• BIST 107.196
  • Altın 151,513
  • Dolar 3,6807
  • Euro 4,3300
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 20 °C

"Kemik Mineral Yoğunluğundaki Düşüklük, Kırık Riskini Artırıyor"

Medicana International İstanbul Hastanesi Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Kaya:- "Kemik mineral yoğunluğu ölçümünde saptanan T skor değeri ile kırık riski arasında doğrudan ilişki saptanmıştır- "T skoru ne kadar düşükse kemik erimesi o kadar fazladır ve kırı
"Kemik Mineral Yoğunluğundaki Düşüklük, Kırık Riskini Artırıyor"

İSTANBUL (AA) - Medicana International İstanbul Hastanesi Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Meryem Kaya, "Kemik mineral yoğunluğu ölçümünde saptanan T skor değeri ile kırık riski arasında doğrudan ilişki saptanmıştır. T skoru ne kadar düşükse kemik erimesi o kadar fazladır ve kırık riski de aynı oranda artmaktadır" ifadelerini kullandı.

Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Kaya, kemik dansitometresi denilen kemik mineral yoğunluğu taramasının, kemiklerin kalınlığı, gücü ve kemik kaybını ölçmek için kullanılan x - ışını teknolojisinin geliştirilmiş bir şekli olduğunu bildirdi.

Kemik yapısının önemli bir kısmını içerisindeki kalsiyum ve fosfor gibi minerallerin oluşturduğu bilgisini paylaşan Kaya, bunun için kemikteki mineral kaybının ne kadar fazla olursa kemik mineral yoğunluğunun o kadar azalacağını vurguladı.

Kaya, kemik mineral yoğunluğunun azalmış olmasının kemik erimesi (osteoporoz) şeklinde yorumlandığını ifade etti.

Kemik yoğunluğunu tespit etmedeki amacın kemiğin mineral kısmının miktarsal oranını belirlemek olduğunu belirten Kaya, şu açıklamalarda bulundu:

"Kemik mineral yoğunluğu ölçümü kadınlarda, erkeklerde, çocuklarda bazı durumlarda yapılması gereken bir tetkiktir. Kadınlarda özellikle menopoza bağlı kemik mineral kaybı (kemik erimesi) durumunda kemik yoğunluğu ölçümleri yapılmalıdır.

Kemik yoğunluğu ölçümü menopoz sonrasında, 65 yaş üzeri kadınlarda, steroid ilaçlar gibi kemik mineral kaybına neden olan ilaçları kullananlarda, kendisinde veya annesinde kalça kırığı hikayesi olan hastalarda, tip 1 diabet, karaciğer ve böbrek hastalığı olanlarda, ciddi hipertiroidi olan hastalarda, hiperparatiroidi olan hastalarda, hafif bir travma ile kırık oluşan hastalarda, röntgen filminde kemik erimesi veya omurga kırığı şüphesi gözlenen hastalarda ve epilepsi tedavisi alan hastalarda yapılır."


- "Menopoz sonrasında ortalama 2 yılda bir yapılır"


Kaya, kemik yoğunluğu ölçümünün menopoz sonrasında ortalama 2 yılda bir yapılmakla beraber risk faktörleri varlığında daha sık yapılabileceğini, kemik yoğunluğu iyi olan, herhangi bir risk faktörü olmayan kişilerde 3-5 yılda bir gibi daha seyrek yapılabileceğini bildirdi.

Kemik mineral yoğunluğunu saptamak için en sık kullanılanın DEXA yöntemi olduğunu ifade eden Kaya, bunun basit, kısa süren ve ağrısız bir yöntem olduğuna işaret etti. Söz konusu yöntemde hastanın çok az miktarda radyasyon ışınına maruz kaldığını, alınan radyasyon miktarının bir akciğer röntgen filmindeki dozun 10'da biri kadar olduğunu dile getiren Kaya, şunları kaydetti:

"Kemik mineral yoğunluğu ölçümü için en önemli sebep kişide kemik erimesi varlığını araştırmaktır. Bunun yanı sıra kırık riskini belirlemede de kullanılır. Kemik erimesi olan hastalarda kalça kırıkları ve omurga kırıkları daha sık görülür. Kemik mineral yoğunluğu ölçümünde saptanan T skor değeri ile kırık riski arasında doğrudan ilişki saptanmıştır. T skoru ne kadar düşükse kemik erimesi o kadar fazladır ve kırık riski de aynı oranda artmaktadır. Ayrıca kemik erimesi için tedavi verilen hastalarda tedavi ile meydana gelen değişimi ve tedavinin faydasını gözlemek için de belli aralıklarla kemik yoğunluğu ölçümü yapılır. Menopoza giren hastalar genellikle muayene sırasında kadın doğum polikliniklerinde kemik yoğunluğu ölçümü bu testi yaptırırlar. Ancak fizik tedavi ve ortopedi bölümleri de kemik taraması gerektiğinde yapmaktadır.

Kırık riskini belirleyen diğer faktörler; ileri yaş (65 yaş üzeri), eskiden kırık hikayesi olan hastalar, glukokortikoid (steroid) tedavisi almış olan hastalar, kilosu çok az olan hastalar, ailesinde kalça kırığı hikayesi olan hastalar, fazla miktarda sigara ve alkol kullanan hastalar şeklinde sıralanmaktadır."

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖZEL İÇERİK
    1/20
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 505 152 45 78