• BIST 1.880,06
  • Altın 769.29312
  • Dolar 13.645
  • Euro 15.4155
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 0 °C

YAVUZ YAZIYOR

Yavuz BAŞAR

 

HAYATIMDAN BİR KESİT
 
Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumda anahtar dışkapının kapıyı hiç açmadım.
Hatta Babamın bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik,hamama bile zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki…
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.
Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.eve gittiğimizde darma dağın giderdik
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar akşam yemegine kadar idare ederdik
Mahallemizdeki teyzeler Annemiz amcalarda babalarımız gibiydi biz severlerken bile kerhaneci nasılsın derlerdı bilmezdık kerhaneyi
sokaklarda oynarken çeşme yoksa Susayınca girer evlerimize su içerdik.Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacası eve girip çıkınca elinde mutlaka yiyecekle dönerdik.
arkadaslarımızla paylaşırdık
Bu bazen bir ekmek araası evde ne varsa, bazen bir meyve bazen sacın üzerinde pişmiş sıcacık gözlemeler vs vs
Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye avucumuzda sıkısıkı tutardık ve defalarca bakardık oda demir para olurdu
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi…
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.
Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık -35 de sokakta top oynardık kızak kayardık .
Azar işitirdik ama , acillere taşınmazdık.
Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.
Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.
ben antalyada için konuşuyorum Komşumu tanımıyorum ölse haberimiz olmaz
Evimizi kapı önü ve kaldırımı kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;
bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
çok değiştik çok Evlerimiz var, ama içinde yaşayan yok.
Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar,
Işıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…dolu etraf
Ruhları yok, buz gibi buz, ......bu biz değiliz..
Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,
onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ’ vale ’ lerin, ’ bady ’ lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi?.. bak dostum
Her toplum hakettiği gibi yönetilir” derler ya, hakettiği gibi de yaşar diyelim mi ? datcu
 
 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05051524578 ( Menderes APAYDIN )