• BIST 1.531
  • Altın 412,230
  • Dolar 7,4248
  • Euro 8,9666
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 3 °C

İLETİŞİM AĞLARI VE YALNIZLIĞIMIZ

Talha GURBETÇİ

İLETİŞİM    AĞLARI   VE    YALNIZLIĞIMIZ

Son Watşap iletişim ağının ülkemiz için ortaya koyduğu tavır, bir gerçeği daha tekrar hatırlatmış oldu. Biz, bize yeteriz.... Bizim bizden başka dostumuz yoktur. Biz ne kadar güçlü olursak, karşımızdakiler o kadar bize saygı duyarlar.

Eğer elimizin altında BİP, diye yerli organizasyonumuz olmasa idi, belki bize daha ağır şartlar ileri süreceklerdi. Bugün tam tersine Devletimiz, o kuruluşları ve yapmak istedikleri eylemleri sorgulamaktadır. Hatta ceza vermektedir. Eğer, bizim belirttiğimiz şartlara uymazlar ise, kendilerine yaşama hakkı tanımayacağımızı, iletmektedirler. Bu amaçla uyarılarımıza uymadıkları için, para cezasına çarptırılmaktadır. Yani, artık  bu alanda bizde söz sahibi olduğumuz için, oyunu onların kurallarına göre değil, bizim kurallarımıza göre oynamak gerektiğini belirtmiş durumdayız.

İşte, güçlü olmak böyle bir şeydir. Bugün ABD, başkanını düşürdükleri durumları hepimiz görüyoruz. Tüm iletişim araçları, sesini kısmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. O anlamda olaya baktığımız  zaman ne kadar iletişim açısından çeşitliliğimiz olursa, o kadar gücümüz var demektir. Alternatifleri değerlendirmemiz gerekir. O nedenle Watşapın, çıkışına karşılık, Telegram alternatifini de değerlendirmek zorundayız. Ülke yönetimi bize bunu işaret etmiştir. Watşabın bu çıkışı, bize;''Kötü komşu, insanı ev sahibi yapar.'' Sözünü hatırlattı.Bir anda BİP, kullanıcı sayısı arttı, telegram devreye girdi.

Çünkü, Watşap, kişisel verilerin kullanılmasından öte, AB, topluluklarına uygulayaamadığı bir kuralı bizim için, geçerli, kılmaktadır. Halk tabiri ile, bizi adam yerine koymamaktadır. İşte asıl Watşaptan çıkmamızı gerektirecek konu budur...

Tüm bunlara karşılık, elektiriklerin olmadığını var sayar isek, ulusal anlamda haberleşmek için, telsiz ağının önemi ortaya çıkmaktadır. Uydu girişimlerimiz, bunları daha güçlü kılmak içindir. Evet, Dünya her şeye gebe olduğuna göre, biz de hazırlığımız ona göre yapmalıyız... ÇÜNKÜ, SU UYUR  DÜŞMAN UYUMAZ...

Biz kendi gücümüzle ayakta durmayı öğrenmek zorundayız... Başımıza gelecekler için ağlamak değil, direnmek ve ayakta durmak, amacımız olmalıdır.

Bütün bu olanlardan sonra, gerçekler ortada iken, Bu anlamda Ülkenin yönetimi de gereken özeni göstermiştir. Bu gerçekleri bilerek, içimizden birilerinin, Yabancılardan, yadlardan, bizi bir kaşık suda boğmak isteyenlerden, yardım isteyenler, onların boyunduruğu altında olmak için çaba sarf edenler utansın, demek geliyor...

 

Karabağ olayları gösterdi ki, dünyada Müslüman Türk kavmine mensup devletler pek sevilmiyor. Batı ve Haçlı zihniyeti tarafından hep ötelenmek isteniyor. Her zaman göz önünde bulundurulmaya çalışılıyor. Geçmiş zamanda Bosna olayları da buna bir örnektir. Sırplar Bosnalıları Türk diye öldürüyorlardı. Onlara göre Türk demek Müslüman kimliği taşıyan demekti.

Şimdi yine aynı tutum ve davranış devam ediyor. Maddi açıdan yaptırım yapmak için, bahane arıyorlar. Maddi açıdan yaptırım yetmiyor, döviz silahını kullanıyorlar, siyasal baskı kurmaya çalışıyorlar. Olmadı Ülkemizdeki bazı terör eylemlerine karışmış olan, destekçisi olan, yandaşı olan insanları AB mahkemelerinde aklamaya çalışıyorlar. Olmadı bu konuda ülkemize baskı yapmaya çalışıyorlar...

Bu olaylar bir kez daha gösteriyor ki; kendini yeteri kadar koruyacak duruma gelmedikten sonra kimseden fayda yoktur. Çok çalışarak kendi silahını kendin yapacaksın, hatta yedek parçaların da bile onlara muhtaç olmayacaksın. Karşı terör saldırılarına karşı kendi teknolojini geliştireceksin. Karşı taraftakiler senin kullandığın tesisatın teknik ayrıntılarını dahi bilmeyecekler. Kullandığın silahlar herkes tarafından bilinen silahlar olunca; tedbirler de ona göre oluyor. Kendi savaş gücünü kendin oluşturacaksın, kimseye muhtaç olmayacaksın…

İşte ambargolar, silah satmayacağız tehditlerinin altında yatan gerçek şudur; GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İSTEMİYORLAR...

O nedenle içimizdeki bazı yandaşlarını da devreye sokarak, güya Ülkemizi suçlu duruma düşürmeye çalışıyorlar.

Evet, onların görevi budur. Tarih boyu zaten bizi hiç sevmemişlerdir. En birinci neden Ülkemizin Müslüman olmasıdır. Zaten kimi AB sözcüleri bazı zamanlar Ülkemiz hakkında değerlendirme yaparlarken, Amma "Siz Müslümansınız", DEMEYİ İHMAL ETMİYORLAR.

Evet, Allah´ın izni ile ne yaptırım, ne ambargo, ne baskı bizleri yıldırmayacak. Biz daha çok çalışarak yeni SİHA´ları, İHA´ları, tankları, helikopterleri, savaş gemilerini, üretmeye devam edeceğiz. Hiç durmadan savunma sanayinde öne çıkmış yatırımları yapmaya devam edeceğiz...

Yeter ki kendi aramızdaki birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı güçlendirelim. Kendi kendimizi yemeyi bitirelim. Birilerini eleştirmek için, büyük büyük büyüteçlerle hatalar ve yanlışlar aramaktan vaz geçelim... Birbirimizi yıpratmayalım. Bizim bizden başka dostumuz yoktur. Ne zaman anlayacaksınız?

Yoksa, üzülen, ağlayan, perişan olan, ötelenen, dışlanan, yalnız bırakılan biz oluruz. Bu gerçeği asla unutmayalım... Bunun sonunu da Allah korusun, düşünmek bile istemiyoruz...

 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
    1/20
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 05051524578 ( Menderes APAYDIN )