• BIST 5.005,30
  • Altın 1075.667
  • Dolar 18.6377
  • Euro 19.6256
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 6 °C

DÜNYA HALİ

Orhan ARSLAN
İNSANLAR   DEVLETLER   İNSANİ    DEĞERLERE  SAHİP   ÇIKMALIDIRLAR
İnsanoğlu insanca yaşamanın temelinin karşılıklı anlayıştan geçtiğini asırlar geçmesine rağmen öğrenememiş. Ne asırlar boyu mesafe kat ettiği ilim öğretmiş, ne de yıllarca yaşanan olayların tecrübesi... Bütün bu zaman içerisinde değişmeyen gerçek apaçık ortada durmaktadır. İnsana ait kişisel ve sosyal hayattaki eksiklikleri; çekememezlikten tutun, hazmedememeye kadar insanda var olan kusurlar... Acı olanı hala tazeliklerini koruyorlar... Gündemde olmaya devam ediyorlar.
İnsan olarak karşımızdaki insandan hoşlanmadığımız zaman yahut onu bir manada cezalandırmak istediğimiz zaman veya herhangi bir olayda bizim önümüze geçtiği zaman, onu harcamanın, ikinci plana atmanın yollarını arıyoruz.  İşte tam burada biz karşımızdaki insana karşı bir tavır sergileme ihtiyacını hissettiğimizde, insan olarak biz ne yapıyoruz. Önce içerimizden kızıyoruz. Lüzumsuz yere beynimizi işgal ediyor. Ruhumuz sıkılıyor. Bir manada o insana karşı bir zarar vermek düşüncesi beliriyor. O zarar verme düşüncesini hayata geçirip, geçirmeme konusunda içimizde uçurumlar oluşuyor. Bazen vazgeçiyoruz, bazen ise iş fiiliyata dökülüyor. Bunun arka planında yapılan hareketin doğru, ya da yanlış olduğuna dair bir değerlendirme, kimileri tarafından yapılmıyor. Sergilenen tavır karşımızdaki insana ne kadar zarar veriyor? Veya ne kadar hırpalıyor? Onu düşünmek bile istemiyoruz. Tek amacımız ondan önde olmak, sevmediğimiz bir davranışına karşı tepki koymak, kısacası çeşitli nedenlerden oluşan içimizdeki ona karşı birikmiş olan kini, çekememezliği, hazmedememeyi, bahane ederek ona karşı kötü davranışta bulunmaktır...  O eylem gerçekleştiği zaman, hedefe ulaşılmıştır... Artık rahatlayabilirsiniz. Karşınızdaki insanın uğradığı zarar, yıpranması önemli değildir. Aranızdaki ilişkilerin yok olması da önemli değildir. Önemli olan ben duygumun tatmin edilmesidir. İşte bu yukarıdan beri sıraladığım olumsuz davranışın oluşması ve eyleme dönüşmesi; Dinen yasaklanmış, insanlığa yakışmayan bir davranıştır.  Her açıdan toplumun temeline dinamit konulması kadar ağır bir suç olarak tanıtılmıştır.
 
İslam düşünürleri bunu bildikleri için insanın kalbini kırmamak gerektiğini hep vurgulamışlardır. Hatta insan kalbini kırmanın büyük günah olarak kabul edilmesi anlamında, açıklamalarda bulunmuşlardır. Kabe'ye giderek hac sevabı kazanan insanın, bir insanın kalbini kırarak kazandığı sevabını kaybetmesinden bahsetmişlerdir.
 
İnsan neslinin en önemli unsuru, insan olarak yaşamaktır. İnsanlığa has olan özelliklerle donatılmaktır. Bu ise kişinin davranışları ve tavırları ile kendini ortaya koyar. O nedenle hep insana özgü özellikler övgüyle bahsedilmiştir. Kusur işleyenlere karşı bile sevgi ile karşılık vermek İslam inancının önerdiği bir durumdur. Çünkü, insanların bir araya getirerek oluşturduğu toplumun rahat, huzur, emniyet ve adalet içerisinde hayatlarını devam ettirmeleri şarttır. Bu manada İslam inancının önerdiği şekilde hayatlarını düzenlemeleri gereklidir. Eğer kişi bunu beceremiyor ise; İslam inancından o kadar uzaktadır, anlamı ortaya çıkar. İsterse ibadet ehli birisi de olsa, yaptığı ibadetler yeteri kadar Hayatını düzenleyememiştir, anlamına gelir. Kısaca toplumda imrenilen, özeniler insan olması gerekir.
 
Bugün şu anlaşılmıştır ki, sosyal hayatın derinliklerinde İnsani tüm değerler yitirilmiştir.  Yaşanan olaylar, hadiseler, davranışlar, hareketler, tavırlar onların delilidir. İnsanlar için öncelikli olan konu, sadece kendi yararı, kendi rahatı, kendi geleceğidir. Kendi hayatının dışında yaşanan olaylar olumlu ya da olumsuz, onu pek ilgilendirmemektedir. Gelecek planlarında ise, daha iyi bir hayat, daha konforlu bir yaşam, her şeye sahip olmak, her şeyi kontrol altına almak, tek amaç ve düşünceleridir. Bu şahsi beklentiler, çoğu insanda toplumsal beklentilere dönüşmüştür. Bu amacı gerçekleştirmek için de karşı toplumların yakılması, yıkılması, yok olması onların pek umurunda değildir. Hatta bu gaye uğrunda kendilerine köle gibi hizmet edebilecek kadrolar oluşturmak için, çaba sarf ederler. Önemli olan kendi rahat ve huzurlarıdır. Kendilerinin dışındaki Dünya umurlarında değildir.
 
Yukarıda kişiler üzerinden hareket ederek verdiğimiz, örnekleri düşünürseniz. Aynı örnekler, Büyük topluluklar için de geçerlidir. Kısacası insanlık, tüm insani davranışlar hasrettir. Tüm iyi ve güzel davranışlara sırtını dönmüştür. Başkalarının çektiği acılar, rahatsızlıklar, yokluklar, diğerlerinin umurunda değildir. Varsa yoksa kendi toplumlarının refah seviyeleri, tüketim çılgınlıkları ve diğer ülkeler üzerindeki hakimiyet elde etme çabalarıdır. Hayat felsefeleri budur. Bunun için de her yolu denerler, yaparlar...
 
Egosu yüksek Devletler, Bu kadar vurdum duymaz bir anlayış içerisinde olan elinde güç bulunduran Dünyayı kendi evinin arka bahçesi gibi gören zihniyetlerdir. Ulusal anlamda güçlü devletlerin, birde kendilerini takip eden veya arkalarından gelen az gelişmiş, gelişmekte olan ülkelere çeşitli konularda dayatma yapma çabalarıdır. Örneğin insan hakları, adalet, eşitlik, bağımsızlık gibi. En büyük insan haklarını kendileri ihlal ederler, Dünya devletlerini sömürürler, köle edinirler. Kendilerinin dışındaki başkalarından diğer topluluklara saygılı olmalarını isterler. 
Dünyaya bakın ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız... 
 
İŞİN EN GARİP TARAFI, Güçlü devletlerin dayatmalarını anladık da kendilerine dayatılan, baskı altında tutulan ülkelerde yaşayan kimi insanların bunların çeşitli alanlarda yaptıkları dayatmalarına destek vermelerini ise; BİR TÜRLÜ ANLAYAMADIK... 
 
Güçlü her zaman haklıdır, mantığı doğru bir mantık değildir. İnsan olsun, Devlet olsun insanlığa hizmet eden tüm değerlere ne kadar saygı duyar ve yaşanabilir hale getirirler ise, işte o zaman Dünya daha mutlu, huzurlu, adil, özgür bir Dünya olur...
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05051524578 ( Menderes APAYDIN )