donusu-olmayan-saglik-sorunlarina-neden-olabilir-393510.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-bebeklerde-geciken-sarilik-tedavisi-geri-donusu-olmayan-saglik-sorunlarina-neden-olabilir-393510.html</link>
                    <description><![CDATA[“Bebeklerde geciken sarılık tedavisi, geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına neden olabilir”
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yenidoğan bebeklerin birçoğunda sarılığın olduğuna dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Şahin Kalkan, “Sarılıklar büyük oranda fizyolojik olmakla beraber takip ve tedavinin geciktiği durumlarda nörolojik bozukluklar (sekeller) gelişebilmektedir. En çekindiğimiz, kernikterus dediğimiz beynin belli bölümlerinin etkilendiği hastalıktır. Tedavi sınırının üstünde olan sarılıklar beynin belli bölümlerinde birikmesi sonucu geri dönüşü olmayan işitme sorunları, hareket bozuklukları, zekâ gerilikleri, kaslarda kasılmalar, nöbet ve maalesef ölüm ile sonuçlanabilmektedir” dedi.İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Şahin Kalkan, bebeklerde sarılık konusunda bilgilendirmelerde bulundu. Sarılığın tanımını yapan Dr. Öğr. Üyesi Kalkan, “Sarılık terimi en basit ifadeyle bilirubinin deri ve mukozalarda birikimi sonucu deri ve göz beyazının sarı renkte göru¨lmesini ifade eder” diye konuştu.“Patolojik sarılık tedavi edilmeli”Sarılığın total serum bilirubin (TSB) adı verilen değerin 5 mg/dL’yi aştığı hallerde görüldüğünün altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Kalkan, “Sarılık, fizyolojik (normal) sarılık ve patolojik sarılık olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Yenidoğanların hemen hepsinde hayatın ilk haftasında total bilirubin du¨zeyinin yu¨kselmesi ve bunların 3’te 2’sinde de klinik olarak sarılık göru¨lmesi nedeniyle bu geçici bilirubin yükselmesine fizyolojik sarılık denir. Değerler nomogram dediğimiz belli çizelgeler baz alınarak değerlendirilir. Bu çizelgeler bebeğin kaç haftalık doğduğu, uyuşmazlık olup olmadığı, doğumdan itibaren kaç saat veya kaç gün geçtiği gibi belli kriterler göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur. Patolojik sarılık dediğimiz tedavi edilmesi gereken sarılıklar ise bu çizelgelerde sınırın üstünde olan durumlar için ifade edilir” ifadelerini kullandı.Sarılığın bebeklerde görülme oranından bahseden Dr. Öğr. Üyesi Kalkan, “Term (normal zamanda) yenidoğanların yaklaşık yüzde 60’ında, preterme yenidoğanların (prematüre) yaklaşık yüzde 80’nde yaşamın ilk haftasında klinik olarak sarılık görünür” dedi.“Zor uyanma belirtiler arasındadır”Sarılıkta görülebilecek belirtileri anlatan Dr. Öğr. Üyesi Kalkan, “Sadece göz beyazının sararmasından, doktor başvurusu olmadığı durumlarda hayatı tehdit edebilecek semptomlara kadar değişkenlik gösterebilir. Belirtiler arasında ciltte veya göz beyazında sararma, beslenme zorlukları, halsiz olması, koyu renkli idrar yapması, uyandırmakta zorluklar sayılabilir” şeklinde konuştu.“Tedavi edilmezse beyin etkilenebilir”Tedavi edilmeyen sarılıkların ölümle sonuçlanabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kalkan, “Sarılıklar büyük oranda fizyolojik olmakla beraber takip ve tedavinin geciktiği durumlarda nörolojik bozukluklar (sekeller) gelişebilmektedir. En çekindiğimiz kernikterus dediğimiz beynin belli bölümlerinin etkilendiği hastalıktır. Tedavi sınırının üstünde olan sarılıklar beynin belli bölümlerinde birikmesi sonucu geri dönüşü olmayan işitme sorunları, hareket bozuklukları, zekâ gerilikleri, kaslarda kasılmalar, nöbet ve maalesef ölüm ile sonuçlanabilmektedir” dedi.“Beslenme problemleri görülebilir”Sarılığın bebeği nasıl etkilediğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Kalkan, “Değişkenlik göstermekle beraber en yaygın olarak yorgunluk, beslenme zorlukları, uyandırma güçlüğü görülmektedir. İleri düzey sarılıklarda ise ciddi nörolojik sekeller görülebilmektedir. Bunlar arasında geri dönüşü olmayan işitme sorunları, zekâ gerilikleri, kaslarda kasılma, nöbetler sayılabilmektedir” ifadelerini kullandı.“Beslenme çok önemli”Bebeklerde sarılığa iyi gelen durumları vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kalkan, şu bilgileri paylaştı:“Beslenme çok önemlidir. Bebeğin yeterli beslendiğinden emin olmak gerekir. Bu noktada önceliğimiz anne sütüdür. Bebeğin anne sütünü yeterli miktarda alması gerekir. Anne sütü ile beslenme konusunda net bir sınırımız yok. Bebek her istediğinde vermek gerekir. Bebeğin işaretlerine dikkat etmek gerekir. Anne sütünün yetersiz olduğu veya olmadığı durumlarda bebeği formül mama ile beslemek gerekir. Formül mama ile beslenmeye hekim ile anne beraber karar vermelidir. Anne sütü hiç yoksa öncelikle aile (anne, baba, ailenin diğer bireyleri) anne sütüne teşvik edilmeli, yeniden gelmesi için çocuk doktoru ve emzirme danışmanları öncülüğünde çaba gösterilmelidir. Biliyoruz ki, dünya üzerine anne sütünün olmaması durumu çok az görülmektedir. Bir yandan bu çabalar devam ederken çocuk uzmanı ile beraber bebeğin sağlık durumu, kilo, sarılık gibi durumları göz önünde bulundurarak günde 8-12 defaya kadar yine çocuk uzmanının karar vereceği ölçüde formül mama kullanılmalıdır.  Bunun dışında, kulak üzerine çizik atmak, evde mavi ışık vermek, güneşe çıkarmak, su vermek gibi uygulamalar yanlış ve tedavi edici olmayan uygulamalardır.”“Işık tedavisi uygulanabilir”Tedavi yollarını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Kalkan, “Sarılık seviyesine göre en çok kullanılan uygulama fotorerapi dediğimiz belli frekans aralıklarında verilen mavi ışık tedavisidir. Ancak altta yatan başka sağlık sorunları varsa, bir yandan da onların tedavisi gerekmektedir.  İleri düzeyde sarılık varsa IVIG dediğimiz kan ürünü verilebilmekte, bazen kan değişimi yapılmak zorunda da kalınabilmektedir” dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[“Bebeklerde geciken sarılık tedavisi, geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına neden olabilir”
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 07:07:01 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024100701_afcb7263ff5d0da156c443de92d08398.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024100701_afcb7263ff5d0da156c443de92d08398.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024100701_afcb7263ff5d0da156c443de92d08398.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kardiyoloji uzmanı uyardı: "Ani kardiyak ölüm ve kalp krizi riskine dikkat”
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-kardiyoloji-uzmani-uyardi-ani-kardiyak-olum-ve-kalp-krizi-riskine-dikkat-393499.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-kardiyoloji-uzmani-uyardi-ani-kardiyak-olum-ve-kalp-krizi-riskine-dikkat-393499.html</link>
                    <description><![CDATA[Kardiyoloji uzmanı uyardı: "Ani kardiyak ölüm ve kalp krizi riskine dikkat”
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ani kardiyak ölümün en sık nedeninin tanı konulmamış kardiyovasküler hastalıklar olduğunu söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Yaşan, “Çocuklarda başlıca neden doğuştan gelen kalp hastalıkları iken erişkinlerde en sık neden koroner arter hastalığıdır. Ani kardiyak ölümde kilit nokta, ölümün ani ve beklenmedik olmasından dolayı olayın çevrede şok ve travmaya neden olmasıdır” dedi.VM Medical Park Samsun Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Yaşan, ani kardiyak ölüm ve kalp krizi hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Ani kardiyak ölümün, semptomların başlamasından sonraki bir saat içinde ani bilinç kaybı ile kendini gösteren kardiyak nedenlere bağlı doğal ölüm olarak tanımlandığını belirten Uzm. Dr. Mustafa Yaşan, “Ani kardiyak ölümde kilit nokta, ölümün ani ve beklenmedik olmasından dolayı olayın çevrede şok ve travmaya neden olmasıdır. ABD’de yılda 300 bin kişi, Türkiye’de ise yılda yaklaşık 70 bin, günde ise 190 kişi ani kardiyak ölüm nedeniyle kaybediliyor“ diye konuştu.“En sık nedeni tanı konulmamış kardiyovasküler hastalıklar”Ani kardiyak ölümün en sık nedeninin tanı konulmamış kardiyovasküler hastalıklar olduğunu söyleyen Dr. Yaşan, “Çocuklarda başlıca neden doğuştan gelen kalp hastalıkları iken erişkinlerde en sık neden koroner arter hastalığıdır. Koroner arter hastalığı kalbi besleyen damarlarda ateroskleroz denilen iltihabi yağ damlacıkları nedeniyle meydana gelen daralmalar sonucu oluşur. Bu iltihabı yağ plaklarının henüz tahmin edilemeyen bir zamanda ani olarak yırtılması ve damar içinde pıhtı oluşturması kalp krizine neden olur. Kalp krizi ise ani kardiyak ölümün ana nedenidir" şeklinde konuştu."Genellikle ilk semptom göğüs ağrısıdır"Kalp krizi sırasında genellikle hissedilen ilk semptomun göğüs ağrısı olduğunu belirten Uzm. Dr. Yaşan, “Göğüs ağrısı iman tahtasının altında, sıkıştırıcı ya da baskı tarzında olup sıklıkla terlemenin eşlik ettiği bir ağrıdır. 10 dakikadan uzun sürer ve her iki kola, karına ve çeneye yayılabilir, beraberinde bulantı, kusma, nefes darlığı olabilir" ifadelerini kullandı.“Acil bir şekilde sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır”Kalp krizi geçiren bir hastanın yapması gereken en önemli durumun acil bir şekilde bir sağlık kuruluşuna başvurması olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yaşan şunları söyledi:“Erken dönemde hastane başvurusu hem ölüm riskini hem de kalpte meydana gelecek kalıcı hasarı belirgin bir şekilde azaltır. Kalp krizi riski yüksek kolesterol, hipertansiyon, şeker hastalığı, ailesinde erken yaşta kalp krizi geçiren birisi olması durumlarında artıyor. Bu nedenle öncelikle yüksek kolesterol, hipertansiyon ve şeker hastalıklarını hekim kontrolünde etkin şekilde tedavi edilmesi gerekir. Düzenli hekim kontrollerine gitmek çok önemlidir. Bir diğer önemli risk faktörü ise sigaradır. Sigara mutlaka bırakılmalıdır. Düzenli hızlı tempo yürüyüş yapmak, fazla kilo almamak diğer önemli koruyucu faktörlerdir.""Covid aşılarının etkisi var mı?"Dr. Yaşan, açıklamasını şöyle tamamladı:"Yakın zamanda yayınlanan ve ilaç şirketleri ile ilgisi olamayan yaklaşık 10 milyon aşı olan ve olmayan kişilerin karşılaştırıldığı bir çalışmada, aşı olan kişilerde kısa ve uzun dönemde kalp hastalıklarının daha az görüldüğü saptandı. Ani kardiyak ölümü önlemek için hastanın hastaneye erken dönemde ulaştırılmasının yanı sıra; hastaneye ulaşana kadar başta beyin olmak üzere hayati organlara kan akışını idame ettirmek için kalp masajı yapılması çok önemlidir. Bu nedenle toplum genelinde kalp masajı, ilk yardım eğitimleri ve insanların kalabalık olarak bulunduğu yerlerde kardiyak şok cihazlarının olması hayatidir." ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kardiyoloji uzmanı uyardı: "Ani kardiyak ölüm ve kalp krizi riskine dikkat”
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 07:05:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024100509_c941c5b2231ec64b2af4672138768e1b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024100509_c941c5b2231ec64b2af4672138768e1b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024100509_c941c5b2231ec64b2af4672138768e1b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prostat Kanseri’ne dikkat çekildi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-prostat-kanserine-dikkat-cekildi-393454.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-prostat-kanserine-dikkat-cekildi-393454.html</link>
                    <description><![CDATA[Prostat Kanseri’ne dikkat çekildi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adıyaman’ın Kahta İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından Prostat Kanseri Farkındalık günü nedeniyle vatandaşlara eğitim verilerek broşürler dağıtıldı.Erken teşhisle, başarılı bir tedavi ve daha iyi bir yaşam kalitesi sağlanacağı belirtilen broşürlerde, erkeklerin sağlıkları konusunda farkındalıklarının olması, risk faktörlerini anlamaları ve düzenli kontrollerini yaptırmalarının önemine dikkat çekildi.Eylül ayı içerisinde yer alan Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla bir çalışma yaptıklarını belirten Kahta İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Burcu Ezgi Kocaoğlu, “Prostat kanseri dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de erkek kanserleri arasında akciğer kanserinin ardından ikinci sırada olup yaşlanmayla birlikte daha sık ortaya çıkmaktadır. Erken evrede hiçbir belirti vermeyen prostat kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabilecek düzenlemelerden biri de prostat kanseri hakkında farkındalığı arttırmaktır. Müdürlüğümüzde hizmet veren eğitim birimi ebelerimiz Gülişan Sever ve Ezgi Taylan Öztekin, Kahta 100. Yıl Parkı’nda farkındalık oluşturmak için halkımıza eğitim vererek broşürler dağıttılar. Vatandaşlara erken tanı ve kanser taramalarının önemine vurgu yapıldı” dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prostat Kanseri’ne dikkat çekildi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 06:00:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024090027_64341e2d978665c7ddd3b066c0397961.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024090027_64341e2d978665c7ddd3b066c0397961.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/30092024090027_64341e2d978665c7ddd3b066c0397961.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mezoterapi kongresinden büyük katkı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-mezoterapi-kongresinden-buyuk-katki-393299.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-mezoterapi-kongresinden-buyuk-katki-393299.html</link>
                    <description><![CDATA[Mezoterapi kongresinden büyük katkı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mezoterapi kongresinin ekonomiye katkı sunması hedefleniyor.Biruni Üniversitesi Merkez Kampüsü’nde 5-6 Ekim tarihleri arasında sağlık ve estetik alanındaki birçok profesyoneli bir araya getirecek kongre ile yeni teknolojiler, ürünler ve hizmetler anlatılacak. Yardımcı Doç. Dr. Tansel Turan, “Özellikle global bir katılımcı kitlesi hedeflendiğinde, bu tarz bir kongrenin yıllık olarak sektöre katkı sunması beklenir. Bu yıl yaptığımız ilk kongrenin ardından kongrenin global olarak devam etmesi bu anlamda en önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor” dedi. Kongrenin sektöre birçok faydası bulunduğunu da vurgulayan Turan, “Kongre hem sektörel hem de ekonomik fayda sağlamayı hedefliyor. Sektörel faydalar arasında bilgi paylaşımı ve eğitim, networking, iş birliği imkanları, ürün ve teknoloji tanıtımı ve regülasyonun, standartların masaya yatırılması yer alıyor. Ekonomik faydalarda ise sektörel büyümeye katkı ve arz-talep dengesi ve yatırımlar bulunuyor” dedi. Sağlık Ajans’ın koordinasyonluğunda Biruni Üniversitesi düzenleyiciliğindeki kongre birçok katkı sağlayacak. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Mezoterapi kongresinden büyük katkı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 13:31:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024163121_c5883865b6003ebecd0256f6b55de0d2.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024163121_c5883865b6003ebecd0256f6b55de0d2.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024163121_c5883865b6003ebecd0256f6b55de0d2.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ünlü oyunculardan Kızılay’ın kan bağışı kampanyasına destek sürüyor
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-unlu-oyunculardan-kizilayin-kan-bagisi-kampanyasina-destek-suruyor-393287.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-unlu-oyunculardan-kizilayin-kan-bagisi-kampanyasina-destek-suruyor-393287.html</link>
                    <description><![CDATA[Ünlü oyunculardan Kızılay’ın kan bağışı kampanyasına destek sürüyor
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ünlü oyuncular, kan bağışının önemine dikkat çekmek için Türk Kızılay’ın “Birbirimize Candan Bağlıyız” kampanyasına desteğini sürdürüyor. Bu kez Açelya Akkoyun, Burak Sergen, Hakan Yılmaz, Sevcan Yaşar’ın da aralarında yer aldığı ünlü isimler, kan bağışında bulunarak Kızılay’ın kan bağışı kampanyasına destek verdi. Kan bekleyen hastalara umut olma çağrısı yapan ünlü oyuncular, 18-65 yaş arası sağlıklı her bireyi düzenli kan bağışçısı olmaya davet etti.18 Bölge Kan Merkezi, 69 Kan Bağış Merkezi, 300’den fazla mobil ve sabit ekip ile kan bağışı çalışmalarını yürüten Türk Kızılay, Türkiye’nin kan ihtiyacının tamamını gönüllü bağışçılardan sağlamak üzere “Birbirimize Candan Bağlıyız” kampanyasını sürdürüyor. Her gün yaklaşık bin 200 hastanenin kan ve kan bileşeni ihtiyacını karşılayan Türk Kızılay, tüm kan gruplarında yeterli stok seviyesini korumak için günlük yaklaşık 9 bin ünite kan bağışına ulaşma hedefiyle çalışıyor. Bu amaçla düzenli kan bağışını artırmaya yönelik çalışmalar yürüten Kızılay’ın kan bağışı kampanyasına ünlü isimler de destek veriyor.Bu çerçevede ünlü oyuncular Açelya Akkoyun, Atakan Özkaya, Burak Sergen, Burak Topaloğlu, Hakan Yılmaz, Sadi Celil Cengiz, Sevcan Yaşar, Sinan Albayrak ve Ufuk Özkan Kızılay Kan Merkezi’ne giderek kan bağışında bulundu. “Birbirimize Candan Bağlıyız” diyerek Kızılay’ın kan bağış kampanyasına destek veren ünlü isimler, bir ünite kanın üç kişinin hayatını kurtardığına dikkat çekti ve yalnızca 15 dakika ayırarak kan ihtiyacı olan hastalara umut olma çağrısı yaptı.Sanatçılar, geçtiğimiz yaz aylarında da Kızılay’ın kan bağışı kampanyasına destek vermiş ve mevsimsel olarak düşen kan bağışlarına dikkat çekmişlerdi. Ünlü oyuncular Didem Balçın, Gülsim Ali, Murat Aygen, İlker Aksum, Ceren ve Emir Benderlioğlu, Altan Gördüm, Hakan Meriçliler, Hüseyin Avni Danyal ve Rüştü Onur Atilla’nın kan bağışında bulunarak yaptığı çağrı kamuoyunda yankı uyandırdı ve ülke genelinde kan ihtiyacının karşılanmasına büyük katkı sağladı.Kan bağışı için 15 dakika ayırmak yeterliTürk Kızılay, hayata geçirdiği Ulusal Kan Temini Projesi çerçevesinde, kan ve kan ürünleri teminini tamamen gönüllülük esasına dayalı bir yaklaşımla gerçekleştiriyor. Kan bağışlamak isteyen 18-65 yaş arası sağlıklı vatandaşlar, en yakın Kızılay Kan Bağışı noktasına giderek form doldurduktan sonra doktor kontrolünde yapacağı kan bağışıyla genellikle 15 dakika içinde kan dostları arasına katılabiliyor. Erkekler 3 ayda bir, kadınlar 4 ayda bir kan bağışında bulunabiliyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ünlü oyunculardan Kızılay’ın kan bağışı kampanyasına destek sürüyor
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 13:02:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024160228_021430484156111dfbac7c5c02cc6efa.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024160228_021430484156111dfbac7c5c02cc6efa.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024160228_021430484156111dfbac7c5c02cc6efa.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dr. Seyfeli: "Kalp ve damar hastalıklarının 30’lu yaşlarda görülme sıklığı arttı"
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-dr-seyfeli-kalp-ve-damar-hastaliklarinin-30lu-yaslarda-gorulme-sikligi-artti-393250.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-dr-seyfeli-kalp-ve-damar-hastaliklarinin-30lu-yaslarda-gorulme-sikligi-artti-393250.html</link>
                    <description><![CDATA[Dr. Seyfeli: "Kalp ve damar hastalıklarının 30’lu yaşlarda görülme sıklığı arttı"
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, kalp ve damar hastalıklarında yaş seviyesinin 30-35’li seviyelere düştüğünü söyleyerek, “Kalp hastalıklarının özellikle pandemi döneminde ve pandemiden sonraki dönemde arttığını söyleyebiliriz” dedi.Dünyada yaklaşık 300 milyon insanın kalp hastası olduğu ve yaklaşık 2 milyar insanında kalp hastalığı riski taşıdığı tahmin edildiğini dile getiren Acıbadem Kayseri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, “Dünyadaki ölüm sebebinin de hala bir numaralı sebebinin kalp ve damar hastalıkları olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizde bundan nasibini almakta ve yaklaşık 200-250 bin insanımızı kalp ve damar hastalıklarına bağlı hastalıklardan kaybetmekteyiz. Bu da yaklaşık her 3 kişiden 1 kişinin kalp ve damar hastalığına bağlı hastalıklardan hayatını kaybettiği anlamına gelmektedir. Kalp hastalıklarının özellikle pandemi döneminde ve pandemiden sonraki dönemde arttığını söyleyebiliriz. Bundan önceki çalışmalarda kalp hastalığının genelde 40 yaşın üzerinde artmaya başladığını, 50 ile 65 yaş arasında da en yüksek seviyeye çıktığını görüyoruz. Ancak pandemi sonrası kalp krizlerinin 40 yaşın da altına düştüğünü, 30-35’li yaşlardaki genç hastalarda da sıklaştığını söyleyebiliriz. Covit 19, hastalık olarak dolaşım ve solunum sistemini tutan ve pıhtılaşmaya neden olan bir hastalık. Bu dönemde pıhtılaşmaya bağlı kalp krizlerinde artış olduğunu müşade ettik. Halen hastalığın şiddeti geçse de hala covit vakalarına rastlanmaktadır. Bu da damarlarda pıhtılaşma ve inflamasyon-yangıya neden olarak damar sertliğini artırmaktadır. Dolayısıyla kalp krizlerinde genç yaşta da da olsa artış olarak karşımıza çıkmaktadır” dedi."Genç hastalar, kalp krizi geçirebileceklerini akıllarına getirmiyorlar"Genç hasta grubunda yapılan çalışmalarda, bu yaştaki hastaların kalp krizi geçirdiklerinde gerçekleşen ölüm oranlarının yüzde 30 daha fazla artış  olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ergün Seyfeli; “Özellikle genç yaştaki hastaların göğüs ağrıları hissettiklerinde mutlaka çok hızlı bir şekilde hastaneye ulaşmaları gerekmektedir. Genç yaş grubu hastaların kalp krizleri, erişkin yaş ya da ileri yaştaki hastalardan farklılık arz etmektedir. Özellikle bu hastalarda kalp krizleri daha çok pıhtılaşmayla birlikte olduğu için akut gelişmekte ve hastalar bu kalp krizlerine ani yakalanmaktalar. Kalp ritim bozukluğu nedeniyle de hayatlarını kaybetmekteler. Özellikle bu tür hastalar genelde hastalığı kendi üzerlerine konduramıyorlar ya da kalp krizi geçirebilecekleri akıllarına getiremiyorlar. Bu yüzden de sağlık kuruluşlarına pek fazla gitmek istemiyorlar. Biz özellikle kalp krizi belirtileri olan genç kardeşlerimizin mutlaka hızlı bir şekilde hastaneye ulaşmalarını öneriyoruz. İlk bir saatte yapılacak müdahalenin de hayat kurtarıcı olduğunu söylemekte fayda var” şeklinde konuştu."40 yaş sonrası mutlaka kalp kontrolü yapılması gerekiyor"Kalp rahatsızlıklarının belirtilerinden bahseden Seyfeli; "Kalbin orta bölgesinde baskı tarzında sıkıştırıcı, ezici ve ağırlık koymuş tarzda göğüs ağrısı olması  ve bu durumlara soğuk terlemenin eşlik ettiği, çarpıntı, nefes darlığının da birlikte olduğu şikayetleri mutlaka dikkate alsınlar. Bu genellikle 5 ila 15 dakika arasında sürer. Bazen kısa da sürebilir. Eğer bu bir kez geliyorsa mutlaka ikincisi de gelecek demektir. 20 dakikanın üzerinde olan şikayetler ise artık kalp krizi olarak değerlendirilmeli ve hastaneye başvurmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.Kalp hastalıklarında yüzde 80’inin değiştirilebilir risklere bağlı olduğunu aktaran Seyfeli; "Kalp hastalıklarının yüzde 80’inin değiştirilebilir risk faktörlerine bağlı olduğunu görüyoruz. Şeker hastaları, tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği bulunan kişiler, sigara, alkol kullanan, hareketsiz yaşam ve stres altındaki kişiler genelde kalp hastalıkları için risk altındadır. İleri yaş ve ailede genetik hastalığı olan kişilerinde kalp hastalığı riski taşıdıklarını söyleyebiliriz. 40 yaşını geçmiş insanların mutlaka kalp kontrollerini yaptırmaları gerekiyor. Biz hekimlerin öncelikli görevi koruyucu hekimlik, yani kalp hastalığı olmadan önce engellememiz gerekiyor. Bir diğeri de olduktan sonra mutlaka bunun erken ve doğru bir şekilde tedavisinin yapılması gerekiyor" dedi. Kalp hastalıklarının tanısı için farklı yöntemler kullanıldığı da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli; “Biz genelde Efor, EKG ve diğer yöntemlerle kalp ya da damar hastalığını teşhis etmeye çalışıyoruz. Özellikle son yıllarda bizim bu yöntemlerle teşhis edemediğimiz ancak klinik şüpheye düştüğümüz hastalarda Tomografik anjio diğer bir ifade ile sanal anjiyo dediğimiz yöntemi çokça kullanmaya başladık. Bu biraz önce bahsettiğimiz yöntemlerle teşhis sağlayamadığımız hastalarımızı son derece hızlı ve çabuk bir yöntem olan sanal anjiyo yöntemiyle yüzde 90’a yakın oranda hastalarımızın rahatsızlıkları kolaylıkla tespit edilmektedir” dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Dr. Seyfeli: "Kalp ve damar hastalıklarının 30’lu yaşlarda görülme sıklığı arttı"
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 12:01:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024150141_bbee6ddab25521f6acad82643b2c791e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024150141_bbee6ddab25521f6acad82643b2c791e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024150141_bbee6ddab25521f6acad82643b2c791e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ortaca’da sahte bal ve zeytinyağına sıkı denetim
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-ortacada-sahte-bal-ve-zeytinyagina-siki-denetim-393196.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-ortacada-sahte-bal-ve-zeytinyagina-siki-denetim-393196.html</link>
                    <description><![CDATA[Ortaca’da sahte bal ve zeytinyağına sıkı denetim
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Vatandaşların sağlığını korumak amacıyla, bal ve zeytinyağı ürünlerine yönelik, pazar yerleri, şarküteriler ve mağazalarda kapsamlı olarak yapılan denetimlerde toplanan numuneler, sahtelik iddialarına karşı incelenmek üzere laboratuvarlara gönderildi.Muğla’nın Ortaca ilçesinde, vatandaşların en çok tercih ettiği gıda maddeleri arasında yer alan bal ve zeytinyağı ürünlerine yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Pazar yerleri, şarküteriler ve mağazalarda yapılan incelemelerde, bazı ürünlerden numuneler alındı ve detaylı analizler için laboratuvara gönderildi. Sahte bal ve zeytinyağı üretimi, fırsatçıların haksız kazanç elde etmesine yol açarken, bu durumun sağlık üzerindeki olumsuz etkileri de göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Yetkililer, sağlıklı bir yaşam için kaliteli gıda tüketiminin önemine dikkat çekerek, sahte ürünlere karşı sıkı denetimlerin devam edeceğini vurguladı.Güvenilir gıdaya ulaşmanın her zaman öncelik olduğunun altını çizen yetkililer, bu tür denetimlerin aralıksız bir şekilde süreceğini ve vatandaşların sağlığını korumak için gerekli önlemleri alacaklarını belirtti. Özellikle bal ve zeytinyağında yaşanan sahtecilik olaylarına karşı dikkatli olunması gerektiğini hatırlatan yetkililer, tüketicilere güvenilir kaynaklardan alışveriş yapmaları konusunda çağrıda bulundu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ortaca’da sahte bal ve zeytinyağına sıkı denetim
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 10:32:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024133207_b4a6d43445c8a299dce609600ca4f518.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024133207_b4a6d43445c8a299dce609600ca4f518.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024133207_b4a6d43445c8a299dce609600ca4f518.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Konserve açarken elinizden olmayın
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-konserve-acarken-elinizden-olmayin-393187.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-konserve-acarken-elinizden-olmayin-393187.html</link>
                    <description><![CDATA[Konserve açarken elinizden olmayın
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Estetik Plastik Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı Doç. Dr. Neşe Kurt Özkaya, konserve açarken meydana gelen kesiklerin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayarak vatandaşları uyardı.Mutfakta sıklıkla karşılaşılan bir durum olan konserve açarken meydana gelen kesikler, bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Sivas Medicana Hastanesi Estetik Plastik Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı Doç. Dr. Neşe Kurt Özkaya, meydana gelen kesiklerin boyutu küçükte olsa bu kesiklerin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Özellikle mutfakta sıkça karşılaşılan bu durumun, ciddiye alınmasının gerektiğini belirten Özkaya, kesiklerin enfeksiyon riski taşıyabileceğini ve yanlış bakım durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı. Konserve açarken kullanılan aletlerin keskin olduğuna dikkat çeken Özkaya, "Kesikler genellikle yüzeysel gibi görünse de, derin yaralar oluşabilir. Bu tür yaralar, eğer doğru bir şekilde temizlenmez ve bakım yapılmazsa enfeksiyon kapma riski taşır" dedi. Özkaya, kesiklerin temizlenmesi, antiseptik uygulanması ve gerekirse bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini de sözlerine ekledi. Ayrıca, mutfakta dikkatli olunması ve doğru aletlerin kullanılması gerektiğinin altını çizdi.“Çok dikkatli olunması gerekir”Çocukların yetişkinlere göre daha çok risk altında olduğunu söyleyen Özkaya, “Yeme alışkanlıklarımızın değişmesiyle konserve kullanımı günlük hayatımızın artık bir parçası haline geldi. Eskiden konserveler daha çok pişirmeye hazır gıdalarken şimdi yeme ve içmeye hazır balık, mısır, garnitür gibi ürünler içermekte. Bu ürünler genelde cam veya metal kutularda saklanmaktadır. Kutuların kenarlarındaki demir metal kısımları açarken kişilerin değişik yöntemler kullanması veya dikkatsizce davranmalarıyla ev ve iş kazaları meydana gelebiliyor. El, parmak, el bileği kesikleri olmakla birlikte sadece yüzeysel cilt kesiği olabildiği gibi parmakları, eli hareket ettiren tendonların kesilmesine veya sinir damar yaralanmalarına hatta eklem hasarlarına da sebep olabiliyor. Çalışan ebeveynler olarak pratik olması açısından çocuklarımıza bu ürünleri evde kullanmalarına izin veriyoruz. Fakat çok dikkatli olunması gerekir çünkü çocuklar yetişkinlere göre daha risk altında olabilir” dedi.“Geç onarım başarı şansını düşürüyor”Bu vakaların hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Özkaya, “Bu vakalarla eskiden de karşılaşıyorduk fakat bugünlerde görülme sıklığı arttı. Bu tür kesiklerde ilk yardım çok önemli. Daha sonra iyi bir muayene ve müdahale gerekmekte. Bazı kesikler küçük gibi görünüp hafife alınsa da daha sonra bunun ciddiyetinin farkına varabiliyorlar. Tendon kesiği olduğunda acıyla hareket kısıklığını fark etmiyorlar. Zaman geçtikçe ellerini rahat kullanamadıklarını fark ediyorlar. O zaman çok daha aksi durumlar ortaya çıkıyor. Geç onarım başarı şansını daha çok düşürüyor. Bu yönden de hastalarımız risk altında oluyor. Bu vakalar kesinlikle hafife alınmamalı. Kesiğin boyutu kişiye göre küçükte olsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna gidilmeli. Tetanos aşısı ve antibiyotik tedavisi uygulanmalı” şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Konserve açarken elinizden olmayın
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 10:05:02 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024130502_2bf142786529e2d733416a2f139c46b7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024130502_2bf142786529e2d733416a2f139c46b7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024130502_2bf142786529e2d733416a2f139c46b7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dr. Ünğan’dan kalp damar hastalıklarına karşı öneri: “Sigara içmeyin, az yiyin, bol yürüyün”
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-dr-ungandan-kalp-damar-hastaliklarina-karsi-oneri-sigara-icmeyin-az-yiyin-bol-yuruyun-393185.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-dr-ungandan-kalp-damar-hastaliklarina-karsi-oneri-sigara-icmeyin-az-yiyin-bol-yuruyun-393185.html</link>
                    <description><![CDATA[Dr. Ünğan’dan kalp damar hastalıklarına karşı öneri: “Sigara içmeyin, az yiyin, bol yürüyün”
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Doktoru İsmail Ünğan, kalp damar hastalıklarına karşı, “Sigara içmeyin, az yiyin, bol yürüyün” önerisinde bulundu.Kardiyoloji Anabilim Dalı. Öğretim Üyesi Dr. Ünğan, 29 Eylül Dünya Kalp Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Tüm dünyada en yüksek ölüm sebeplerinin başında kalp damar hastalıkları ve inme durumunun geldiğini söyledi. Dr. Ünğan, sanayileşmeyle beraber artan fiziksel aktivite kısıtlılığı, artan yaşam stresi, sağlıksız beslenme, alkol, tütün tüketiminde artış, yaşam süresinin artmasıyla beraber maruz kalınan kronik hastalıklar, şeker, tansiyon ve yüksek kolesterolün sebep olduğu sonuçlar neticesinde kalp damar hastalıkları ve inmeye olaylarının arttığını ifade etti.Türkiye’de her yıl yaklaşık 300 bin yeni kalp damar hastalığının teşhis edildiğini ve yaklaşık da 125 bin ölümün gerçekleştiğini anlatan Dr. Ünğan, “Kalp damar hastalıkları tüm dünyada tüm ölümlerin yüzde 33-35’ini kapsamaktadır. Kalp damar hastalıkları ve inme konusunda, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol değerlerinin kanda yüksek olması, yetersiz fiziksel aktivite, stresin artması, sigara, alkol tüketiminin olması bunların hepsi risk faktörü olarak anılmaktadır. Beklenen yaşam süresinin artmasıyla beraber özellikle kronik hastalıklara karşı maruz kalınan sürenin artması ve bu olumsuz davranış şekillerinin beraberinde bu hastalıkların gün geçtikçe yıkım oranını artırmakta, hastalar bundan dolayı ciddi sorunlar yaşamaktadır” dedi.Kalp damar hastalıklarından korunma yollarıDünya Kalp Federasyonu, Kardiyoloji Derneği başta olmak üzere bağlı olan üyelerin kalp damar hastalıklarına yakalanmama, yakaladığında tekrar hastalığın olmaması konusunda farkındalık çalışmaları sürdürdüğünü ifade eden Dr. Ünğan, şöyle konuştu:“Biz hekimler sahada vatandaşlarımıza da fırsat bulduğumuz sürece tekrar tekrar hatırlatarak bu hastalıkların olabildiğince yükünü hafifletebilmeye çalışıyoruz. Özellikle tansiyonla mücadelemizde, tansiyon takiplerimizi yaptıralım. Hasta olmasak bile en az yılda bir defa tansiyonumuzu ölçelim. Hastalığımız varsa ilaçlarımızı düzenli kullanalım. Tansiyon konusunda, sigara alkol tüketimi, yetersiz fiziksel aktivite konusunda dikkat edelim. Tüm dünyada artan dengesiz beslenme, ciddi bir sağlık sorunudur. Bu özellikle şeker hastalığı olmak üzere yüksek kolesterol, tansiyon yüksekliği beraberinde bir sürü komorbid durumu getirir. Bu konuda kişilerin dengeli, yeterli ve sağlıklı beslenmesine özendirmemiz gerekiyor. Akdeniz tarzı diyetle beslenme, sebze, meyve ürünleri, kuruyemişler, balık ürünleriyle beslenmemiz gerekiyor. Onun haricinde işlenmemiş tahıllar, az yağ oranına sahip süt ürünlerini önermemiz gerekiyor. Bunun haricinde doymuş yağlardan oluşan margarin gibi ürünler kullanmamamız, kırmızı et ürünlerini azaltmamız, şekerli meyve suyu içecekleri, endüstride hazırlanmış içecekleri, enerji içeceklerini tüketmememiz gerekiyor. Hastalara mutlaka alkol sigara kullanımını bırakması yönünde cesaretlendirmemiz gerekiyor. Artan yaşam stresiyle beraber, yoğun çalışma temposu sağlıklı yaşam konusunda birazcık kısıtlamaya neden oluyor. Yine de biz fırsat buldukça haftanın 5 günü hafif orta düzeydeki zorlukta bir egzersizle, yani şöyle, orta tempolu bir yürüyüşle, bu mümkünse rampa yukarı olmayacak şekilde, düz zeminde yürüyüş yaparak mutlaka fiziksel aktivitemizi yerine getirmemiz gerekiyor.”Davranış şekillerini değiştirerek hastalıklarda yüzde 80 oranında azalmaya gidebilirDr. Ünğan, davranış şekillerini değiştirilerek kalp damar hastalıklarına yakalanma oranının düştüğünü belirterek, “Alkol, sigara tüketimi, düzensiz, dengesiz beslenme, fiziksel aktivitenin olmaması, psikososyal stresin altında olma. Bunları eğer yeterli bilgi ve deneyimle azaltırsak ya da olabildiğince yok seviyesine getirirsek biz bu kalp damar hastalıkları ve inme dediğimiz kronik hastalıklarda yaklaşık yüzde 80 oranında bir azalmaya gidebiliriz. Çünkü maalesef artık dünya genelinde, ülkemizde de gittikçe artan sıklıkta bizim metabolik sendrom dediğimiz, kronik hastalıkların birleşimi olan bir durum. Kendini artan kiloyla gösteren bu kompleks bir hastalık tanımı maalesef bizi kalp damar hastalılarıyla beraber birçok hastalığa yatkın hale getiriyor. Hastalarıma şunu söylüyorum, 3 öneriyle, sigara içmeyin, az yiyin, bol yürüyün. Bunu yaptığımız sürece kalp sağlığımız daha iyi olacak” ifadesini kullandı.Dr. Ünğan, Sağlık Bakanlığı’nın bu sene “Önce sen, önce kalbin, kalbinin kahramanı ol, harekete geç” sloganıyla farkındalık oluşturmak istediğini sözlerine ekledi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Dr. Ünğan’dan kalp damar hastalıklarına karşı öneri: “Sigara içmeyin, az yiyin, bol yürüyün”
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 10:04:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024130442_9f0e08f8b3e0dc579132056c8fdf8b5e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024130442_9f0e08f8b3e0dc579132056c8fdf8b5e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024130442_9f0e08f8b3e0dc579132056c8fdf8b5e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Oltu Hastanesi’ne iyileştirme incelemesi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-oltu-hastanesine-iyilestirme-incelemesi-393167.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-oltu-hastanesine-iyilestirme-incelemesi-393167.html</link>
                    <description><![CDATA[Oltu Hastanesi’ne iyileştirme incelemesi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Erzurum’un Oltu İlçesi Devlet Hastanesi’nde hizmet sunumunun iyileştirilmesi için yerinde değerlendirme ziyareti gerçekleştirildi.Erzurum İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir, Personel Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Ahmet Yılmaz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mehmet Meral ve Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Ahmet Toksoy,  Kamu Hastaneleri Başkanlığı birim sorumluları ile birlikte Oltu İlçe Devlet Hastanesinde hizmet veren birimler, hastanenin projeksiyonundaki birimleri, ünite ve alanların yerinde değerlendirilmesi kapsamında ziyaret edildi. Ziyarette hastane yönetimi, görevli hekimler ve personeller ile daha iyi hizmet sunumu için yapılması gerekenler hakkında görüşmeler gerçekleştirildiği ifade edildi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Oltu Hastanesi’ne iyileştirme incelemesi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 10:01:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024130116_204f61d28b955da78eeca7f61b34d01a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024130116_204f61d28b955da78eeca7f61b34d01a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024130116_204f61d28b955da78eeca7f61b34d01a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Derdiyok: ’Sağlıklı yaşam ile kalp ve damar hastalığı kaynaklı ölümlerin yüzde 80’i önlenebilir’
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-il-saglik-muduru-derdiyok-saglikli-yasam-ile-kalp-ve-damar-hastaligi-kaynakli-olumlerin-yuzde-80i-onlenebilir-393157.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-il-saglik-muduru-derdiyok-saglikli-yasam-ile-kalp-ve-damar-hastaligi-kaynakli-olumlerin-yuzde-80i-onlenebilir-393157.html</link>
                    <description><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Derdiyok: ’Sağlıklı yaşam ile kalp ve damar hastalığı kaynaklı ölümlerin yüzde 80’i önlenebilir’
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünya Kalp Günü ile ilgili açıklamalarda bulunan Kastamonu İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çağdaş Derdiyok, yaşam tarzının kalp ve damar hastalıkları riskini arttırdığını kaydederek, "Yapılan araştırmalar, yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle 30-70 yaş arasında görülen kalp ve damar hastalığı kaynaklı ölümlerin yüzde 80’inin önlenebileceğini ortaya koymaktadır" dedi.Kastamonu İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çağdaş Derdiyok, Dünya Kalp Günü ile ilgili bir mesaj paylaşarak vatandaşlara kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önemli tavsiyelerde bulundu. Sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, alkol ve tütün kullanımı, hava kirliliği ve çeşitli hastalıkların kalp ve damar hastalıklarını tetikleyebildiğine dikkat çeken Derdiyok, 40 yaş ve üstündeki bireylerin yılda bir kez kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapması gerektiğini kaydetti. Sağlıklı yaşamın kalp hastalıkları riskini azaltacağına vurgu yapan Derdiyok, erken teşhis ile hayati riskin ortadan kaldırılabileceğini ifade etti.Kalp ve damar hastalıklarının küresel bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edildiğini kaydeden Derdiyok, "Kalp ve damar hastalıkları kişisel, davranışsal, çevresel ve sosyoekonomik risk faktörlerinden kaynaklanabilmektedir. Sağlıksız beslenme, Fiziksel hareketsizlik, Alkol kullanımı, Tütün kullanımı, Hava kirliliği, Yüksek tansiyon, Yüksek kolesterol, Diyabet, Obezite ve böbrek hastalığı en önemli risk faktörleri arasında yer alır. Ayrıca aile geçmişi, stres, etnik köken, cinsiyet ve yaş da kişide kalp ve damar hastalıklarının gelişimini etkileyebilmektedir. Dolayısıyla risk faktörleriyle mücadele etmek kalp ve damar hastalıklarından korunmada ya da ilerlemelerini durdurmada birincil korunma yöntemidir. Yapılan araştırmalar, yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle 30-70 yaş arasında görülen kalp ve damar hastalığı kaynaklı ölümlerin yüzde 80’inin önlenebileceğini ortaya koymaktadır" dedi.Aile hekimlerine başvurularak  kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapılabileceğini ifade eden Derdiyok,"Kalp ve damar hastalıklarının erken teşhisi, etkili tedavisi ve izlenmesi yoluyla söz konusu hastalıkların ilerlemesini durdurulması ve bu hastalıklara bağlı yeni hastalık oluşmasını engellemesi en önemli mücadele basamaklarından biridir. Bu sebeple Bakanlığımız, Hastalık Yönetimi Platformu (HYP) adını verdiği bir uygulama geliştirerek birinci basamak sağlık hizmet sunucularının kronik hastalıkların erken teşhisi, etkili tedavisi ve izlemlerinde daha aktif bir rol üstlenmesini sağlamıştır. Sürecin, kanıta dayalı klinik uygulama yönergeleri doğrultusunda yürütülmesi ile hastalıkların kontrol altına alınması, bireylerin fonksiyon kaybı yaşamalarının ve engelli hale gelmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. HYP kapsamında aile hekimlerimiz tarafından, 40 yaş ve üstü bireylerin yılda en az bir kez Kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapılmaktadır. Kardiyovasküler risk değerlendirmesinde öncelikle kişinin yaşı, cinsiyeti, sigara kullanım bilgileri alınmakta, kan basıncı ölçülmekte ve kolesterol değerine bakılmakta, elde edilen veriler kullanılarak 10 yıl içinde ölüme  neden olabilecek bir kalp ve damar hastalığı geçirme riski hesaplanmaktadır. Aile hekimlerimiz, kardiyovasküler risk değerlendirmesi sonucuna göre hastaların gerekli tedavilerini düzenlemekte, yaşam tarzı değişiklikleri konusunda danışmanlık yapmakta, gerekli hallerde Sağlıklı Hayat Merkezlerine ya da hastanelere yönlendirmektedir. Sağlıklı bir kalp için aile hekimine başvur, kardiyovasküler risk, değerlendirmeni yaptır, sağlıklı beslen, hareket et, sigaradan uzak dur" diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Derdiyok: ’Sağlıklı yaşam ile kalp ve damar hastalığı kaynaklı ölümlerin yüzde 80’i önlenebilir’
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 09:32:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024123253_73f65d7c04b01b76a880b27eb8988601.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024123253_73f65d7c04b01b76a880b27eb8988601.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024123253_73f65d7c04b01b76a880b27eb8988601.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İEÜ Medical Point Kalp Sağlığı Merkezi, kalp sağlığında öncü
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-ieu-medical-point-kalp-sagligi-merkezi-kalp-sagliginda-oncu-393115.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-ieu-medical-point-kalp-sagligi-merkezi-kalp-sagliginda-oncu-393115.html</link>
                    <description><![CDATA[İEÜ Medical Point Kalp Sağlığı Merkezi, kalp sağlığında öncü
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kalp Sağlığı Merkezi, kardiyoloji alanındaki uzman kadrosu ve gerçekleştirdiği tüm özellikli işlemlerle kentte ve Türkiye’de fark oluşturuyor.İEÜ Tıp Fakültesi Medical Point Hastanesi Kalp Sağlığı Merkezi, kardiyoloji alanında uzman hekimleri ve uluslararası standartlardaki hizmetlerle Türkiye’nin en önemli sağlık merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Ahmet Memiş’in tıbbi direktörlüğünde ve Doç. Dr. Cihan Altın’ın bölüm başkanlığında faaliyet gösteren Kalp Sağlığı Merkezi, her biri kendi alanında deneyimli ve uzman hekimlerden oluşan geniş bir ekibi bulunduruyor. Kalp Sağlığı Merkezi’nde en güncel tedavi yöntemlerini ve ileri teknolojiye dayalı tanı ve tedavi cihazlarını kullanarak, üçüncü basamak tüm kardiyovasküler hastalıklarda, hastalarına dünya standartlarında sağlık hizmeti sunuyor. Kalp ve damar hastalıklarının teşhis ve tedavisinde uzmanlaşan merkezde, en karmaşık vakalarda bile başarılı sonuçlar elde ediliyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İEÜ Medical Point Kalp Sağlığı Merkezi, kalp sağlığında öncü
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 08:33:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024113334_767e2572edef3fb962dcaa21f29ee66a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024113334_767e2572edef3fb962dcaa21f29ee66a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024113334_767e2572edef3fb962dcaa21f29ee66a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İl Sağlık Müdürlüğü’nden anlamlı çağrı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-il-saglik-mudurlugunden-anlamli-cagri-393099.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-il-saglik-mudurlugunden-anlamli-cagri-393099.html</link>
                    <description><![CDATA[İl Sağlık Müdürlüğü’nden anlamlı çağrı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlıklı bir yaşam tarzının kalp damar hastalığı kaynaklı ölümlerin yüzde 80 oranında önlenebileceğini belirten Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, "Kalbiniz önceliğiniz olsun. Kalbinizin kahramanı olun" notuyla yaptığı paylaşımda kalp sağlığının önemine dikkat çekti.Kalp ve damar hastalıkları için en önemli davranışsal risk faktörlerinin sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, tütün ve alkol kullanımı olduğuna dikkat çeken Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, kalp sağlığı için sağlıklı bi yaşam tarzının benimsenmesi gerektiği yönünde anlamlı bir çağrı yaptı. Konu ile ilgili İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan paylaşımda "Kalbi ve damar sistemini olumsuz etkileyen kalp ve damar hastalıkları farklı şiddetlerde ortaya çıkabilen geniş bir hastalık yelpazesini kapsar. En yaygınları arasında koroner arter hastalığı (kalp damarlarının tıkanması), kalp yetmezliği, aritmi (kalp ritim bozuklukları) ve kalp kapak hastalıkları bulunmaktadır. Kalp ve damar hastalıkları için en önemli davranışsal risk faktörleri sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, tütün ve alkol kullanımıdır. Davranışsal risk faktörlerinin etkileri bireylerde yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve obezite gibi durumları ortaya çıkararak kalp damar hastalığı gelişme riskini arttırmaktadır. Yapılan araştırmalar, yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle 30-70 yaş arasında görülen kalp ve damar hastalığı kaynaklı ölümlerin yüzde 80’inin önlenebileceğini göstermektedir. Kalbiniz önceliğiniz olsun. Kalbinizin kahramanı olun ve onun için sağlıklı beslenin, yeterli miktarda su için, hareket edin, tütün, tütün ürünleri ve alkolden uzak durun, aile hekiminize başvurun, kardiyovasküler risk değerlendirmenizi yaptırın. Sağlıklı bir kalp ile sağlıklı bir yaşam diliyoruz" ifadeleri yer aldı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İl Sağlık Müdürlüğü’nden anlamlı çağrı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 08:30:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024113051_2c13ff44de9dcdf6e4fdf5ee7da43d99.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024113051_2c13ff44de9dcdf6e4fdf5ee7da43d99.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024113051_2c13ff44de9dcdf6e4fdf5ee7da43d99.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sonbaharda alerjik egzamaya dikkat
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-sonbaharda-alerjik-egzamaya-dikkat-393096.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-sonbaharda-alerjik-egzamaya-dikkat-393096.html</link>
                    <description><![CDATA[Sonbaharda alerjik egzamaya dikkat
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Soğuyan havalarla birlikte hastalıklarında kendini göstermeye başlayacağını belirten uzmanlar, hastalıkların yanı sıra, sık görülen cilt hastalıklarından olanegzamanın da soğuk havadan etkilendiğini söyedi. Dermatoloji Uzmanı Dr. Oğuz Küçükçakır, egzama olarak da bilinen atopik dermatit, polenlerin fazla olduğu ilkbahar aylarında tetiklendiği gibi, havaların soğumaya ve nem oranının düşmeye başladığı sonbahar mevsiminde de kendini göstermeye başladığını ve bazen günlük hayatı etkileyecek kadar şiddetli seyir gösterebileceğini söyledi.Sonbaharve kış aylarında kapalı ısıtma sistemlerinin kullanılmaya başlanması, çok kalın giysiler, sıcak banyolar, soğuk ve rüzgârlı hava,enfeksiyonlaregzamanın alevlenmesine sebep olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Oğuz Küçükçakır, şunları söyledi;"Günlük hayatımızda uygulayacağımız basit önlemlerle bu durumdan korunmak mümkündür. Yün kıyafetler cildi kurutarak kaşıntıya sebep olacağı için kullanılmamalı, yerine pamuklu giysiler tercih edilmelidir. Sıcak suyla yapılan uzun banyolar cilde aşırı ısı temasına sebep olup cildin kurumasına sebep olur. Bunun yerine ilik su ile kısa süreli duş tercih edilmelidir. Banyoda hekiminizin önereceği, deriyi kurutmayan, nemlendirici özelliği olan, parfümsüz yıkama ürünleri kullanılmalıdır. Banyo sonrası ilk 5 dakikada deriyi havluyla ovalamadan, hafif dokunuşlarla, hafif nemli kalacak şekilde kurulanmalı ve hekiminizin önereceği nemlendirici sürülmelidir. Çok sıcak ve nemli ortamlardan uzak durularak aşırı terlemenin önüne geçilmelidir. Diğer genel önlemler, gıdalardan süt ürünleri, yumurta, kabuklu yemişler, soya ürünleri ve buğday gibi tetikleyici gıdalardan uzak durulmalı ve hekiminizin önerisi çerçevesinde gerekli alerji testlerinin yapılması uygun olacaktır."Yeni satın alınan tüm elbiselerin giyilmeden önce yıkanması, formaldehit ve diğer tahriş edici kimyasalların temizlenmesini sağlayacağını ifade eden Küçükçakır, açıklamalarını şu şekilde sonlandırdı;"Çamaşır deterjanınız tahriş edici geliyorsa, kokusuz ve boyasız deterjanları tercih ediniz. Egzersiz yaparken geniş ve seyrek dokumalı kıyafetler giyiniz. Duygu ve stres, kaşıntıyı arttırarak egzamayı alevlendirdiğinden kızgınlık, düş kırıklığı, utanma gibi duygu durumlarıyla bas edebilmek ve gereğinde nasıl tedavi olunacağını öğrenmek ve yardım almak çok önemlidir. Bakteriler, virüsler ve mantarların neden olduğu bulaşıcı mikroorganizmalar egzamalı hastalarda çok sık problem oluşturduğundan, cildinizde oluşan artan kızarıklık, iltihap dolu şişlikler, uçuklar ve ateş durumunda vakit kaybetmeden hekime başvurulmalı. Sağlıklı beslenmek her hastalığın en temel tedavi biçimidir. E ve C vitamini bakımından zengin gıdalar tüketmek cildinizin nem oranını arttıracaktır. Prebiyotik ve probiyotik gıdalar ve takviyeler alarak bağışıklık sisteminizi güçlendirmek egzama tedavinde ve atakların sıklığını azaltmakta çok fayda sağlamaktadır. Günde en az 2 litre su içmeye özen gösteriniz ve sigaradan uzak durunuz." ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sonbaharda alerjik egzamaya dikkat
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 08:07:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024110711_a366b5dea399ddd4e97d2ae409a32ec7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024110711_a366b5dea399ddd4e97d2ae409a32ec7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024110711_a366b5dea399ddd4e97d2ae409a32ec7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dr. Büyükdereli: “Hijyen ve izolasyona dikkat”
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-dr-buyukdereli-hijyen-ve-izolasyona-dikkat-393083.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-dr-buyukdereli-hijyen-ve-izolasyona-dikkat-393083.html</link>
                    <description><![CDATA[Dr. Büyükdereli: “Hijyen ve izolasyona dikkat”
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaklaşan kış mevsimi öncesi depremzedeleri uyaran Dr. Zekeriya Büyükdereli, “Deprem bölgesindeyiz, hijyen ve izolasyona dikkat edersek daha sağlıklı bir kış geçireceğimizi düşünüyorum” dedi.Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi Çocuk Doktoru Büyükdereli, kış mevsimi öncesi uyarılarda bulundu. Deprem bölgesinde yaşayanların kapalı ortamlardan uzak durması gerektiğini ifade eden Dr. Büyükdereli, hastalıklara karşı hijyen, izolasyon ve bol vitamin tüketimine vurgu yaptı.Dr. Büyükdereli, “Bu yıl da son baharın gelişiyle beraber üst solunum yolu ve akciğer hastalıklarında bir artış meydana geldi. özellikle okulların açılması kapalı ortamlarda yaşamın artması ve mevsim normallerinin altına inen ısılar nedeniyle mikropların çoğalması ve kişiden kişiye bulaş hızı artıyor. Bu her yıl olmakta bu yılda farklı bir durum yok. Hasta bireylerin el hijyenine, maske kullanımına ve kapalı alanlardan uzak durması şeklinde korunmalarına dikkat edeceğiz. C vitamin ve yoğun beslenmeler ile hayatımızı devam ettireceğiz. Olabiliyorsak konteyner gibi yerlerde yaşayanlar hastalığı olanların biraz daha izole ve başka bir alanlarda kalmalarına çaba sarf etmelilerdir. Deprem bölgesindeyiz ve biraz daha hijyen ve izolasyona dikkat edersek daha sağlıklı bir kış geçireceğimizi düşünüyorum” dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Dr. Büyükdereli: “Hijyen ve izolasyona dikkat”
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 08:04:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024110449_d732a14daa6fedea5ff63b3d1df180a1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024110449_d732a14daa6fedea5ff63b3d1df180a1.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024110449_d732a14daa6fedea5ff63b3d1df180a1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“Dünyadaki bütün ülkelerde birincil ölüm nedeni kalp damar hastalıkları”
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-dunyadaki-butun-ulkelerde-birincil-olum-nedeni-kalp-damar-hastaliklari-393061.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-dunyadaki-butun-ulkelerde-birincil-olum-nedeni-kalp-damar-hastaliklari-393061.html</link>
                    <description><![CDATA[“Dünyadaki bütün ülkelerde birincil ölüm nedeni kalp damar hastalıkları”
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde kalp sağlığına dikkat çekmek amacıyla VM Medical Park Maltepe Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte, vatandaşların tansiyonları ölçüldü, bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Ayrıca egzersizin önemini vurgulamak ve harekete teşvik etmek amacıyla kardiyo bisikletinin hazır edildiği etkinliğe ünlü oyuncu Cem Cücenoğlu da katıldı.29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde kalp sağlığına dikkat çekmek, vatandaşları kalp ve damar sağlığı hakkında bilgilendirmek amacıyla VM Medical Park Maltepe Hastanesi’nde etkinlik düzenlendi. Hastanenin girişinde kurulan alanda vatandaşların tansiyonları ölçüldü, bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Ayrıca egzersizin önemini vurgulamak ve harekete teşvik etmek amacıyla, alana kardiyo bisikleti de koyuldu. Kardiyo bisikletini kullanan vatandaşlar hemen ardından tansiyonlarını ölçtürme fırsatı buldu.Etkinliğe, ünlü oyuncu Cem Cücenoğlu da katılarak bisiklete bindi, tansiyonunu ölçtürdü. Geçirdiği mide ameliyatı ile 60 kilo veren ve eskisine göre daha sağlıklı bir hayat yaşadığını belirten Cücenoğlu, kalp sağlığının önemine dair açıklamalarda da bulundu.Cem Cücenoğlu, “Ben 5 yıl öncesine kadar obez bir yaşam sürüyordum. Bir mide ameliyatı olarak kilolarımdan kurtuldum. Sadece bununla bitmiyor. Bu egzersizleri yapabilmek için sadece doğru kiloda olmak değil, bazı alışkanlıkların da bırakılması gerekiyor. Benim sigara gibi kötü alışkanlıklarım vardı. Sigarayı da bıraktım. Bu egzersizleri daha rahat yapabilmemizin en önemli sebebi damarlarımızın açık olması, kan dolaşımının iyi olması, ciğerlerimizin açık olması. Bunun için sigara gibi maddelerden uzak durmak gerekiyor. Ben bırakalı 5 yıl oldu ve çok temiz hissediyorum. Dolayısıyla güzel egzersiz yapabiliyorum. O yüzden herkese mümkünse alışkanlıklarından uzak durup bol su tüketmelerini ve bol egzersiz yapmalarını öneriyorum. Benim babam ve kardeşleri bundan 25-30 yıl kadar önce kalp ameliyatları oldular. Babamın ameliyat zamanı ben çok kiloluydum. Doktor bana bakıp ‘20 yıl sonra da seni kalp ameliyatına alırız’ demişti. Kilo ve sağlıksız yaşam, kalp için hiç iyi şeyler değil. Kalp sağlığını dengede tutmak için, vücuda besinlerin dengeli bir şekilde girmesi ve egzersiz yoluyla bunların dengeli bir şekilde yakılması gerekiyor” dedi.“Dünyadaki bütün ülkelerde birincil ölüm nedeni kalp damar hastalıkları”VM Medical Park Maltepe Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kenan Sönmez de 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nün önemine ve kalp damar sağlığının taşıdığı hayati öneme ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Sönmez, “Bugünün amacı, kalp hastalıklarına, damar hastalıklarına dikkati çekmek, bunların özelliklerini biraz daha topluma anlatmak, toplumun bu konudaki bilgi düzeyini yükseltmek ve böylece daha az kalp hastası olunacak bir ortam oluşturmak. Aslında bu söylediğim şeylerin her gün geçerli olması lazım ama bu özel günde de özellikle buna vurgu yapmak istiyoruz. Kalp hastalıklarının belli başlı bazı özellikleri var. Birincisi şu anda dünyadaki bütün ülkelerde birincil ölüm nedeni kalp damar hastalıkları. Eğer iyi tedavi edilmezse, zamanında müdahale edilmezse, ölüm veya buna benzer çok ağır sonuçlara yol açabiliyor. Kalp damar hastalıklarının başka özellikleri de var. Kalp damar hastalıkları aslında önlenebilir hastalıklardır. Yani biz kalp damar hastası olmayı önleyebilir hatta geriletebiliriz. Bir başka özelliği ise kalp damar hastalığından, ölüm veya başka ağır sonuçlar olmadan kurtulmanın mümkün olması. Yani uygun bir tedavi yaparsak, zamanında tespit edersek, doğru davranış olursa bu hastalık mutlaka ölümle sonuçlanmıyor. İyi bir tedavi ile insanlar normal hayatlarını sürdürebiliyorlar. Deprem nasıl oluyor? Basınç birikiyor ve günün birinde bir hareketle deprem oluyor. Kalp damar hastalığı aslında görünür hale gelinceye kadar bu basınç birikimine yol açan bir sürü faktör var. Bunlardan eğer korunursak, kalp damar hastalığına yakalanmamış oluruz. Şeker, tansiyon gibi hastalıkları zamanında tedavi ediyorsak, sigara içmiyorsak, aktif çalışmalı bir hayat sürüyorsak, düzenli egzersiz yapıyorsak, kilomuza dikkat ediyorsak, kolesterolümüz yüksek ise eğer onu tedavi ediyorsak, kalp damar hastalığına yakalanmayı engelleyebilir ya da bunu geciktirebiliriz” diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[“Dünyadaki bütün ülkelerde birincil ölüm nedeni kalp damar hastalıkları”
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 08:00:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024110059_3ebba0fd67aebdaa789f9dbd28826fd8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024110059_3ebba0fd67aebdaa789f9dbd28826fd8.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024110059_3ebba0fd67aebdaa789f9dbd28826fd8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Apne sendromuna dikkat
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-apne-sendromuna-dikkat-393043.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-apne-sendromuna-dikkat-393043.html</link>
                    <description><![CDATA[Apne sendromuna dikkat
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Göğüs Hastalıkları Uzmanı Bahri Temuray, yaz aylarında apne sendromu ve astım rahatsızlığı yaşayanların mutlaka hastaneye başvurmaları gerektiğini söyledi.Özel Mersin Ortadoğu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Bahri Temuray, ’apne sendromu’ yaşayan hastaları dikkatli olmaları konusunda uyardı. ’Obstruktif uyku apne sendromu’nun bir çok nedene bağlı olduğunu belirten Temuray, “Uyku sırasında çeşitli nedenlerle üst solunum yollarının tam veya kısmi tıkanması sonucu, uyku sırasında solunumun tam veya kısmi durması ile karakterize bir hastalıktır. Bu hastalık hafife alınmamalıdır” dedi.”Tedavisi mümkün"Hastalığın tedavisinin mümkün olduğunu kaydeden Temuray, “Çok kilolu veya obez olmak, ileri yaş ve erkek cinsiyette olmak, sigara ve alkol kullanımı, genetik faktörler ve anatomik anomaliler, diyabet hastalıklarının başlıca nedenleri vardır. Klinik bulgular eşliğinde hastanemiz bünyesinde bulunan uyku laboratuvarlarında sürece başlıyoruz. Polisomnografi denilen (uyku testi), vücudunuza yerleştirilen elektrotlarla uyku sırasındaki var olan değişimleri tespit eden cihaz ile kesin tanı koyuyoruz. Tedavinin ardından da yaşam şekli değişikliği önerileri, yatak pozisyonunun değişikliği, genellikle sırtüstü uyurken ama kişiden kişiye değişen pozisyonlarda olabileceği için kişiye özel yatak pozisyonu eğitimleri verdiriyoruz. Seçilmiş hastalara alt çeneyi ve dili ön tarafta tutmayı hedefleyen ağız içi araç kullanımı önerilerek tedaviye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.Astım hastaları dikkatAstım rahatsızlıklarında yaz aylarıyla birlikte artışlar yaşandığına işaret eden Temuray, "Klima demek nem demek, klima demek toz demek, bakteri ve mantar enfeksiyonları demek, küf demek, alerji demek o nedenle astım hastaları klima kullanımına dikkat etmeli. Astımlı hastalarda bu bahsettiğim patojenler akciğerlerde ödeme neden olacağı ve nefes darlığı yapacağı için klima kullananların dikkat etmesi gereken bazı hususlar var. Bunlardan biri klima nem dengesini düzenlemek. Yani klimayı kısa aralıklarla ve havalandırarak çalıştırmak gerekir. Klimanın periyodik bakımlarının ihmal edilmemesi çok önemli. Çünkü içeride oluşan nem, dengesi toz ve küfün periyodik bakımlarla mutlaka ve mutlaka temizlenmesi gerekiyor. Bir husus ise astımlı hastalar uzun süre klima kullanmamalı, mutlaka pencere açarak hava sirkülasyonu sağlamalı, mutlaka 10 günde bir klimaların filtreleri temizlenip iyice kurutulmalı" diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Apne sendromuna dikkat
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 07:33:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024103318_a642a11e2f6e18d342f8055049893ced.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024103318_a642a11e2f6e18d342f8055049893ced.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024103318_a642a11e2f6e18d342f8055049893ced.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Köyceğiz’de kan bağışı kampanyası tanıtıldı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-koycegizde-kan-bagisi-kampanyasi-tanitildi-393041.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-koycegizde-kan-bagisi-kampanyasi-tanitildi-393041.html</link>
                    <description><![CDATA[Köyceğiz’de kan bağışı kampanyası tanıtıldı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde “Okulumuzda Kanpanya Var” projesi hakkında bilgilendirme ve kan bağışı ile ilgili planlama çalışmaları devam ediyor.Türk Kızılay Güney Ege Bölge Kan Merkezi Marmaris KBM Kan bağışçısı kazanım personeli Utku Bora, Köyceğiz Yunus Emre Ortaokulu öğretmenlerine “Okulumuzda Kanpanya Var” projesi hakkında bilgilendirme yaptı. Önümüzdeki günlerde Köyceğiz Yunus Emre Ortaokulu ve Türk Kızılay Güney Ege Bölge Kan Merkezi işbirliği ile okulda yapılacak Kan Bağışı kampanyası ile ilgili planlama yapıldı. Köyceğiz Yunus Emre Ortaokulu Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada "Utku Bora’ya teşekkür ederiz. Kan bağışı kampanyasına destek olacağız. Yapılan bağışların hayat kurtaracağını biliyoruz" ifadeleri yer aldı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Köyceğiz’de kan bağışı kampanyası tanıtıldı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 07:32:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024103253_bfb5190d1d03e79a8fbf1fad0ce99254.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024103253_bfb5190d1d03e79a8fbf1fad0ce99254.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/29092024103253_bfb5190d1d03e79a8fbf1fad0ce99254.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Dil ve konuşma terapisi problemleri artıyor
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-uzmani-uyardi-dil-ve-konusma-terapisi-problemleri-artiyor-392818.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-uzmani-uyardi-dil-ve-konusma-terapisi-problemleri-artiyor-392818.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanı uyardı: Dil ve konuşma terapisi problemleri artıyor
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Şırnak’ta Uzman Terapist Baran Serkan Demir, “Gelişen dil, bireyin zihinsel, sosyokültürel ve akademik anlamda gelişimini desteklemektedir. Ekran maruziyeti, direkt bir etki söz konusu olmasa bile, farklı bozukluklarla birlikte eşlik ettiğinde bireylerde dil ve konuşma bozukluklarına neden olabilmektedir” dedi.Çocukların büyüme evresinde hayatlarını önemli ölçüde etkileyen konuşma bozuklukların olduğuna dikkat çeken Demir, terapi yöntemlerinin çeşitliliğiyle, her bireyin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunulması gerektiğinin altını çizdi.Konuşma bozukluklarının tek bir nedene bağlı olarak gerçekleşmediğini ifade eden Demir, "Dil ve konuşma terapistleri, bireylerin iletişim, dil, konuşma, ses ve yutma bozukluklarını değerlendiren, tanımlayan ve tedavisinde rol oynayan sağlık çalışanlarıdır. Kekemelik, hızlı bozuk konuşma, otizm ve down sendromlu bireylerin iletişim, dil ve konuşma becerilerini geliştirme, ayrıca zihinsel engelli bireylerin dil ve konuşma becerilerini geliştirme, ses, yutma ve çiğneme gibi tedavilerinde de rol oynamaktayız. Mevcut duruma bağlı olarak dil ve konuşma bozuklukları farklı şekillerde tanımlanabilir. Günümüzde yeteri kadar uyarana maruz kalmayan bireylerde dil ve konuşma becerilerinde gerileme yaşanabilmektedir. Bu bağlamda, sadece bunu değerlendirmek yanlış olabilir. Etrafınızdaki ya da bildiğiniz bireylerde eksiklik olduğunu düşünüyorsanız, en yakın dil ve konuşma terapistlerine başvurmanız önemlidir” dedi.Erken değerlendirmenin ve tanımlamanın dil ve konuşma terapisi için önemli bir rol oynadığını vurgulayan Demir, "Gelişen dil, bireyin zihinsel, sosyokültürel ve akademik anlamda gelişimini desteklemektedir. Ekran maruziyeti, direkt bir etki söz konusu olmasa bile, farklı bozukluklarla birlikte eşlik ettiğinde bireylerde dil ve konuşma bozukluklarına neden olabilmektedir. Ekran maruziyetinin fazla olması, bireyin dış dünyadan bağımsız ve kopuk bir şekilde hayatına devam etmesine neden olmaktadır. Bizler, dili ve konuşmayı etrafımızdakilerle etkileşim halinde olduktan sonra öğreniriz. Bu bağlamda, zihnimiz bir şema oluşturur. Görsel ve işitsel olarak oluşan referanslar sonucunda, genellikle dili öğreniriz. Dolayısıyla, bireyin sosyal iletişimin azalması, dil ve konuşma bozukluklarına yol açabilmektedir. Dil ve konuşma bozukluklarında ilk olarak vaka ölçüsü alıyoruz. Bu ölçümde, doğumdan önce, doğum anı ve doğum sonrası bilgileri topluyoruz. Bununla birlikte, eşlik eden farklı bir bozukluğun olup olmadığını değerlendiriyoruz. Ayrıca, aile bireyleri içerisinde aynı bozukluklar veya farklı bireylerin olup olmadığını soruyoruz. Erken değerlendirmenin ve tanımlamanın dil ve konuşma terapisi için önemli bir rol oynadığını bir kez daha belirtmek gerekir” ifadelerini kullandı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanı uyardı: Dil ve konuşma terapisi problemleri artıyor
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Sep 2024 13:00:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Amasya Üniversitesi’nin kan bağışı hedefi altın madalya
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-amasya-universitesinin-kan-bagisi-hedefi-altin-madalya-392816.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-amasya-universitesinin-kan-bagisi-hedefi-altin-madalya-392816.html</link>
                    <description><![CDATA[Amasya Üniversitesi’nin kan bağışı hedefi altın madalya
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, “Amasya Üniversitesi ailesi olarak geçtiğimiz yıl yaptığımız kan bağışlarıyla gümüş madalya kazandık. Bu yıl hedefimiz inşallah 5 bin sayısını aşarak altın madalya kazanmak. Bunu yapabilmek için insanlarımızın altın kalplerine ulaşmamız gerekiyor” dedi.Milli Hakimiyet Yerleşkesinde stant açan Türk Kızılayı’na kan bağışında bulunan Rektör Turabi, kan bağışı yapmanın vatandaşlık görevinin ötesinde bir insanlık borcu olduğunu belirtti.Engel bir durumu olmayan bütün personelini ve öğrencilerini Türk Kızılayı’na kan bağışı yapmaya davet eden Turabi, “Unutmayalım ki kan ancak bağışlarla toplanabilen sürekli bir ihtiyaçtır ve tek kaynağı insandır” diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Amasya Üniversitesi’nin kan bağışı hedefi altın madalya
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Sep 2024 13:00:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024160032_a58037752d04c5822283c6f1ca740afd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024160032_a58037752d04c5822283c6f1ca740afd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024160032_a58037752d04c5822283c6f1ca740afd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Dr. Sarıkaya: “Kahvaltıda kahve tüketilmemeli”
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-il-saglik-muduru-dr-sarikaya-kahvaltida-kahve-tuketilmemeli-392771.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-il-saglik-muduru-dr-sarikaya-kahvaltida-kahve-tuketilmemeli-392771.html</link>
                    <description><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Dr. Sarıkaya: “Kahvaltıda kahve tüketilmemeli”
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çankırı İl Sağlık Müdürü Dr. Hüseyin Sarıkaya, sağlıklı kahvaltı yapımı ile ilgili bilgilendirmelerde bulunarak sağlıklı bir kahvaltı için kahve tüketilmemesi gerektiğini söyledi.Çankırı İl sağlık Müdürü Dr. Hüseyin Sarıkaya, temel üç öğünün birinci öğünü olan kahvaltı yapımı ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Sağlıklı bir kahvaltı için kafein içeren kahve gibi içeceklerin tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Sarıkaya, çay, bitki çayları, su ve meyve suyunun daha sağlıklı olacağını belirtti. İdeal ve sağlıklı bir kahvaltı için mutlaka karbonhidrat ve protein tüketilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Sarıkaya, kahvaltının atlanılacak bir öğün olmadığını belirtti.“Günün ilk öğünü olan kahvaltıda mutlaka protein ve karbonhidrat tüketilmesi gerekir”Kahvaltıda karbonhidrat ve protein tüketiminin önemine değinen Dr. Sarıkaya, “İdeal bir kahvaltı, tam tahıllı karbonhidrat içermeli, bir protein kaynağı sunmalı ve de meyve veya sebzeler ile desteklenmelidir. Bu kahvaltının yoğunluğu, yaş, cinsiyet ve aktivite seviyelerine bağlı olmalıdır. Günün ilk öğünü olan kahvaltıda mutlaka protein ve karbonhidrat tüketilmesi gerekir. Beslenme uzmanlarının tavsiye ettiği miktarlarda yumurta, yoğurt, peynir, fındık ezmesi veya farklı bir protein kaynağı tüketilebilir. Protein sizi daha uzun süre tok tutar ve kas gelişimi için önemlidir. Tam tahıllı gıdalar da beslenme menünüzde güne başlarken bulunabilir. Tam tahıllı ekmek, yulaf ezmesi veya çavdar ekmeği gibi tam tahıllı bir kahvaltılık seçebilirsiniz” dedi.“Kafein içeren kahve gibi içecekler tüketilmemeli”Sağlıklı bir kahvaltı için yüksek şekerli ve kafein içeren gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyleyen Dr. Sarıkaya, “Güne başlarken sıvı alımı oldukça önemlidir. Kafein içeren kahve gibi içecekler tüketilmemeli. Onun yerine çay, bitki çayları, su veya meyve suyu tüketilmelidir. Sağlıklı kahvaltılarda yüksek şekerli ve kafein içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. Hazır meyve suları, şekerli gevrekler veya yüksek karbonhidrat kaynakları gibi rafine şeker içeren yiyecekler yerine, doğal olarak tatlı olan meyve, bal ve pekmez gibi tatlıları tercih edebilirsiniz. Unutmayın ki, kahvaltı en önemli öğünlerden biridir ve sağlıklı bir yaşam tarzı için gereklidir” dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Dr. Sarıkaya: “Kahvaltıda kahve tüketilmemeli”
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Sep 2024 11:30:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024143054_d7d0b2c9222c58e4ec1272ecf76757f5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024143054_d7d0b2c9222c58e4ec1272ecf76757f5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024143054_d7d0b2c9222c58e4ec1272ecf76757f5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: "Kuduz riskli temas sonrasında erken müdahale hayat kurtarır"
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-uzmanlar-uyardi-kuduz-riskli-temas-sonrasinda-erken-mudahale-hayat-kurtarir-392750.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-uzmanlar-uyardi-kuduz-riskli-temas-sonrasinda-erken-mudahale-hayat-kurtarir-392750.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanlar uyardı: "Kuduz riskli temas sonrasında erken müdahale hayat kurtarır"
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nden 28 Eylül Dünya Kuduz Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, "Kuduz riskli temas sonrasında erken müdahale hayat kurtarmaktadır" denildi.Kuduzun insan sağlığını tehdit eden ve klinik belirtiler geliştikten sonra geriye dönüşü olmayan ve dramatik bir şekilde ölümle sonuçlanan zoonotik bir hastalık olduğu belirtilen açıklamada, "Dünyada kuduz, 150’den fazla ülke ve bölgede görülen, aşı ile önlenebilir viral bir hastalık olduğu bilinmektedir. Ülkemizde insan kuduz vakalarının önlenmesi amacıyla kuduz riskli temas öncesi ve temas sonrası profilaksi uygulamaları Sağlık Bakanlığı Kuduz Profilaksi Rehberi çerçevesinde yapılmaktadır. Kuduz riskli temas sonrasında erken müdahale hayat kurtarmaktadır" denildi.Kuduzun öneminin anlaşılması ve hastalığa ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla Dünya Sağlık Örgütü’nün 28 Eylül’ü ’Dünya Kuduz Günü’ olarak ilan ettiği kaydedilirken, "Kuduz, hayvanlardan insanlara bulaşan viral bir hastalık olup tilki, kurt ve çakal gibi yabani memeliler ile köpek, kedi, inek, koyun, keçi ve eşek gibi evcil memeli hayvanlarda görülmektedir. Kuduzun başlıca bulaşma yolu enfekte hayvanların ısırmasıdır. Ayrıca, bütünlüğü bozulmuş deri veya mukozalardan enfekte olmuş hayvanın salyası ile de bulaşabilir. Riskli temas sonrasında gerekli tedbirler alındığı zaman hastalığı önlemek mümkündür. Kuduz riskli temas sonrasında, zamanında, gerekli önlemler uygulanmadığında hastalık gelişebilir. Kuduza ilişkin belirtiler görülmeye başladıktan sonra insanlar için ölümcüldür. Köpek ve kedilerin her yıl aşılanması hastalığın insanlara bulaşmasının engellenmesi açısından önemlidir. Beslediğimiz kedi ve köpeklere her yıl kuduz aşılarını yaptırarak hayvanlarımızı, kendimizi ve toplumu kuduzdan koruyabiliriz. Kuduz riskli temas sonrasında yara yeri hemen bol su ve sabunla en az 15 dakika süre ile yıkandıktan sonra en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir. Hekim tarafından Kuduz bağışıklaması uygun görülerek aşı programı başlanırsa, aşıların ve gerekli hallerde kuduz antiserumunun zamanında ve eksiksiz olarak yaptırılması konusunda dikkatli olunmalıdır" ifadelerine yer verildi.Açıklamanın sonunda kuduzun önlenebilir bir hastalık olduğu kaydedilirken, "Hastalığın belirtileri ortaya çıktıktan sonra tedavisi mümkün olmadığından ve ölümle sonuçlandığından, kuduz şüpheli temas durumunda özellikle yaranın su ve sabunla yıkanması ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması hayat kurtarıcıdır" denildi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanlar uyardı: "Kuduz riskli temas sonrasında erken müdahale hayat kurtarır"
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Sep 2024 10:35:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024133547_fb4b983d58caf8d08585ea5ed0403e5a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024133547_fb4b983d58caf8d08585ea5ed0403e5a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024133547_fb4b983d58caf8d08585ea5ed0403e5a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dahiliye uzmanları Giresun’da toplandı, diyabetin endişe verici artışı tartışıldı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-dahiliye-uzmanlari-giresunda-toplandi-diyabetin-endise-verici-artisi-tartisildi-392722.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-dahiliye-uzmanlari-giresunda-toplandi-diyabetin-endise-verici-artisi-tartisildi-392722.html</link>
                    <description><![CDATA[Dahiliye uzmanları Giresun’da toplandı, diyabetin endişe verici artışı tartışıldı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Giresun’da düzenlenen Dahiliye Uzmanları Bölge Toplantısı’nda konuşan Dahiliye Uzmanları Derneği Başkanı Doç. Dr. Seyit Uyar, Türkiye’de diyabetin en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu belirterek her 5 kişiden 1’inin bu hastalıkla mücadele ettiğini vurguladı. Toplantıda diyabetin artan yaygınlığına dikkat çekilirken, hastalığın ülkeye ekonomik açıdan da ciddi bir yük getirdiği ifade edildi.Dahiliye Uzmanları Derneği tarafından Giresun Üniversitesi, İl Sağlık Müdürlüğü ve Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin iş birliğiyle gerçekleştirilen bölgesel toplantıda, diyabetin teşhis ve tedavisi, güncel yaklaşımlar ve yeni tedavi yöntemleri kapsamlı bir şekilde ele alındı. Toplantıda dahiliye hastalıklarının güncel tedavi seçenekleri, girişimsel uygulamalar ve ilaç tedavilerindeki yenilikler masaya yatırıldı.Toplantıda konuşan Doç. Dr. Seyit Uyar, diyabetin Türkiye’de yüzde 20’nin üzerinde bir görülme sıklığına ulaştığını belirterek bu durumun sağlık sistemine olan maliyet yükünün de giderek arttığını kaydetti. Uyar, "Diyabet, hastaların yalnızca kan şekeri seviyelerini değil, aynı zamanda hipertansiyon, kolesterol ve tiroid gibi diğer sağlık sorunlarını da etkileyen, geniş kapsamlı bir komplikasyon yelpazesine sahip bir hastalıktır. Kalp ve böbrek hastalıklarının başlıca nedenleri arasında yer alan diyabet, tedavi edilmediği takdirde çoklu organ yetmezliği ve çeşitli kronik hastalıklara yol açabilir" dedi.Genetik yatkınlık ve yaşam tarzı diyabetin başlıca nedenleriDoç. Dr. Uyar, diyabetin genetik yatkınlık dışında en önemli sebeplerinin beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlik olduğuna dikkat çekerek, modern yaşamın diyabet riskini artırdığını vurgulayarak, "Günümüzde insanlar daha az hareket ediyor, güneş ışığından daha az faydalanıyor ve hazır gıdalarla besleniyorlar. Bu da obeziteyi ve diyabeti tetikliyor. Doğal beslenmeyi bıraktık, fast food ve işlenmiş gıdalar diyabetin yaygınlaşmasına neden oluyor. Hareketsizlik ve sağlıksız beslenme diyabetin önlenmesinde en önemli risk faktörleridir" diye konuştu.Toplantıya ev sahipliği yapan Giresun Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Kubilay İşsever, “Organizasyonun amacının akademik gelişmeleri paylaşarak güncel bilgilerin yaygınlaşmasını sağlamak olduğunu ifade etti. 7 oturumda 23 konu başlığının ele alındığı toplantıya Türkiye’nin çeşitli illerinden 23 konuşmacı ve yaklaşık 150 dahiliye uzmanı katıldı. Dahiliye uzmanlarının aile hekimliği ve acil tıp branşlarından sonra en geniş doktor grubunu oluşturmaktadır ve bölgesel toplantılarla bu alandaki bilgi alışverişini artırması hedeflenmektedir” şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Dahiliye uzmanları Giresun’da toplandı, diyabetin endişe verici artışı tartışıldı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Sep 2024 10:30:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çankırı’nın meşhur tuzu, astım ve KOAH hastalarına nefes oluyor
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sivasbulteni.com/haber-cankirinin-meshur-tuzu-astim-ve-koah-hastalarina-nefes-oluyor-392712.html</guid>
                    <link>https://www.sivasbulteni.com/haber-cankirinin-meshur-tuzu-astim-ve-koah-hastalarina-nefes-oluyor-392712.html</link>
                    <description><![CDATA[Çankırı’nın meşhur tuzu, astım ve KOAH hastalarına nefes oluyor
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye’nin dört bir yanından Çankırı’ya gelen KOAH ve astım hastaları Hititler’den kalan tuz mağarasında ve tuzla dolu odalarda terapi görerek şifa arıyor.Çankırı’da, Çankırı Valiliği, Çankırı Belediyesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, Çankırı İl Sağlık Müdürlüğü, Çankırı Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Çankırı Özel Karatekin Hastanesi, Tuz Rehabilitasyon ve Sağlık Turizmi Derneği ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti Çankırı Şubesinin iş birliği ile hayata geçirilen ’Daha Güçlü Bir Nefes Projesi’, KOAH ve astım hastalarına umut oluyor. Hititler döneminden kalan ve "Yer Altı Tuz Şehri" olarak adlandırılan tuz mağarasında, KOAH hastalarına yönelik farklı sosyal, kültürel ve sağlık etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Yerin 150 metre altındaki mağara içerisinde, hastaların 4 ila 6 saat tuz ortamındaki havaya maruz kalmaları ve etkin zaman geçirmeleri sağlanıyor. Tuz mağarasında hastalara yönelik, seramik atölyesi, ebru sanatları atölyesi, müzikal, drama, sinema ve şiir, sağlıklı spor, fiziksel egzersiz etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Daha sonra özel bir hastanede hastalar tuz terapisi ile tedaviye devam ediyor. 15 gün boyunca devam edecek projenin beşinci gününde Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalar, sağlık problemlerinde olumlu sonuçlar görmeye başladığını söyledi.“Hastalardan herhangi olumsuz bir yanıt almazken olumlu geri dönüşler almaya başladık”Hastaların tedavisinin olumlu yönde ilerlediğini belirten Dr. Tuba Öztürk Haliloğlu,  “Hastalardan herhangi olumsuz bir yanıt almazken olumlu geri dönüşler almaya başladık. Tuz terapisinin bronş salgısını, mukus salgısını inceltici ve hareketlendirici etkisi olduğu için aynı zamanda farklı maddelerin mukusla birlikte atılması nedeniyle bronşlarda gevşeme ve akciğer damarlarında genişleme sağlıyor. Başlangıçta mukus salgısını attırıcı etkisi nedeniyle öksürüğe sebep olabiliyor ama bu tolere edilemeyecek bir durum değil, sadece mukusun çıkışı kolaylaşıyor. Hastalarımızda gördüğümüz kötü bir yan etki olmadı. Özellikle daha ağır seyreden KOAH ve astım hastalarında daha iyi yanıt aldığımızı gördük” dedi.“Koyu balgamlar çıkarttığımı gördüm”Tedavi olmak için Bilecik’ten Çankırı’ya gelen Yaşar Yılmaz ise olumlu yöndeki değişiklikleri hissetmeye başladığını belirterek, “Tedavimiz güzel gidiyor. Koyu balgamlar çıkarttığımı gördüm, hala da devam ediyor. İlaçlarımı da düzenli olarak kullanıyorum. Her şeyden memnunum” diye konuştu.“Bu uygulamanın faydasını görüyorum”Tedavisinin olumlu ilerlediğini söyleyen Nevzat Doğrusöz de, “Sabah uyandığımda boğazımda hırıltı olurdu. O hırıltı şu an kayboldu. Acayip bir koyu renkte balgam çıkarışı oluyor. Bu uygulamanın faydasını görüyorum. Çok memnun ve mutluyum” şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sivasbulteni.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Çankırı’nın meşhur tuzu, astım ve KOAH hastalarına nefes oluyor
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Sep 2024 10:01:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024130136_5f0c64bea9f055903cbcc73116eb5655.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024130136_5f0c64bea9f055903cbcc73116eb5655.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sivasbulteni.com/images/haber/28092024130136_5f0c64bea9f055903cbcc73116eb5655.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>