• BIST 3.179,99
  • Altın 988.035
  • Dolar 18.4995
  • Euro 18.1294
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 15 °C

LİBYA TÜRKİYEYLE AFRİKADA YENİ SİSTEMİ KURAR.

Abdülkadir ERKAHRAMAN

Mısır, BAE ve Suudî Arabistan ile aynı kategoride ele alınamaz. Mısır, Osmanlı döneminde de önemli bir kültür merkeziydi. Türk ve İslam dünyasında Kazan, İstanbul ve Kahire matbaanın kurulduğu ilk yerler olmaları bakımından önemliydi. Yenileşme tarihimiz açısından bu üç şehrin önemi inkâr edilemez. Avrupa emperyalizmine karşı mücadele tarihinde de Mısır’ın önemli bir yeri vardır.

Sömürge yönetimi oluşturmaları hasebiyle Mısır’da İngilizlere karşı ciddî bir muhalefet hareketi oluştu. İhvan-ı Müslimin üzerine birçok sözler söylenmiş olmasına rağmen bu hareketin İngilizlerle mücadelesi tam olarak aydınlatılmamıştır. Dolayısıyla 2013’te Mursî yönetimine çok sert müdahale yapılmasının temel nedenleri üzerinde durulamamıştır. Mısır, Arap ve İslam dünyasının en önemli merkezlerinden biri olduğu için yabancılar tarafından kontrol edilemeyen yeni bir yönetim anlayışının etkileri Mısır ile sınırlı kalmayacaktı.

Libya meselesinde Mısır’ın ön plana sürülmesinin farklı açılardan önemli olduğu açıktır. Mursî yönetimi varlığını sürdürmüş olsaydı Mısır, muhtemelen BAE ve Suudî Arabistan ekseninde hareket etmeyecekti. BAE ve Suudî Arabistan, açıkça Türkiye karşıtı siyaset takip ettikleri için İslam dünyasında yalnızlaşıyorlar. Yabancı güçler adına hareket ettikleri için coğrafyadan uzaklaşıyorlar. Mısır’da ise çok farklı bir durumdan bahsedebiliriz. Rahmetli Mursî ve arkadaşları Mısır’ın bir asırdan fazla zamana yayılan mücadele geleneğine yaslanarak kitleleri harekete geçirebilmişti. Darbeci Sisi’nin müdahalesine direnememiş olmalarına rağmen Mısır’ın bütün şehirlerini aynı anda harekete geçirebilecek güce sahip olduklarını gösterdiler. Bu, sadece İhvan’ın gücü ile açıklanamayacak bir durumdur. Mısır ve Kahire geçmişin mirası ile merkez olma hüviyetine sahiptir. Bu sebeple Mısır’ı Türkiye karşıtı bir siyasete zorladıklarını görmemiz gerekir.

Cezayir’de de benzer bir kültürel mirastan bahsetmemiz gerekir. Paris’in banliyölerinde örgütlenmiş kültürel yapılar, Batı karşıtlığını nesiller arasında miras olarak aktarmayı başardı. Fakat aynı zamanda Tunus’ta olduğu gibi Fransa’nın asimilasyon politikasıyla oluşan bağımlı unsurlar da kalıcılık kazandı. Cezayir de BAE ve SA ile kıyas kabul etmeyecek kadar önemli bir kültür merkezidir. Bilindiği gibi Mısır önce Fransa tarafından işgal edilmişti. İngiltere’nin hâkimiyeti sonraki meseledir. Zaman zaman sönümlenmiş olsa da Emir Abdülkadir’den sonra Cezayir’de Fransız hâkimiyetine karşı süreklilik arz eden bir muhalefet hareketinden bahsedebiliriz. Mısır ve Cezayir sokaklarında yönetim kademeleriyle çatışmayı esas alan kültürel mirastan bahsedebiliriz.

Türkiye’nin Arap coğrafyası ile ilişkisini farklı dönemlere ayırmak mümkündür. Türkiye’nin Erdoğan döneminde Arap coğrafyasında kitleler üzerinde etkili olduğunu görmemiz gerekir. Bu durumun daha önceye ait bir örneği yok. Erdoğan, Doğu Afrika’dan Batı Afrika’ya kadar birçok başkentte kitleleri harekete geçirebilen tartışmasız tek liderdir. Bu kadar geniş bir coğrafyanın merkez ülkesi ise Libya’dır. Mısır ve Cezayir gibi ülkelerle kıyas edildiğinde kültürel açıdan ikinci derecede öneme sahip olsa da Libya’nın coğrafî değeri çok yüksek. Libya’nın kültürel açıdan önem taşımadığını söylemek istemiyoruz. Aşiret yapısı gibi sosyolojik özellikler imkâna dönüşebilir. Mısır ve Cezayir’de oluşan ikili yapı, kültürel anlamda olumlu sonuçlar üretmiş olmasına rağmen 2013’te görüldüğü gibi büyük zaaftır. Tunus için de benzer bir zaaftan bahsedebiliriz. Dışarıdan müdahalelerle sokağın sesini bastırmaya dayalı yönetim anlayışlını kalıcı hâle getirdiler.

Libya da Mısır örneğinde olduğu gibi yabancı müdahalesine ve egemenliğine açık hale getirilecekti. Türkiye, Libya’dan gelen yardım talebini geriye çevirmeyerek bunu engelledi. Bunun kolay verilmiş bir karar olmadığı açıktır. Türkiye’nin, Libya’ya yönelik emperyalist müdahaleyi önlemesinin siyasî ve kültürel sonuçları sınırlı olmayacaktır. Bunun özellikle Cezayir ve Mısır gibi kültürel merkezlerde kalıcı sonuçlar doğuracağını söyleyebiliriz. Siyasî sonuçlarını şimdiden tahmin etmek kolay değil, fakat BAE ve Suudî Arabistan’ın Arap coğrafyasındaki güce dayalı etkisinin kırılacağını söyleyebiliriz.

Bütün İslâm coğrafyasında iki dünya savaşından sonra ortaya çıkan ve birbirinin devamı olan yapılar temelinden sarsıldı ve büyük bir değişim yaşanıyor. Türkiye, bu geniş coğrafyanın dinamiklerini yeniden harekete geçirdi.5f120a6a-ede6-4edc-a04f-73efd513ad76.jpeg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
    1/20
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 05051524578 ( Menderes APAYDIN )