• BIST 3.518,36
  • Altın 1029.638
  • Dolar 18.5797
  • Euro 18.4506
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C

Gül ve Bülbül Hikâyesi

Abdülkadir ERKAHRAMAN

238649167_211593277656829_335407848234786443_n-003.jpg

İslâm medeniyeti, asırlar boyunca hayatın maddi manevi her boyutuna damgasını vurmuş, kendi dünyasında bir ahlâk gülistanı oluşturmuştur. Modern zamanların aklıyla o gülistanı anlamak ne yazık ki kolay değil. Dahası, asırlar boyunca Arapça, Farsça ve eski Türkçe yazılmış on binlerce edebî tasavvufî eseri anlamak bir yana, aslından okuyamıyoruz bile. Bunun sebebi, başka bir dünyaya savrulmuş olmamız kadar içine düştüğümüz ihmalkârlık. Neyse ki kısmen de olsa çeviriler ve güncellemeler var.

Dil engeli bir yana, her medeniyetin kendine ait sembolleri ve simgeleri vardır.  Kendi medeniyetimizin simge ve sembollerini anlamak, eski kitaplarımızın gülistanına sağlam bir adım atmak demektir. Mesela klasik edebiyatımıza, özellikle tasavvufî metinlere ancak bu semboller dünyasını keşfederek intikal edebiliriz. Bu yolculukta bize rehberlik edecek az da olsa kitap var şükür ki. İsmail Demirel’in yayına hazırladığı ve güzel bir mukaddimeyle de gül ve bülbül sembolünü izah ettiği Bülbül-nâme Hikâyesi adlı eser iyi bir başlangıç olabilir. Hakkında bir fikir vermesi bakımından kitabın başından bir kısmını paylaşalım:

“Türk edebiyatında gerek manzum, gerek mensûr eserlerin çoğunda kuşlara rastlamak mümkündür. Kuşlar, Türkçenin varlık sahasına kitap yoluyla çıktığı ilk eserlerden, bugün ortaya konan edebî eserlere uzanan silsilede çeşitli amaçlar için kullanılmıştır. Özellikle İslâmiyet’i kabulümüzden sonra, birçok varlık gibi kuşlar da hakikatin ortaya konulması yolunda birer vasıta, araç, sembol ve remz olmuştur.

Edebiyatımızda en çok rastlanan kuşların bülbül (andelip, hezar), tûtî (papağan), şahin (bâz, şahbâz, balaban) keklik, karga (zag), bıldırcın, güvercin, tâvus, kumru, hüdhüd olduğunu söylemek mümkündür.

Bülbül güzel sesiyle, kumru ‘hû’ zikri çekmesiyle, tûtî konuşmasıyla, tâvus göz alıcı renkleriyle, keklik yürüyüşüyle, güvercin ürkekliğiyle, şahin avcılığıyla şöhret bulmuştur. Diğer kuşların da tabiatlarına uygun bir özelliği ön plana çıkartılmak suretiyle remz edilmiştir.

Tasavvuf kültüründe de kuş motifinin önemli bir yeri vardır. Tasavvufta kuşlar ile ilgili birçok deyim ve ifade yer almaktadır. Bunlardan biri kuşdilidir. Bu ifade ‘Süleyman Davud’a vâris oldu: Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi ve bize her şeyden bolca verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur, dedi.’ (Neml 16) mealindeki ayet-i kerimede geçmektedir.

Tasavvufî anlamda kuştan murad edilen ruhtur. Buna göre ruh, beden kafesinde mahpustur. Ruhun beden kafesinden kurtulabilmesi için ihtiyarî veya ıztırârî ölüme kavuşması gerekir. İhtiyarî ölüm, ‘Ölmeden önce ölünüz’ hadis-i şerifinde zikredilen ölümdür. Iztırârî ölüm ise insanın küçük kıyameti olarak ifade olunan ecel vaktinin gelmesidir. Böylece can kuşu ten kafesinden kurtulur ve ebedlere kanat çırpar.

Kuşların içinde bülbülün ayrı yeri vardır. Zira o güle sevdalıdır. Envârü’l-Âşıkîn’de geçtiği üzere gül, Hz. Peygamber’in -salât ve selâm O’nun üzerine olsun- terinin kokusundan halk olunmuştur. (Anadolu’da sembolik olarak gül bu şekilde kabul edilmiş ve sevilmiştir.) dolayısıyla bülbülün güle olan aşkını, sevdasını, onun için söylediği sözleri, döktüğü kanlı gözyaşlarını önemser ve değer verir onlara. Bu asla bir şikâyet konusu olmaz. Bilakis, bülbülün hakikat sevdalısı olduğunu bilen ehl-i mânâ bu sevdaya gıptayla bakar.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05051524578 ( Menderes APAYDIN )