• BIST 95.953
  • Altın 239,931
  • Dolar 5,8707
  • Euro 6,5793
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C

PEYGAMBERİMİZİ SEVELİM

Orhan ARSLAN
PEYGAMBERİMİZİ     SEVELİM
 
MİRAC kandilini idrak etmeye çalıştığımız, şu günlerde; kalpler yumuşasın diye dua ediyorum. Rahmet Peygamberinin Dünyaya teşrifini idrak ettiğimiz,  günler  geçti. O, günler, Onun sevgisinin gönüllere taht kurduğu günler, olsun. Kalplerimiz sevgi ile yumuşasın. Katı bir kalbin kendisine bile faydası olmaz. Tam tersine katı bir kalp kendi, kendine zarar verir, hasta eder. Kendisine yararı olmayan bir kalbin başkasına, zaten yararı olmaz. Hatta çok aşırı şekilde katılaşmış kalp, zamanla mikrop üreten bir yapıya dönebilir. Gelin böyle bir hastalığa tutulmamak için, kendimizi kontrol edelim, kendimizi ve çevremizi koruyalım.
Bu tür anma günleri, bizim ALLAH'A olan inancımızı daha güçlendirsin. Kendi, kendimizi kontrol etmeyi sağlasın.
İnançsızlık bir hastalıktır. Kontrolsüz davranışlarda bulunmak bir hastalıktır. Kötü alışkanlıkların esiri olmak, bir hastalıktır.
Her hastalığın olduğu gibi bu hastalığında oluşmasında sebep olan faktörler vardır. Bu tür bir hastalık insan ilişkilerine dayandığı için, kaynağı da insan ilişkileridir. O halde insani ilişkilerimiz güçlü, dayanıklı ve bu tür bir hastalığın gelişmesine engel teşkil edecek, şekilde; kuvvetli olması gerekir. Bunun kuvvetli olmasını desteklemek, beslemek için; insanlara karşı gayet ılımlı, olgun, sevgi ve hoşgörü ile yaklaşmalıyız. İnancımız ve İtikadımız güçlü olmalıdır. Bunun iyi örnekleri de, Yüce Peygamberin, hayatında vardır. Kötü davranışlarda bulunarak, kendi konumumuza güvenerek; Kendimizi bir gurur abidesi yapmamalıyız. Böyle davranmak da bir hastalık nedenidir. Karşımızdaki insana tahammüllü olmalıyız. Kibir, en büyük rahatsızlıklardan, biridir. 
Konuşarak meselelerimizi halletmeye çalışmalıyız. Bazılarının yaptığı gibi konuşarak, işi kavgaya dökmemeliyiz. Kendi menfaatlarımız için; karşımızdaki insanları hiçe sayacak, aşağılayacak, öteleyecek tavır ve davranışlarda bulunmamalıyız. Kendi yararımız için; insanların emaneti olan şeyleri açığa çıkarmamalıyız. Birbirimize dayanmalıyız. Birbirimizi arkadan vurmamalıyız. Dürüst ve doğru sözlü olmalıyız. İnsanların arkasından tuzaklar kurmamalıyız. Düşündüklerimizi ve onun hakkında söyleyeceklerimizi, yüzüne söylemeliyiz. İnsan merkezli düşündüğümüz zaman; ortaya çıkan gerçek; onlara hak ettiği şekilde ve insanca davranmak gerekir, gerçeğidir. İşte, Yüce Rabbim` izin Kutsal Kitabında da belirttiği gibi; insan kaynaklı sosyal ilişkiler toplumların barış ve huzur içerisinde yaşamasının temel unsurlarını oluşturmaktadır. Bu konuda en büyük örnek, Hz. Peygamberin hayatıdır. Biz böyle yaşadığımız zaman; Allah'ın yardımı bizimle birlikte olacaktır.
Olaya böyle baktığımız, zaman; Peygamberin hayatını öğrenmenin önemi ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle yukarıda sıraladığımız olumsuzluklardan, şikayetçi iseniz; insanların öyle birbirlerine hoyratça davranmasını istemiyorsanız; çocukluktan itibaren, genç nesillerimize Yüce PEYGAMBERİ, hayatını en ince ayrıntılarına kadar öğretmemiz gerekir. Şu kısacık hayatımızda çocuklarımıza; dünyalık gelecek elde etmeleri için; harcadığımız zaman ve parayı, yaptığımız fedakarlığı düşündüğümüz zaman; aynı çocukların; Peygamberin hayatını öğrenmesi adına yaptığımız fedakarlığı, onlara Peygamberin hayatını öğretmek adına, hangi çalışmaları yaptığımızı, kendi kendimize sorgulamamız gerekir. Bu konuda ne kadar duyarsız ve yetersiz olduğumuz, gerçeği ortaya çıkacaktır.
Yüce Peygamber; “merhamet etmeyene merhamet edilmez,, yüce buyruğunu söylediği zaman; direkt olarak insani ilişkileri de kast etmiştir. Kendisi aynı zamanda, bir sevgi ve merhamet, peygamberidir. Kalbimizin kararmaması için, merhamet hissi ile dolması için; insanlık adına olan tüm yanlışlardan kaçınmamız gerekir. Kalbimizi yumuşatacak fiil ve davranışlara yönelmemiz lazımdır. Arif insanların sözlerine baktığınız zaman hep bu öğütleri bulursunuz. O öğütleri söylemek, anlatmak güzel şeydir. Amma, önemli olan onları yaşamaktır. Ancak, onu yaşamak, Peygamber öğretisi ile tanışarak; onu hayatta uygulayarak elde edilir. İşte, o zaman insanlar, eline, diline ve beline sahip olabilirler. 
Yaratılanları üzmediğin zaman; Yaratana saygı duymuş olursun. İnancına saygı göstererek; insanları hak kapısına çağırman için, o hayatı önce kendinin yaşaması gerekir. Kendinin yaşamadığı bir hayata, insanları çağırmak, ne kadar doğrudur. Yahut ondan, ne kadar sonuç alabilirsiniz. Senin öyle eksik halini; duyduğu, gördüğü zaman, sana ne kadar inanır. Bu konuda samimi ve ihlaslı olmak gerekir. İçten başka, dıştan başka olmamak, lazımdır. Unutma kalpten geçenleri de bilen biri var ve onlardan dolayı seni hesaba çekecektir. Burada olmasa bile; orada iki yüzlülüğün ortaya çıkacaktır. Aman dikkat kalplerimizi katılaştırmayalım. Kalplerimizi yumuşatalım. 
Bu konuda örnek hayatın Yüce Peygamberin hayatı olduğunu, bir kez daha vurgulayalım. O` nun hayatını öğrenelim, öğretelim ve yaşayalım… Gelecek nesillerimize örneklerle anlatarak, Yüce Peygamberi yeteri kadar, tanıtalım. İşte, Peygamber sevgisi budur. Yoksa göstermelik yapılan hiç bir şeyin, hiç bir kimseye faydası olmaz…
Peygamberin hayatı; Yüce Rabbim'in denetiminde geçmiş bir hayattır... Ona saygı, aynı zamanda; Onun hayatını kontrol eden güce saygı demektir. Allah'a şükür edelim, bize böyle uyarıcı gönderdiği için... Tevhit inancını tanıttığı için...
 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78