• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C

İNSANLIK İÇİN EĞİTİMİN ÖNEMİ

Orhan ARSLAN

İNSANLIK İÇİN EĞİTİMİN ÖNEMİ
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BARINMA SORUNLARI
İnsanlar arasındaki ilişkilerde; bir insan başka bir insana yanlış bir hareket yaptığı zaman, onu üzdüğü ve yıprattığı zaman; karşısındaki insan, o kendini üzene şöyle hitap eder; Sen insan değilsin. Kendisine yapılan hareket, kendisini o kadar rahatsız etmiştir ki; karşısındakini insan olmamakla suçlar. İşte bu tür ilişkilerde gösteriyor ki, insanlık: herkese lazımdır. İnsanlar arasındaki ilişkiler; rahat ve huzur, memnuniyet, hoşgörü içerisinde, birbirini yıpratmadan, üzmeden v.s oluşan tüm kavramlara verilen genel ad, insanlıktır. Neden böyle ayrıcalık taşır? Diye sorulduğunda verilecek cevap; varlıkların en akıllısı, en zekisi ve en önemlisi yaratılmışların en şereflisi olmasıdır. Bu kadar üstün meziyetlere sahip olan bir varlıktan da; üstün meziyetli davranışlar beklenir. Bu davranışların karşısında olan bütün davranışlar da; insanlık dışı olarak algılanmıştır.
Bu üstün yaratılışın getirdiği temel ayrıcalıkların başını da insan karakterlerinin, davranışlarının, algılamalarının doğal olarak birbirine zor benzemesidir. Bu kadar karmaşık ve benzersiz bir yapıya sahip olan insanoğlunun belirli hedeflerde birleştirilmesi, aynı şeyleri duyması, hissetmesi beklenemez. Ortak noktalar oluşturmak, bir çok şeyde birliktelikler olması gerektiğini insana kabullendirmek ve bu ortak duyguların hem kendi, hem etrafı açısından yararlı olduğunu kabullendirmek lazımdır. Bu nedenle çocukluktan itibaren insanları eğitmek toplumların ana hedefi olmuştur.
Yapılacak eğitimlerle ortak hedefler belirlenir, ortak doğrular etrafında birleşme sağlanır. Ortak değerler anlatılır ve o değerlerin gerekliliği insanlara küçük yaşlardan itibaren öğretilmeye ve uygulanmaya çalışılır. Çocuk kendisini eğitenlerden, çevresinden ve ailesinden bu eğitimleri alarak büyür. Siz eğer o dönemde başarılı bir çalışma yaparsanız; sonuçlarını da alırsınız. Bu dönemde istenilen sonuçları alamazsanız, çocuk da; kendi başına ileride ne kadar bu eğitimin açığını kapatır belli olmaz amma, telafi edilmez ise; bir şeyleri eksik öğrenerek büyür. Böyle bir büyüme tarzı da çocuğun eksik eğitimle büyümesine sebep olmuş olur. Daha ileriki zamanlarda yeni kavramları algılamak, onları kabullenmek kolay değildir.
Canlılar içerisinde insan yavrusu, en uzun zamanda; yavaş, yavaş büyüyen gelişimi uzun bir sürece bağlı olan bir varlıktır. Siz hırsızlığın, yalanın, yanlış bir hareket olduğunu o, yaşlarda eğitir ve öğretirseniz o çocukta onu kolay, kolay unutamaz. Yine iyilik yapmanın, başkalarına yardım etmenin doğru bir davranış olduğunu öğretirseniz; o davranışı da unutmaz.
Hayatın ileri zamanlarında insanların yapmış olduğu yanlış hareketlerden şikayetlenerek, onları insanlık dışı davranmakla suçlamamamız için; nesillerimizi iyi ve düzenlii bir şekilde yetiştirmeliyiz. İnsan yetiştirmek çok zor ve kolay olmayan bir durumdur. Büyük sabır, hoşgörü ve çalışma ister. Unutmayalım nadir yetişen güllerin işçiliği de zahmetli ve zordur.
Bu arada, eğitimin bir parçası olan; Üniversite gençliğinin barınma sorunları,bitmiyor...
Öğrencilerin Üniversiteye kayıt zamanlarında; yine aynı sıkıntı gündeme geliyor. BARINMA KONUSU...
Üzülerek ifade edelim, sorun olmaya devam ediyor. Devlet yetkilileri, bu işe yeteri kadar çare üretemediler. Böylece gençlerimiz, okula kayıt yaptırır yaptırmaz; nerede kalacaklarının derdine düşüyorlar... Veliler sıkıntılı...
Bu işe çare üreteceğine inandığımız vakıf ve dernek yöneticilerimiz; bu çaresizlik karşısında; bocalıyorlar. Bu bocalama; gençlerimizi ve velilerini yeteri kadar tatmin edemeyen açıklamalara dönüşüyor. Bir de, üstelik; O vakıf ve derneklerde görev yapan bazı insanların; vurdumduymazlığı, insanlara yeteri kadar ilgi ve sıcaklık gösterememeleri, insanları çileden çıkarıyor. Ümmetin, Milletin emaneti olan gençlere, sahip çıkmak için; Milletin yardımlarını, o gençlere iletme görevindeki arkadaşların; yeteri kadar ilgili davranışlar, içerisinde olmayışları; üzülerek ifade edeyim; gençlerimizi, bu tür vakıf ve derneklerden soğutuyor. İnsan kazanalım derken; insan kaybediyoruz. Bu tavırlarımızı, gözden geçirmemiz şarttır. Yoksa; şu anda; Üçkenin tepe noktasında olan vakıf ve dernekler; zirveden aşağıya doğru yuvarlanmaya başlar. Her vakfın önünde; çaresiz, üzgün, bıtkın, şaşkın, gençleri görmek bizleri derinden yaralıyor. Gençleri yıpratıyor. Biz böyle olamayız, olmamalıyız...
Bu vakif ve derneklerin, evlerinde yüksek okul hayatını devam ettirmek isteyen, gençlerin sıkıntıları bitmiyor. Evlerde kendilerinden bir, kaç yaş büyük gençlere emanet edilen, yeni öğrenciler; tanımadıkları, bilmedikleri yeni çevrelerde; travmalar, bazı olumsuzluklar, yaşıyorlar. Bazı olumsuz davranışlar neticesinde; kişiliklerinde bozukluklar, meydana geliyor. Sudan sebepler yüzünden tartışmalar, evden atmalar, gibi tatsızlıklar, ortaya çıkıyor. Dernek ve vakıf yöneticileri, öncelikle; O, evde sorumluluk verdikleri yönetici konumundaki şahsa inandıkları için; tartışmanın diğer tarafı; bir nevi cezalandırılmış oluyor. Dernek ve vakıf yöneticlerinin; bu alandaki açıkları büyüktür. Yurtlarda bile, yeterli eğitim ve öğretimden geçmiş, tecrübeli, hayatı her yönüyle tanıyan idareciler olmadığından dolayı; O yurtlarda kalan ve rahatsızlık yaşayan gençler; idarecinin şahsında; kaldığı yurttan ve o yurdun taşıdığı misyondan nefret ediyor. İnsan kazanalım, insamni değerleri öğretelim derken; insan kaybediyoruz.
Devlet yetkililerinin bu soruna en kısa zamanda çare bulmaları, gerekir. Böylece insanlara tepeden bakan, bir takım dernek yetkilileri de; tepeden bakacak insanlar bulmaktan kurtulurlar... O zaman kapılarını kim çalar, merak ediyorum...
Eğitim ve Öğretimin en büyük parşçası olan, Üniversite yıllarına; bu sıkıntılarla başlamak; gençleri, insani değerler açısından yıpratmaktadır. Devlet yurtlarının imkanının güzellikleri ortadadır. O halde; bütün gençler; bu imkanlardan yararlanmalıdır. Böylece; daha dirayetli, daha dirençli, daha bağımsız düşünen, daha güzel duygulara sahip, bir gençliği; insani davranışlarla bezenmiş olarak; yetiştirmiş oluruz.
Gençlerimiz, aynı zamanda; eğitim öğretim yıllarının, bu dönemlerinde; bazı yanlış yönlendiren teşkilatların, terör örgütlerinin eline düşmemiş olur. Bunu yapmak, üzerimize bir borçtur. Nice zahmetle büyüttüğümüz gençler; acımasız, amaçları belli olmayan; örgtülerin eline, teslim edilemez.
Barınma ve Maddi imkansızlıkların; Devlet tarafından temin edilmesi; gençlerin, aynı zamanda; insani değerleri yıpranmamış, Vatanına ve Milli değelerine bağlı olarak; yetişmesi anlamına gelir. İnsani kavramların; tüm toplumu kapsaması için; bu görevi yapmak bir zorunluluktur. Özel yurt ve vakıf yöneticilerinin; gençleri yetiştirme açısından, önlerine böyle bir hedef koyma; zorunluluğu getirilmelidir. Devlet yönetiminin bunu; sık, sık denetlemesi şarttır.
Aynı zamanda vakıf ve dernek yöneticilerine düşen görev; kendilerine emanet edilen bu gençlere iyi sahip olmalarıdır. İnsani değerlerin bir kısmını; orada geçirdiği zaman içerisinde, öğretmek gerekir. Orada olacak olumsuz hadiseler; gencin kişiliğini ve davranışlarını etkileyecektir. Bu nedenle; O derneklerde çalışan insanların, özellikle öğrencilerle muhatap olan bireylerin; yetenekli, becerikli, sorumluluğunu bilen; en önemlisi rehberlik alanında uzman olması gereken insanlar olması gerekir. Yoksa; bütün çabalar, boşa çıkar. Size emanet edilen gençlerle tartışmak, güler yüzlü davranmamak, bazı baskıcı uygulamalarda bulunmak; gencin şahsiyetini ve kişiliğini yıpratacaktır. Sizlere de; ömür boyu soru işaretleri ile, bakacaktır.
DEVLETİMİZ, bütün bunları göz önünde bulundurarak; özellikle gençlerimizin, insani davranışlara sahip şekilde yetişmesi için; önlerindeki bu engelleri kaldırması gerekir. Kendisinden başkasına muhtaç etmemesi şarttır. Yoksa, kişiliği zedelenmiş, bir yanı eksik ve noksan yetişen gençler; bu topluma yeteri kadar yararlı olamazlar. Sorunlu gençler olarak, toplumda yerlerini alırlar. Biz, bu eğitim sürecinde; yeteri kadar insani terimleri tanıtamamış, oluruz. İnsanlık kavramını, yaşanılır hale getirememiş, oluruz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
  • Özel İçerik
1/20
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78