• BIST 83.243
  • Altın 149,216
  • Dolar 3,8261
  • Euro 4,1052
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -6 °C

Demirtaş'a soruşturma ve Cizre olayları!

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, "Dokunulmazlığının kaldırılması" talep edilen HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, hakkında dava açılması halinde 4 yıldan 19 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.
Demirtaş'a soruşturma ve Cizre olayları!

Demirtaş'a soruşturma ve Cizre olayları

 

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, "Dokunulmazlığının kaldırılması" talep edilen HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, hakkında dava açılması halinde 4 yıldan 19 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak. Demirtaş'a soruşturma açılması ve Cizre'de yaşanan olayları Avukat Adem Yıldırım'a sorduk. Yıldırım, Demirtaş’ın geçen yıl 6-7 Ekimde olan olaylar karşısındaki tutumunu görmek gerektiğini ifade etti. İşte o açıklamalar...

 

-Selahattin Demirtaş hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafınsan yürütülen soruşturmada, dokunulmazlığının kaldırılması talep edildi. Demirtaş hakkında dava açılması halinde hakkında 19 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanabilir. Genel itibariyle Demirtaş’ın son günlerde yaptığı açıklamaları ve çıkışlarını nasıl yorumluyorsunuz?

“Bin düşünüp bir konuşmalı”

Demirtaşın açıklamasıyla bu durumu değerlendirmek eksik kalır. Bunu değerlendirebilmemiz için Demirtaş’ın geçen yıl 6-7 Ekimde olan olaylar karşısındaki tutumunu görmemiz lazım. Ayrıca Kobani olaylarında özellikle Doğu ve Güneydoğu halkını kışkırtması ve 50’nin üzerindeki insanın ölmesi maalesef Demirtaş’ın sorumluluğudur. Bu soruşturmanın o gün orada başlaması gerekiyordu. Tabi Demirtaş şov yapmaya başladı. Bu olaylardan hemen sonra, “80milletvekili ile dokunulmazlığımızı kaldırın” diyerek meclise dilekçe vermek, bunlar işin şov kısmı. O zaman yarın gitsin yeniden benim hakkımdaki soruşturmayı kaldırın diye başvuru yapsın meclise. Yani şov yapmak, toplumu galeyana getirme dönemi değildir. 

"Demirtaş hiç düşünmeden ve bilmeden konuşuyor" 

Siyasilerin sorumlu davranması gereken bir dönemdeyiz, her zaman sorumlu davranmaları gerekir ama bu dönem oldukça hassas bir dönem ve sorumluluğu hat safhada tutmak gerekir. Bin düşünüp bir konuşmalı ama Demirtaş hiç düşünmeden ve bilmeden konuşuyor, yalan üzerine siyaset ürettiği için toplum karşı karşıya geliyor. 

Buna yasaların izin vermemesi gerekir olayı 80 vekili olan bir partinin genel başkanı olarak değerlendirmemek gerekir. Olayı, terörü kim, nasıl, ne şekilde destekliyor bu açıdan bakıp değerlendirmek gerekir. Bu açıklamaları Demirtaş değil de farklı bir siyasetçi ya da bir vatandaş yapmış olsaydı bu soruşturmalar açılır mıydı ona bakmak lazım. 

Demirtaş’a yönelik bir hamle olmadığını, tamamen konusu suç teşkil eden açıklamalar eylemler yapan birisi olması sebebiyle böyle bir soruşturma başlatıldı diye düşünüyorum. Kobani olaylarından hala ders çıkarmamış bir HDP genel başkanından bahsediyoruz. 1yıl önce 50’nin üzerinde kişinin, Yasin Börü gibi 16 yaşında gencecik, pırıl pırıl bir gencin vahşice ölümüne sebep olan ve bunun ateşini fitilleyen bir siyasetçiden bahsediyoruz.

Bugün yine Cizre olaylarıyla karşımıza çıktı. Orada İçişleri Bakanlığı tarafından bir önlem alınmış hala, “ben hukukçuyum, insanların seyahat hürriyeti var” diyor. Tabii ki insanların seyahat hürriyeti var ama o bölgeyle ilgili bir yasal düzenleme oluşmuş hukuka uyacaksın. İnsanları yanlış düşüncelere saptırmaya çalışarak yalan üzerinden siyaset üretmeyeceksin. Sonuçta sen kendini daha güçlü göremezsin ama orada devlet gücünü göstermiştir, “o bölgeye geçemezsin” demiştir ve bölgeye almamıştır. Bir kere sen neden Cizre’ye gitmek istiyorsun, gayen nedir? Cizre’de insanlar ölüyor, neden öldüğünü biliyoruz. 8 tane vatandaş PKK tarafından öldürüldü. Fırından ekmek verilmiyor, diyorlar. Yine bunlar vermiyor… 


"Sokağa çıkma yasağının tek sebebi oradaki halkın can güvenliğini sağlamak"

Peki, neden başka yerde değil de Cizre’de bu tür önlemler alınıyor? Çünkü Cizre maalesef PKK’nın şehir yapılanması dediğimiz KCK’nın üstü konumunda ve kendilerince oluşturdukları bir yargı sistemi ve mahkeme olduğunu düşündükleri bir üst. Yine KCK’nın koordinasyon sağlamış olduğu karargâh merkezi orası. Aynı şekilde PKK’nın terör faaliyetlerinin, YPG bölge komutanlığı diye tabir ettikleri yapının merkezi halinde. Burası PKK’nın mühimmat deposu haline de getirilmiş ve devlet bunu tespit ediyor, gerek depoyu yok etme, gerek yapılanmanın faaliyetlerini ortadan kaldırmaya yönelik operasyonlar yapıyor ve sokağa çıkma yasağı ilan ediyor. 

Sokağa çıkma yasağının tek sebebi oradaki halkın can güvenliğini sağlamak, oradaki halkı esir almak değil. Ama bunu sorumlu davranması gereken bir siyasi parti genel başkanı orada sanki farklı olaylar oluyormuş gibi değerlendiriyor. Bir kere sen Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir milletvekilisin aynı zamanda sorumlu davranması gereken bir siyasi partinin de eş genel başkanısın. Bu sorumlu tavrı sergilemediği ve yasalara da aykırı davranışlarda bulunduğu için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı başlatmıştır.


"Bu tür ifadelerin siyasi literatürde yeri yoktur"

Soruşturma; "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını alenen aşağılamak", "suç işlemeye alenen tahrik etmek", "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından başlatılmıştır. Aslında, toplumun huzur ve sükununu bozmaya yönelik eylemleri de var ve halk arasında korku ve panik yaratacak şekilde tehdit var. “Evinizi, iş yerinizi, partinizi, binanızı, yakarak saldırmaya gelenleri, anasından doğmaya pişman etme hakkınız da vardır” diyerek açıkça insanları toplumu ikiye bölen bir tavır sergilemiş oluyor ve böyle bir açıklama asla kabul edilemez. 

Bunun ne siyasi literatürde yeri olabilir, ne hukuki literatürde yeri olabilir. Başka zamanda yapılan eylemleri “hak arama” olarak niteleyeceksin, yapılan her türlü Vandallığı savunacaksın, Doğu ve Güneydoğu’da devletin vatandaşa yol yapmak için götürdüğü araçların yakılmasını eleştirmeyeceksin ama şehitler için yapılan eylemlerde, “gelenleri anasından doğduğuna pişman edin” diyeceksin. Bu tür ifadelerin siyasi literatürde yeri yoktur ancak kavga doğurur. Öncelikle buna sebebiyet verilen kişi hakkında, ismine, statüsüne bakılmadan gereken hukuki işlemlerin yapılması gerektiğini ve bununla ilgili biran önce meclisin toplanıp dokunulmazlığın kaldırılmasını sağlayarak gereken yasal işlemlerin yapılması gerektiği kanaatindeyim.


"Türkü Kürdü et ve tırnak gibi kabul edelim"

Öte yandan, artık itidal çağrısı yapılması gerekiyor. Buna herkesin ortak olması ve toplumu kucaklayıcı açıklamalar yapması gerekir. Çünkü biz biliyoruz ki bu memlekette yaşayan herkes kardeştir, kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur. Dolayısıyla bu insanları bölmek için gayret eden insanların da önüne yasal set çekilmesi gerekir. Bunu yapabilecek yargı organlarımız vardır. Bu kavgaların ve kışkırtmaların kazananı olmaz, kazanan ancak bizi bölmeye çalışanlar olur. Ölenler için ağıtlarda sadece Türkçe yakılmıyor. Hep birlikte kardeşçe yaşayalım ve Türkü Kürdü et ve tırnak gibi kabul edelim. Doğu ve Güneydoğudaki kardeşlerim de Demirtaş’ın şımarık çıkışlarına pirim vermez diye düşünüyorum ve tüm siyasileri sorumlu olmaya davet ediyorum. 

 

Sinem Sena AYDIN/HUKUK AJANSI

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖZEL İÇERİK
  • Özel İçerik
1/20
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78