• BIST 5.005,30
  • Altın 1075.667
  • Dolar 18.6377
  • Euro 19.6256
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 4 °C

ESKİLER “ÜRYAN” DERDİ 1

Ömer Emir DOĞAN

ESKİLER “ÜRYAN” DERDİ 1

Pandemi sonrası yaz günlerinde eskiden de olan bazı tartışmalar yeniden alevlendi. Onlardan biri de örtünmek-örtünmemek veya en çok kullanılan şekliyle tesettür meselesi. Sosyal medya mecraları üzerinden video yayımlayan, görüşlerini iki yüz seksen karaktere sığdırmaya çalışarak paylaşan ya da haber kanallarına konuk olup fikir beyan eden, isminin önündeki sıfatlarında gazeteci-yazar-ilahiyatçı-ünlü v.s yazan bazıları konuyla ilgili açıklamalar yaptılar, yapıyorlar. Mevzu, bir zamanlar memleketimizin gündemini esir alan bir konu olunca, aleyhtarı da taraftarı da fazla oluyor, haliyle. 

28 Şubat sürecinde kız öğrencilerin başlarını örtmeleri, o günün Türkiye’sindeki güç odaklarına göre, memleketin beka meselesiydi. Sanki Türkiye’nin tüm geri kalmışlığının, fakirliğinin, acziyetinin müsebbibi onların deyimiyle “türbandı”. Ogünlerde bazı azgın azınlık görüş sahiplerine göre örtülü olmak, yobazlık olarak değerlendiriliyor ve başını örten genç kızlar “kamusal alan” tartışmalarıyla okullarından atılıyor, direnenler asker ve polisler tarafından tartaklanıyor, mahkemelerde süründürülüyordu. Bugünlerde, insanların giyim tercihlerine devlet otoritesi tarafından bir müdahale olmasa da çıplaklık yani örtüsüzlük kimi kesimlerce eleştiriliyor. Öyle ki artık sadece kadın çıplaklığı değil; erkek çıplaklığı da konuşulmaya başlandı.  

Bırakın turistik büyük bir şehri, Anadolu’nun küçük bir şehrinde hatta kasabasında bile, tüyleri özenle alınmış bacağında bir karış şort ile ve üzerlerinde atlete benzer garip kıyafetlerle, kasıla kasıla dolaşan ergenler, gençler peyda oldu. Eskiden, bermuda pantolon giymeyi bile, ar edinenlerin sokakları “erkek çıplaklığıyla” tanıştı. Önceleri, çıplaklık tartışmalarının gündeminde kadınlar olurdu. Gazeteci Sevda Türküsev; katıldığı televizyon programlarında kadın çıplaklığına isyan eder, çıplaklığın, cesaret ve cesurluk kavramı içerisine sokularak bir neslin tamamen çıplak hale getirildiğini çokça dillendirirdi. Bir konuşmasında; sosyal medyaya bakıyorsunuz gencecik kızlar, evli kadınlar çıplak. Eskiden, caminin yolunu bilmez, hayatında alnını secdeye koymamış erkekler de olsa farketmez, karısını kıskanırdı. Şimdi erkekler, karıları yanında yarı çıplak bazıları neredeyse çıplak, millete o karıyla hava atıyor. Erkeğin DNA’sı da gitti. Bunun inanmakla, inanmamakla alakası yok. Ben bir insanım. Ben bir lokantada yarı çıplak, bir kadının neredeyse iç çamaşırını görmek istemiyorum. Bu bir özgürlük değil; bu bir saygısızlık, sorumsuzluktur, diye feryat ediyordu. Hatta bir programda; bu soyunan kadınlara sahip çıkanlar, bi tarafını gösteren kadınlara sahip çıkanlar acaba erkeklerin soyunmasına da sahip çıkacaklar mı? Erkekler de çıplak dolaşsın, erkekler de bi tarafını göstersin. O zaman aynı tepki gösterilebilecek mi, özgürlük var kardeşim denebilecek mi, diye soruyor ve sorduğu soruya yine kendisi “Hayır” şeklinde cevap veriyor, burada temel, kadın üzerinden toplumun yozlaştırılmasıdır, diyordu. (Bkz:https://www.youtube.com/shorts/AezVLDpWhyo)(https://www.youtube.com/shorts/AezVLDpWhyo

            Aradan çok zaman geçmeden, kadın çıplaklığını eleştirirken, kendimizi erkek çıplaklığına dair konuşmalar içerisinde bulduk. Peki, erkek ya da kadının, eskilerin deyimiyle "üryan" sayılmalarının ölçüsü nedir, bu konuda neyi-kimi referans alacağız? Bir Müslüman kız ya da erkek, hadi Müslüman da olmasın, Anadolu kültüründe, örfünde, kendi evlerinde bile olsa anne-babasının karşısında iç çamaşırıyla ya da benzeri bir kıyafetle oturabilir mi? Anne-babasının yanında hem de kendi evlerinde yani yabancıya kapalı ve mahrem bir çatı altında dahi giyemediği bir kıyafetle sokakta gezebilir mi? 

            Mâdem Müslüman bir toplumuz elbette önce Kuran’a, ehlisünnete bakmak icabeder. Elimde konuyla ilgili yeni yayımlanmış bir cep kitabı var. Müellifi, Ömer Faruk Müderrisoğlu olan kitabın adı: “Tesettür”. Şimdi kitaptan alıntılarla, önce yukarıdaki suallerimize cevap mahiyetinde açıklamalar yapalım sonra değerlendirmelerimize devam edelim. 

             Öncelikle; “Kadınların giysilerinin ve giyinme şekillerinin dinin emrettiği şekilde olması gerektiği gibi erkeklerin de giysilerinin ve giyinme şekillerinin de kendileri için şeriatımızın belirlediği için şartlarına uygun olması gerekir. ... Tesettür emrine riayet etmemek bireylerin ve toplumların müslüman toplum olma alametini ve manevi duruşunu da beraberinde alır götürür.” (s:27) “Tesettür, dinimizin müminlere farz bir emridir. Farziyetini kabul etmeyen, hafife alan veya alay eden İslam'ın muhkem bir emrini inkâr etmiş olur. Farziyetini kabul edip gereği ile ameli terk eden mümin olmakla birlikte büyük günah işleyen bir fâsıktır” denilmektedir. (s:25) 

“Tesettürün şartlarını ve mahiyetini herhangi özel veya tüzel bir kişi, moda evi, kıyafet firması veya herhangi bir kurum belirleyemez. Tesettür ilahi emirdir; mahiyetini de her şeyi yaratan Rabbimizin dini beyan etmektedir. ... Dini şartlara uymayan giysiler Allah Teâla katında tesettür için makbul değildir, reddedilmiştir. Bu tür giysileri giyenler "giyinmiş ama çıplaktırlar" nebevi sözünde beyan edildiği üzere örtülü ortalar bile şeriatın emrine uygun örtünmedikleri için makbul tesettürün hakikatine atıfla çıplaktırlar; çıplaklık vebalini işlemişler demektir.” (s:25) 

            Kadınlar, yaratılışlarındaki fiziki hasletlerin sebep olabileceği şehevi menfilikleri kabullenip çıplaklık üzerinden oluşacak fitne ve fesadın önünü kapamak için bedenlerini Allah Teâla’nın emrettiği gibi muhafaza etmelidir. Her bir kadın bu şekilde amel ederek hem kendilerini hem de toplumu korumakla mükelleftir. (s:14) 

Kadın veya erkek iffetinin ve şahsiyetinin muhafazası için konulan hükümlerden ayrılıp, bu hadleri/koruyucu sınırları aşmaya başladığında önce kendini, sonra Allah'ın istediği evinin ilahi vasfını ve hayırlı nesil yetiştirme fırsatını mahveder; sonrada ferdi ve toplumsal alanda Allah Teala'nın emrettiği manevi şahsiyetini ve toplum ahlakını sarsar. (s:15) 

D E V A M  E D E C E K 

Not: Sayfa numarası verilen bölümler, Ömer Faruk MÜDERRİSOĞLU’nun “TESETTÜR” adlı kitabından aktarılmıştır. Siyer-i Nebî Yayınları. Geniş bilgi için kitaba bakınız. 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
    1/20
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 05051524578 ( Menderes APAYDIN )