• BIST 3.265,64
  • Altın 969.835
  • Dolar 18.4798
  • Euro 17.7479
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 25 °C

Kafkasya Türklerinin başarısı ile iftihar ediyoruz.

Abdülkadir ERKAHRAMAN

Dağlık Karabağ ve çevresi 28 yıldan fazla bir zamandır Ermenistan işgali altındaydı. Sovyetler’in yıkılmaya yüz tutmasından sonra Ermeniler, Birinci Dünya Savaşı’nın sona erme sürecinde olduğu gibi tekrar yayılmacı siyaset takip etmeye başlamış, askerî saldırıya geçmişti. Bizzat Ermeniler tarafından itiraf edildiği gibi yayılmacı siyasetin tekrar tekrar gündeme gelmesinin en baştaki sebebi kolonyalist Batı Avrupa devletlerinin Ermenilere olan desteğidir. Şark Meselesi, Osmanlı’nın tasfiye edilmesine verilen addı. Ermeniler Avrupa desteği ile hayal sınırlarını geniş tutarak en aşırı taleplerle sahneye çıkmışlar ve Şark Meselesi’nin çözüme kavuşturulmasında büyük rol oynamışlardı. 1990’lardan sonraki işgal ve istila siyaseti de bu aşrı taleplerin tekrar sahaya yansımış hâliydi.

Ermenilerin, hedeflerine varmak için Osmanlı topraklarında başlattıkları terör kısa zamanda Güney Kafkasya’ya da sirayet etti. Terör ile Türklere-Müslümanlara inanılması zor zararlar verildiği hâlde uluslararası kamuoyu harekete geçmedi. Çünkü bizim topraklarımız üzerinde faaliyet yürütüyorlardı ve Ermenler de emperyalist devletlerin taleplerine göre davranıyordu. Terörü destekleyen bizzat Batılı emperyalist devletlerdi. Bu sebeple 1990’lar adeta geçmişin bir tekrarı gibiydi. Ermenistan yine yayılmacı bir siyaset ile sahneye çıkmış, emperyalist Batı’nın gücünü mutlaklaştırarak en aşırı taleplerle köyleri, kasabaları, şehirleri harap etmişti. Bir buçuk milyona yakın insan vatanlarını terk etmek zorunda kaldı. Hocalı Katliamı gibi tarihe geçmiş acı olaylardan sonra dahi Batılı ülkeler kılını kıpırdatmadı.

Azerbaycan, otuz yıl boyunca uluslararası kurumlar ve büyük devletler nezdindeki faaliyetleri ile Ermeni işgaline son vermek istedi fakat sonuca ulaşamadı. İlk defa kendi imkânları ile sorunu çözme iradesi gösterdiğinde ise Barış Gücü gündeme getirildi. İlham Aliyev bu teklife elbette sıcak bakmadı. O, her defasında Azerbaycan’ın şartlarını açıkça dile getirerek bunların kabul edilmesi gerektiğini öne sürdü. Uluslararası anlaşmalara göre de Ermenistan, Azerbaycan topraklarında işgalci konumunda olduğu için Barış Gücü teklifine sıcak bakılamazdı. Eğer Batılı devletler, Azerbaycan’a Barış Gücü formülünde ısrar etseydi işgal ve istila meşru hâle gelebilirdi. Zaten formülün gündeme getirilmesindeki amaç da buydu. Azerbaycan ordusunun sahada üstünlük elde edeceği daha ilk andan itibaren ortaya çıktığı için Ermenilere kalkan olmak istediler. Barış Gücü gibi formüllerle Azerbaycan oyalanacak ve Ermenilerin kazanımları meşru hâle gelecekti. Nitekim Azerbaycan’a teklif edilen şehirlerin taksimi bağlamındaki şartlar da bunu gösteriyordu.

Barış Gücü gibi tekliflerin tekrar gündeme gelebileceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Ermenilerin Batı’yı harekete geçirmek için her yola başvuracağı açıktır. Çünkü sahada kaybediyorlar. Azerbaycan Türk ordusu, işgal altındaki toprakların kurtarılması için elinden geleni yapıyor ve Ermenistan’ın bu inanç karşısında yapabileceği bir şey yok. Bu sebeple uluslararası müdahale ile amaçlarına ulaşmak isteyeceklerdir.

Azerbaycan ordusu, çevresiyle birlikte işgal altında tutulan Dağlık Karabağ’ı tamamen kurtarıncaya kadar yoluna devam edecektir. Şuşa’nın kurtarılması da buna işaret etmektedir. Arazi şartları itibarıyla zor bir bölge olmasına rağmen Azerbaycan ordusu tereddüt göstermedi ve yıllar sonra Şuşa’da ilk ezan okundu. Hankendi ve Laçın gibi tarihî şehirlerin kurtarılmasının da an meselesi olduğu açıktır. Otuz yıldır yurdundan uzakta sürgün hayatı yaşayan yüz binlerce insan vatanlarına dönmek için sabırsızlanmaktadır. Bu da Azerbaycan’ı kapsamlı bir çalışmanın beklediğini gösterir. Devlet olma becerisi de böylesi zamanlarda ortaya çıkar. Azerbaycan, şimdiye kadar gösterdiği başarı ile devlet olduğunu ispat etmiştir. Bundan sonraki adımlarıyla da bir üst sınıfa geçip geçemeyeceğini gösterecektir.

Şuşa’nın kurtarılması bütün Türkiye’yi, Türk ve İslam dünyasını da sevince boğdu. Bunun basit bir başarı hikâyesi olmadığını görmemiz gerekir. Çok karmaşık ve sonuçları itibarıyla bütün dünyayı ilgilendiren başarı hikâyesinden bahsediyoruz. Bu hikâye, kolonyalizm sonrasında ortaya çıkan devletlere yeni bir model sunuyor. Batı’ya sırtını dayamadan başarıya ulaşmanın mümkün olduğunu bütün dünyaya gösterdiler. hqdefault-004.jpg

Çok yaşa Azerbaycan! Çok yaşa Şuşa!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05051524578 ( Menderes APAYDIN )