• BIST 97.859
  • Altın 145,775
  • Dolar 3,5783
  • Euro 3,9984
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 21 °C

DARBENİN YALIN TÜRKÇE HALİ

Muhammed ENİS

DARBENİN YALIN TÜRKÇE HALİ

            Sümüklü vaiz efendinin taraftarları - ki ben onlara Fetöristler diyorum- bu ülkede tarihimizde olmayan bir aşağılık darbe girişimi yaptılar. Her delikten giren bu yılanlar, bu kez memleketi topyekûn almak istediler. Kumpas kurdular ama kumpaslarını yüce Rabbimiz tepelerine geçirdi. Hamd olsun.

            Darbe savuşturulunca beraberinde bir çok anı, bir çok travma ve bir çok tartışma da bıraktı. Açık ve net, bu darbeyi hayatı için hiçbir hesabı olmayan, kariyer planlaması yapmayan, bağlı olduğu şeyhinden ya da müdüründen işaret beklemeyen, cumhurbaşkanını hasbî olarak seven tertemiz samimi insanlar önledi. Burası çok önemli. Zira hesap kitap yapan, ikinci gün meydanlara kendini atıp, bol bol özçekim yapanlara kalsaydı işimiz, mahvolmuştuk.

Biraz daha açayım.

Sümüklü vatan hainini, adam zanneden öğrencilerim oldu elbette. Bunlardan birisi -ki sınıfın en zeki öğrencisi idi- defalarca konuşmama rağmen bir türlü ikna olmamıştı. Bir yıl boyunca derslerine girdiğim bu öğrenci, okulun son günü geldi ve dedi ki: “Hocam, ben artık anladım, bu paralelcilerden vazgeçiyorum. Allah sizden razı olsun.” Bu öğrencim üniversiteyi kazanıp başka bir ile gittiğinde peşini bırakmamışlar. Sümüklü sapığın adamları olduğu için olsa gerek, sümük gibi yapışıyorlar malum. Ama Allah’a hamd olsun öğrencim kesin olarak dönüş yaptı.

Darbe girişimi sonrasında bu öğrencim ziyaretime geldi. “Hocam tam da darbe gecesi riya olmasın saati kurdum teheccüde kalkacaktım. 1 buçukta kalktım, ezan sesi duydum. Tabii şaşırdım. Yan odadaki abiye baktım Fetih Suresi okuyor. Hayırdır abi dediğimde: ‘darbe oldu Fetih Suresi okuyorum” demiş. Hocam bende sabaha kadar dua ettim” diyor.

Dedim ki ona: “Darbe, Fetih Suresi okumakla veya dua etmekle değil, meydanlara koşmakla savuşturuldu, keşke sende meydanlara koşsaydın.” Bu öğrencim, paralelcilerden ayrıldı şimdi bilmem ne cemaatinin bilmem ne kolunun bir öğrenci evinde kalıyormuş.

Şimdi mesele tam da bu.

Darbe günü meydanlara koşmak yerine bankamatiklere koşanlar, hocalarından talimat beklerken sabahlayanlar, hiçbir şey olmamış gibi yapanlar, aman ha kaosa izin vermeyin diyenler yanlış yaptı. Şehid olanlara bir bakın masum, tertemiz ve çoğunlukla fakir Anadolu çocukları. İşte bunu her düşündüğümde canım sok sıkılıyor. Nedeni şu: Bu şehid olan gariban tertemiz Anadolu arslanları, devlette bir göreve talip olsalar, kırk dereden su getirtir, ağzıyla kuş tutması istenirdi. Sonra da gözünün üstünde kaşın var diye görev verilmezdi Ama o darbeyi evinde dua ederek savuşturacağını zanneden bilmem ne vakfının, bilmem ne derneğinin elemanları paraşütle devlet kadrolarına yerleştirildi. Maalesef ülkemizde uzun zamandır devlet kadrolarına geçişin ön şartı ehliyet ve liyakat yerine vakıflara derneklere yakınlık esas oldu.

Din-i Mübin-i İslam’ı yüceltmek üzere hizmet eden cemaate, tarikata ve dergâha asla karşı değiliz. İslam’ın sancaktarlığını yüzyıllardın yaptıklarında hiç kuşkumuz yok. Ancak bugün adeta merdiven altı üretime dönüşen ve makam ve mevki peşinde koşarak devlette kadrolaşmayı marifet zanneden ve dolayısıyla asıl gayelerinden uzaklaşarak dünyevileşen cemaatlerin de kendini sorgulaması lazım. Öbür taraftan devlet yöneticilerinin, liyakatine bakmaksızın sırf aidiyeti dolayısıyla hiçbir kimseye bir görev vermemesi icap eder. Eğer verirseniz o kişi devletin adamı değil, şucuları bucuların adamı olacaktır.

Evet, 4 yıldır yazılarımda bas bas bağırıyorum. Devletin temeli adalet, yönetimin temeli liyakattir. “İşi ehline vermeyince kıyameti bekleyin” buyuruyor efendimiz. 15 Temmuz kıyamet değil miydi?

Buradan ilan ediyorum.

Daha düne kadar paralelin gücünden istifade edenler, onlarla kol kola gezenler, paralelin okullarına, derneklerine ve dershanelerine öğrencileri yönlendirenler hatta gitmeyenlere baskı yapanlar bugün paralel düşmanı imiş gibi davranıyorlar.

Parti teşkilatlarındaki örgüt üyeleri henüz deşifre edilmedi.

Bürokrasideki örgüt mensuplarına dokunulmadı bile.

23 bin öğretmen görevden uzaklaştırıldı. Bu kolaydır, ama o öğretmenlerin üstündekiler kimler?

Kanalizasyona bile sızan bu alçaklar bakanlık bürokrasisine sızmamış mı?

Örgüt üyelerine dokunmakta yetmez. Örgüt üyelerine referans olan her kimse -ister partiden olsun, ister hışmınız olsun, ister kayınçonuz olsun- onlarda görevlerinden uzaklaştırılmalıdır.

Şu işe bakar mısınız, daha yeni birkaç ay önce iki tane ilçeye milli eğitim müdürü atıyorlar şimdi ikisi de görevden el çektiriliyor. Neden? Birisinin kendisi paralel, diğerinin karısı örgütte kıdemli abla! Ulan memlekette adam kalmamış, bu iki insanı bulmuşlar! Ee onlarda paralelle bağlantılı çıkmış. Kesinlikle şu yapılmalı: bu adamlara kim referans oldu? Partiden falanca; ilişiğini kes gitsin. Sendikadan falanca; görevden al gitsin. Milli eğitimde falanca; görevine son ver gitsin. Kokmayın memleket batmaz. Asıl memleket bu adamlar yüzünden batıyordu.

15 Temmuzda bile çocuğunu onların okullarına gönderen sendika başkanı hala görevde değil mi?

Biz Cuma namazına giderken ormana doğru giden tipler vardı bir zamanlar. O cumasızlar, ilk önce imam oldular şimdi devlet kadrolarında yönetici oldular. Aynı şekilde FETÖ’nün kurumlarından beri durmayanlar bugün FETÖ mücadelesinde en saftalar. Yemezler koçum!

Evet, fetöristlerin kamudan temizlenmesi noktasında özellikle üst düzey bürokraside yavaş davranılıyor. Sebebi belli. Sıranın kendilerine gelmesinden ya da baldızlarına ulaşmasından belki de sülale boyu görevden el çektirileceklerinden korkuyorlar.

            Bu hainlerle mücadele edecek insanın bu ihanet şebekesi ile doğrudan ve dolaylı olarak hiçbir şekilde bağlantısının olmaması gerekir. Kızı, gelini, damadı, oğlu ya da karısı paralel olan bir adam fetöristlerle nasıl mücadele edebilir? Bir örnek var çok ilginç: Adamın çocukları Amerika’dan Türkiye’ye gelemiyor, aile boyu FETÖ’cüler ama kendisi bir dernek vasıtasıyla siyasilere ve il bürokrasisine hükmediyor. Kimse de “ya arkadaş bu adam aile boyu batakta bir tek kendisi nasıl doğru olabilir” diye sormuyor. Hakikaten doğru olsa bile, tertemiz insanlar var iken bunlara nasıl sıra geliyor?

Son bir örnekle noktalayalım. 2013 Yabancı dil sınavında kopya çekildiğini bir paralel nadim itiraf etti. Peki ÖSYM ne işlem yaptı? Hiçbir şey!!! Olmaz arkadaş! 2013 ve hatta tüm dil sınavları şaibelidir. 2013’te kopya çekenlerin doktorası bitmez üzere ey ÖSYM! Uyuyor musun?

Uyuyanların uykudan uyandırılması lazım. Nasıl mı? Görevden uzaklaştırıldıklarında gözlerini ovuşturduklarını görürsünüz.

twitter.com/ontolojik

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
  • Özel İçerik
1/20
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78