• BIST 96.886
  • Altın 238,422
  • Dolar 5,8097
  • Euro 6,5316
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C

SPOR ŞİDDET ŞENOL HOCA

Talha GURBETÇİ
SPOR    ŞİDDET      ŞENOL   HOCA
Derbide yaşanan olaylar, Ülkemize  zarar veriyor.
Taraftarların belediye otobüsünün camlarını kırmaları, sahaya girme çabaları, küfürler, hakaretler, karşı taraftarlara saldırılar...  Bunun adı spor olamaz...
        Bu  olumsuzlukları gören, seyirci neden maçlara gelsin? Ondan sonra; sahalara seyirci gelmiyor, diye; şikayet ediyorsunuz.
Ülkemizin onca meselesi varken; bu sorumsuz  davranışlara birilerinin dur demesi, gerekir. Şiddet ve gerilimi tırmandırmak; doğru bir davranış değildir. Israrla yapılmak, isteniyorsa; bunun arkasında başka şeyler, var demektir.
Hakem hataları, daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi; kasıtlı ya da; kasıt olmaksızın yapılmaktadır. Bu hatalar, günlerce kamuoyunu meşgul etmektedir. Yetkililerin bir an önce elektronik imkanları devreye sokarak; bu tartışmalara, bir son vermelidir. Nihayetinde hakemler de; insandır. Onların da, duyguları vardır. Önemli olan; O, duygulara hakim olmaktır. Bilerek hata yahut, yanlış yapmamaktır. Ancak; yapılan hataların kasıtlı veya kasıt olmadığı gerçeğini ölçecek elimizde, bir  mekanizma da; mevcut değildir.
Sporcular doğru, dürüst ve efendice görevlerini yapacak olurlarsa; aynı zamanda hakem hatalarına fırsat vermezler. Demem, O ki; sporcular da; kimi zaman hem hakemi, hem seyirciyi aldatmaktadır. Bunu yaptığı maç anında olmasa bile; kamera görüntüleriyle tespit edilen sporcuya; en ağır cezalar verilmelidir. Böylece yanlış davranışlar, daha aza indirilir. Seyirci tahrik edilmez.
Spor müsabakaları asla şiddet görüntüleriyle anılmamalıdır. Önünün alınması için; en ağır yaptırımların hayata geçirilmesi, gerekir. Bu yaptırımlar; Hem seyirciyi, hem sporcuyu, hem idareciyi, hem hakemi, kapsayacak şekilde, düzenlenmelidir.
Dünkü maç sonunda Şenol Hocanın açıklamalarını, dinledim. Kendine göre doğru açıklamalar, olabilir. Ancak, bizim ona sorularımız olacaktır.
Dünkü maçta BJK zaten sahada 10 kişi idi. Maç boyunca rakip defansın içerisinde kaybolan Cenk' i  nedense, Hoca göremedi. Hatta gol, onun anlamsız davranışı sonrasında geldi. Ara transfer boyunca; stoper diye tutturan ve kamuoyunu günlerce meşgul eden Hoca; Gol adamı eksikliğini; aynı şiddette gündemde tutamadı.
Stoper mevkiine; son beş yıl içerisinde BJK' ya gelip, giden sporcu sayısı ona yaklaşmaktadır. Çoğu doğru, düzgün forma giyememiştir. Burada bir açık olduğunu gören Hoca; O mevkiye büyük paralar vererek; transfer yaptırdı. Ancak, O transfer edilen adam; kulübede oturtturuldu. Önceki maçlarda da; ilk on bire alınmadı. O halde, neden transfer edildi?  Hoca, Asıl açığın forvette olduğunu göremedi.
Onun yerine sahada Tosiç, görev aldı. Hocam! eğer Tosiç yeterli ise; bu transferi niye yaptırdın? Üstelik O, sporcu bir maç öncesinde kendi kalesine gol atmanın, suçluluğunu da; yaşıyordu. Aynı ısrarı forvet alınması konusunda, neden göstermedin? Futbola harcanan bunca paranın hesabını kim soracak? 
Tosiç atılınca bile; Cenk ile, oyuna devam ettin. Sahadaki eksikliğin iki kişi oldu. Amma, sen göremedin...
Maçtan sonra; sporcuların sinirlerine hakim olamayarak; hata yaptıklarını söyledin. Acaba, O söylemleri dile getirmenin yeri maç sonrası mı olmalıydı? Kendiniz neden sinirlendiniz? Bu maça hangi hatanız damga vurdu? Kendinizin yanlışından neden söz etmediniz?
Bu Ülke seyircisi; kaybedilen bir maçtan sonra; açıkça çıkıp, ben şuralarda hata yaptım, bu mağlubiyetin sorumlusu benim, diyebilecek; yürekli çalıştırıcıları görebilecek mi? Ümitle bekliyorum. Bizim çalıştırıcılara göre; Ya hakem suçlu, Ya idareci suçlu, Ya sporcu suçlu, Ya federasyon suçlu, ya fikstür suçlu, ya saha suçlu, ya üst üste yapılan maçlar suçlu, yahut seyirci suçlu... EEE, senin suçun hiç mi yok!!! Yahut hatan yok!!!
Acaba diyorum. Senelerce Futbolculuk hayatında kaleci olarak görev yapmanın bir psikolojik baskısı mı var? Önce gol yemeyim, mantığı hakim. O nedenle hep defans oyuncusu alınıp, beğenilmeme durumu ortaya çıkmaktadır. Eğer Tosiç, yeterli gözüküyorsa idi; Yeni alınan futbolcuya verilen para ile; forvet alımı rahatlıkla gerçekleşebilirdi.  Eğer yeterli değil diye, yeni defans alındı ise; O zaman Tosiçin, sahada işi ne idi? Belki de; şimdi Tosiçin hatasını değil; alınan yeni forvetin başarısını konuşuyor, olacaktık.
Ülkem kendi para değerini artırmak gibi, bir çabanın içerisinde iken; futbol kamuoyunun hala yabancı paralarla, anlaşmalar yapmasına kim dur diyecek? Üstelik O, astronomik paralarla gelen sporcuların hali, sahada ortadadır.  Pili bitmiş, emekliliğini yaşamaya gelmiş adamlar... Bunlar ne yapacak? Doğal olarak seyirciye oynayacaklardır. O zaman; O, tür sporcular görevlerini yapamayacak duruma gelince; başka bir görevi üzerlerine alıyorlar, Seyirciyi tahrik etmek, seyirciyi hakemin üzerine salmak...  Sansasyonel davranışlarda bulunmak, Sen işi bitmiş, posası çıkmış adamları astronomik paralarla Ülkeme getirirsen; Onlarda bu şımarıklığın bedelini; Çocukça davranışlar yaparak ortaya koymaktadırlar.
Yazık... Hem Ülkeme, hem taraftar konumundaki insanıma yazık... 
Spor alanları, Aldatmalar ve sahte davranışlar dünyası olamaz, olmamalıdır...
Ülke gündeminin, bir de; bu olumsuzlukları kaldıracak, durumu yoktur...

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78