• BIST 2.864,25
  • Altın 1037.93
  • Dolar 17.9109
  • Euro 18.3776
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 25 °C

Cadı Avından Kadın Haklarına

Orhan ARSLAN

CADI    AVINDAN   KADIN   HAKLARINA

Orta Çağ Avrupa’sının karanlık zamanlarında kadınlara nasıl davrandıklarını Yeryüzünde bilmeyen yoktur. Kendilerinin şeytanlarla ilintisi olduğuna inanılan kadınlar diri, diri yakılmaktan, ölümün her türlüsü ile cezalandırılmaya kadar, vahşetin her çeşidiyle cezalandırılmışlardır. O dönem Avrupa Ülkelerinin şehir nüfuslarının binlerle ifade edildiği düşünülecek olursa kendisine Cadı adı verilerek cezalandırılan kadın sayısı rakamları oldukça ürkütücüdür. Kimi tarihçilere göre bu rakam iki yüz binlere dayandırılmaktadır.

 
Avrupa kadına karşı olan bu acımasız tutumunu devam ettirirken hemen yanı başında İspanya’da Endülüs İslam devletinde kadının konumu ortadadır. Kadına karşı bu kadar acımasız davranışlarda bulunan Batı Medeniyetinin, Bugün kadın haklarının en büyük savunucusu gibi görünmesi, belki de Tarihinde olan bu yanlış davranışlardan duyduğu rahatsızlığı giderme anlamını da taşıyor olabilir. Bugün kadın haklarında çok ileride olduğunu iddia eden Batının kadın haklarından ne anladığı da çok önemlidir. ABD, Kızılderilileri yok ederken, zencileri yakın tarihe kadar insan saymaz iken, kadın haklarından mı söz edecek?

Sanayi devriminden sonra çalışma hayatının çarkları arasında ezilmeye başlayan bir süreç başlamıştır. ABD’ de O, yıllarda çalışma hayatında kadınlara nasıl zulüm yapıldığı belgelenmiştir. Çalışan insanların eylemlerinde kadın eylemcilerde öldürülmüştür. Nihayetinde sıkıntı büyüyünce, kadın hakları savunucuları sahnede yerini almaya başlamıştır.


 
Son dönemlerde kadının ne kadar hayatın içerisinde olduğu gerçeği de ortadadır. En fazla kullanıldıkları sahalarda kadınlara tanınan ayrıcalıklar ne kadar tatmin edicidir, o da ayrı bir tartışma konusudur.

Sosyal hayatın dengesizlikleri de eklenince kadına şiddet diye bir olgu ile karşılaşılmıştır. Onların hayat tarzını örnek alamaya çalışan ülkelerde, aynen kadına şiddet zirve yapmaktadır.

O dönemlerde Avrupa’da bunlar yaşanırken, Osmanlı döneminde kadına verilen önemi belirten eserleri okuduğumuzda Avrupa ile aralarında ne kadar fark olduğunu görebiliyoruz. Hatta ikinci Dünya savaşında en son kadına ve çocuklara yönelik şiddetin ne boyutlarda olduğunu biliyoruz. Almanya savaşı kaybetme konumunda iken, cephelerde savaşarak yenilgiyi tadarken savaşabilecek tüm erkekler, bizzat cephededirler. Alman sivil şehirlerinde kalan erkekler savaşabilecek durumda olmayan yaşlılar ve çocuklarla en önemlisi nüfusun çoğunluğunu oluşturan kadınlardır. Özellikle İngiltere artık Alman şehirleri cephe gerisi olmasına, çoğunluğunu da kadın ve çocuklar oluşturmasına rağmen; günlerce, tonlarla ifade edilen bombalar atarak, çoğunluğu kadınlardan oluşan sivilleri katletmişlerdir. Bu yaşanan olaylar daha 1945 de olmuştur. Öyle ki düşen Almanya’nın en son kalesi olan Berlin şehrini günlerce koruma görevini yaşları 65 yaşın üzerinde olan yaşlılarla, yaşları en fazla 13 olan çocuklar üstlenmiştir. İşte kadın haklarından bahseden Batılı devletlerin yakın zamanda kadına karşı yaptıkları en büyük katliam boyutundaki öldürme işlemleri yakın Tarihin derinliklerinde tazeliğini korumaktadır.

Bosna savaşında yaşanan gerçekler, yakın tarihin delilleridir.

Oysa Osmanlıda İstanbul, valide sultanlar şehri olarak anılır. Çünkü, şehre imzasını atan eserlerin yapımını valide sultanların üzerine aldığını görmekteyiz. Daha birçok hayır işlerinde adları öne çıkmaktadır. O nedenle valide sultanlar şehri olarak adlandırılır.

Kadın hakları konusunda Batıdan fazla bir beklentimiz yoktur. Çünkü onların insan hakları konusundaki iki yüzlülüklerini de biliyoruz. En son Cezayir’de yapılan Fransız katliamını senelerce inkar etmelerine karşılık, son dönemde Cezayir’i ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı kabul etmek zorunda kalarak, Bu Ülke halkından özür dilemiştir. Balkan ülkelerinin senelerce kendilerini insan gibi idare eden Osmanlı ve onun tebasına karşı yaptıkları zulüm, bugün hala vicdanları sızlatmaktadır. Son dönemlerde bu alanda yapılan çalışmalar acı gerçekleri ortaya çıkarmaktadır.


 
Sicilleri bu kadar bozuk olan Batı dünyasının zorlama yöntemlerle bizim Ülkemizde yapmak istedikleri her iyi niyetli girişimlere bile şüphe ile bakmak zorunda kalıyoruz. İnsanlık sicilleri bu kadar bozuk olan birilerine nasıl iyi niyetle bakabiliriz. Hele yapmak istedikleri şeyleri dayatarak yapmak istiyorlarsa, onlara dikkat etmek gerekir.

İşte Batı kültürünün baskısını, ağırlığını hisseden sosyal hayatımızda, kadına karşı yapılan olumsuz davranışlar öne çıkmaktadır. Çünkü, bu kültürün bize vereceği bir olumlu durum yoktur. Ana ilkesi, yok et, yıprat, köle et, mantığı olan bir medeniyet tasavvurunun kadın haklarından söz etmesi, söz konusu olamaz…

Son örnekleri, mültecilere karşı yaptıkları olumsuz davranışlar gün ışığı gibi ortadadır Kadınlar ve çocuklar ölüme terk edilmektedir.

Bu konuda Batı hep sınıfta kalmıştır… Bize asla örnek olamaz…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05051524578 ( Menderes APAYDIN )