• BIST 95.953
  • Altın 238,758
  • Dolar 5,8268
  • Euro 6,5545
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 5 °C

TARTIŞIYORUZ TARTIŞIYORUZ TARTIŞIYORUZ

Orhan ARSLAN
TARTIŞIYORUZ   TARTIŞIYORUZ   TARTIŞIYORUZ
 
Tartışıyoruz, Öğrenmek için, değil;  Öğretmek için değil; kendi yanımıza çekmek için... Tartışmalar, sanki bir güreş müsabakası, gibi. Bazen şiddetli, bazen saldırgan, bazen yıpratıcı... Kimi zaman konuşanın da; dinleyenin de; bir şey anlamadığı, anlamsız tartışmalar...
Galip, mağlup, kavramlarına indeksli, tartışmalar...
Tartışma sonrası; ben üstündüm, benim fikrim öne çıktı, değerlendirmeleri... Ardından, değerlendirmeler...  tekrar tartışmalar...
Şimdiler de; COCA COLAYI tartışıyoruz... Yani reklamını yapıyoruz...
 
İMAM  HATİPLERİ tartışıyoruz... Yok başarılı, yok başarısız...
 
Hayatımızın devam ettiği süresince,   yaşadığımız onca şeyin içerisinde; önem verdiğimiz hal ve davranışımızın başında gelen özellik; insan olarak, karşılıklı bir şekilde birbirimizi anlamamızdır. Eğer, anlama ve anlaşılma konusunda, sıkıntılar var ise; insani ilişkilerimizde, sorunlar var demektir.
İnsan olarak görevimiz; sıkıntılı durumlardan, kurtulmaktır. Bu anlamda, çaba ve gayret göstermektir. Göreceksiniz, kişisel olarak; hal ve davranışlarımızı düzelttiğimiz  zaman; bu merhale, merhale etrafımızdaki, tüm insanlara; olumlu şekilde yansıyacaktır. En azından; bu iyi niyet ve gayret içerisinde olmalıyız.
 
Tartıştığımız, Karşımızdaki  şahsın bizim gibi bir insan olduğunu, onun da insan haklarına sahip birisi olduğunu, anladığımız zaman; İnsanca yaşamanın onunda hakkı olduğuna inandığımız zaman; bu iyi niyet gösterisine başlamışız, demektir.
Şahıs ile konuşurken onun konuşmasını sonuna kadar dinleyerek; ne demek istediğini anladıktan sonra; ona cevap vermek, gerekir. Böylece yanlış anlaşılmalara fırsat vermemek için; gayreti, iyi niyeti  ortaya koyduğumuz zaman;  Anlaşmamız, kolay olacaktır.
Öncelikle, Karşımızdaki insanın, bizim gibi tüm melekeleri var olan, bir birey olduğunu kabul etmemiz, gerekir.
Saygı, merhamet ve sevgi, hoşgörü sınırlarını bilerek, onu hayatımızda bir düstur haline getirdiğimiz zaman; tartışmalarımız, düzeyli olur.
Tartıştığımız, konuştuğumuz insanların söyledikleri şeyler hoşumuza gitmese de; O sözlerin karşımızdaki insanın beyninden düşünerek, çıkmış bir düşünce olduğunu  kabul ederek;  dinlemek için, hoşgörülü olmalıyız.
Beğenseniz de, beğenmeseniz de; karşıdaki fikrin, Bir insan beyninin eseri olduğunu bilerek; saygı duymalıyız.
Birbirimizle konuştuğumuz zaman birbirimizi kırmadan, anlayışla dinleyerek bağırıp, çağırmadan karşımızdakini anlamaya çalışmalıyız.
Son zamanlardaki, temel yanlışlardan birisi de; sosyal medya üzerinden, birbirini tanımayan insanların, birbirleri hakkında yeteri kadar bilgiye sahip olmadan, tartışmalarıdır. Bence, yanlış bir metottur. İnsanlar, yüz, yüze bir birlerinin gözüne bakarak; daha iyi anlaşırlar. Jest ve mimik hareketleri bile; belirli sinyalleri verebilir. Ortama katkı sağlayabilir.
Dünyada hiçbir şeyin kolay, kolay birbirine benzemediğini kabul edip, hele insan gibi üstün olarak yaratılmış varlığın; daha zor olarak birbirine benzeme imkanının zor olduğunu bilerek; insanların çeşitliliğini kabullendiğimiz zaman, olayı kavramışız, demektir. O çeşitliliği kabul etmesini öğrendiğimiz zaman. İyi niyetli olmayı, anlamışız, demektir.
Çeşitli çevre şartlarında yetişmiş olan insanların; bizlerden doğal olarak farklı düşünebileceklerini, onların da kendilerine göre; doğru olarak bildikleri bazı şeyleri, savunmaları gerektiğini; Bu anlamda değişik taktikleri kullanmalarının normal olduğunu anlayarak, saygı duymalıyız.
İnsanın en güçlü yönünün, aklı olduğunu kabul edip, Akla ters gelen bir şeyin insanlara; zorla kabul ettirmenin ne kadar zor bir iş olduğunu  öğrenmemiz, gerekir.
Hayatın her evresinde özellikle muhatabımızın insan olduğu durumlarda; karşımızdakilere ince, nazik ve insana yakışır bir davranışla davranmamız gerektiğini öğrenmeliyiz.  
Yaratıcının daha nice üstün vasıflarla yarattığı insanoğlunun; insanca yaşamasının en büyük insan hakkı olduğunu, adımız gibi ezbere öğrenmeliyiz.  
Bütün bu iyilikleri, güzellikleri hayatta yaşanılır hale  getirmeliyiz.
Başkalarının başına gelebilecek belaların, bir gün de; bizim başımıza geleceğini bilerek; insanca üzülmemiz gerektiğini anladığımız zaman. Onlara gelen belaların bizim için, sevinç kaynağı olmaması gerektiğini  öğrenmeliyiz.
Vatan ve Millet kavramını algılayarak, Vatan ve Millet değerlerinin, herkes için ne kadar önemli olduğunu, ona bağlı olarak; Devlet gibi bir kurumun tüm vatandaşlar için mutlaka gerekli bir kurum olduğunu ve onun korunması, güçlendirilmesi gerçeğini anlamalıyız.  
 
Bu tartışmaların acımasız bir doğal sonucu vardır.  Öyle demezler mi? Parçala, böl ve yut… Yutulması kolay olmayan bir lokma olmamak için; kenetlenmiş, birbirine sıkı, sıkı, bağlı; bir Millet olmak mecburiyetindeyiz…
Bu değerlendirmelerden sonra; tartışma şartlarına uymadan, yazımın baş tarafında belirttiğim gibi;  hırpalayıcı, yaralayıcı, tartışmalardan uzak durmalıyız. Bizimle birlikte olan, düşünen insanları da; etkilediğimizi unutmamamız gerekir. Karşılıklı tartışmalar bu yanlış üslup üzere olursa; ne sonuç alınır, ne de; beklenilen uzlaşma sağlanır... 
Boşa harcanmış zaman ve egoların tatmininden, öteye geçmeyen; amaçlar ortaya çıkar.
Böyle tartışmalardan, uzak kalmak gerekir, vesselam...
Faydası yoktur, zararı çoktur... Birliği, beraberliği, dirliği, zedeler...
 
 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78