• BIST 96.861
  • Altın 238,344
  • Dolar 5,8057
  • Euro 6,5299
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

BİLİM ADINA YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN YANLIŞ TARTIŞMALAR

Orhan ARSLAN

BİLİM      ADINA    YAPILDIĞI    İDDİA  EDİLEN   YANLIŞ  TARTIŞMALAR

Diyanetin bilim adamı ile; yaptığı tartışmaların değerlendirilmesi...
Ülkemizde son dönemlerde özellikle okumuş, yazmış geçinen, kariyer sahibi olan veya olduğunu iddia eden, insanlarda; yeni bir hastalık gelişti. Ben her şeyi bilirim, Doğru sadece benim, Benim söylediklerim mutlak doğrudur. Benim dışımda bu konuda düşünenlerin düşünceleri yanlıştır…
 
Dostlar böyle bir mantık olabilir mi? Eskiden medrese usulü tahsil yapılan yerlerde veya günümüzde İslami İlimler tahsil eden insanlar bilirler ki; her İslami ilimin hangisini öğrenmeye çalışırsanız önce o, ilim dalı ile, ilgili; size usul dersi öğretirler. Aynen Musikide de; bu usul vardır. Bugünün bu alanda ilim sahibi olan insanlarının en büyük eksiği budur. Usulü bilmiyorlar. Bilenler sözümüzün muhatabı değildir.
 
Unutmamak gerekir. İnsanoğlu her şeyi bilemez. Ona zaten gücü de yetmez. Herhangi bir alanda bilgi sahibi olan bir insan, ister kariyer sahibi olsun, isterse kendini o, alanda yetiştiren birisi olsun. Sadece yeteri kadar bilgiye sahip olduğunu, iddia ettiği sahasında; bazı doğruları biliyor demektir. Bazı doğruları dedim. Her şeyi değil... 
Hele bilgi sahibi olduğu, uzmanlaştığı sahanın dışında fazlaca bilgi sahibi değildir. Hatta bazı konularda hiçbir şey bilmez, o konunun yabancısı bile olabilir. Böyle olmak o insanın cahil olduğu, bilgisiz olduğu anlamına gelmez. Çünkü alanı dışında bir konudur. Amma, kendi söz sahibi olduğu alanda da yeteri kadar bilgi sahibi olsa bile; O, insanın başka alanlarda da ben yeteri kadar bilgi sahibiyim, diye ortaya çıkmasını gerektirmez. Yahut benim kariyerim var, ben bu konunun uzmanı olmasam da benin dediğim doğrudur, demek. O konuda hüküm verecek kadar kesin konuşmak, tamamen yanlış bir davranıştır. Böyle davrananlara; EDEB YA HU ... Demek gerekir. Eğer anlamını biliyorsa…
Neden derseniz? Herhangi bir ilmi sahada çalışma yapan kardeşimiz, O, sahada çalışmaya başladığı andan itibaren, belirli bir yola girmektedir. Çoğu zaman, gideceği rotayı; içerisine girdiği ortam belirler. Yani siz , o kunda yola çıkmış iken; yolun orta yerinde durup; ben şöyle yapmak istiyorum, diyemezsiniz...
Üstelik aynı bilim dalında çalışan, sizin gibi; yol arkadaşlarınız vardır. Onlarda, aynı süreçten geçmektedirler. Aynı bilim dalının ayrıntılarına sahip olmaktadırlar. O, süreç sonunda, sizinle aynı bilgilere sahip olarak, yolun sonuna gelirler. Burada insanları ayrıştıran unsurlar ise; zeka seviyesi, kavrama yeteneği, becerisi, çalışma alışkanlığı ve gayretidir. Şimdi bu yolculuğun başında aynı şartlarda; üç aşağı, beş yukarı yola başlayan dostların; yolun sonunda farklı düşünceler, barındırması; ilginçtir.
Daha anlaşılır bir örnekle; Siz, O yola başladığınız zaman; amaçlanan belirli bir hedef vardır. O, YOLUN YOLCULARI, AMAÇLANAN BELİRLİ HEDEFE ULAŞMAK İÇİN; YOLA KOYULURLAR. EĞER YOLUN SONUNDA; SİZ ONLARDAN FARKLI DÜŞÜNCEDE İSENİZ; O, ZAMAN YUKARIDA SIRALADIĞIMIZ ÖZELLİKLERİNİZİN, DİĞER İNSANLARA GÖRE; ÇOK DAHA ÜZERİNDE OLMASI GEREKİR. ÖRNEĞİN ÇOK ZEKİ OLABİLİRSİNİZ...
Böyle olmanız; sizin dışınızdaki tüm insanları; yok sayma üstünlüğünü size vermez. Siz, kendinizde olmayan bir gücü, kendinizde var kabul ederek; kendinizi, kutsallaştırdığınızın farkında mısınız?
Ancak, bu özelliğiniz, arkadaşlarınızdan farklı düşünmeye yetmiyor ise; sizin öne çıkmak gibi; bazı insanlarda olan psikolojik saplantılarınız var demektir. DİKKAT ETMEK GEREKİR. Bir ürün fabrika standartlarının, dışına çıkmış ise; bu hatalı ürün kimin eseridir?
 
Bugün, gelişen toplum hayatı, sosyal hayattaki karmaşıklıklar, ilmi çalışmaların alanlarının genişlemesi, yan ana bilim dallarının çoğalması v.s. göstermektedir ki, daha bilgi sahibi olacağımız çooook konu vardır... Bütün bunların içerisinde insan varsa işte o, zaman araştıracağımız veya bilgi edineceğimiz konu daha da çoğalmaktadır. Çünkü insan, eşrefi mahlukattır... 
Kendi içerisinde incelenmesi gereken, dış dünyaya olan irtibatının irdelenmesi ve onun dış dünyaya karşı etki ve tepkilerinin belirlenmesi, konuları dışında; KOSKOCA ve bizim henüz yeteri kadar bilgi sahibi olamadığımız bir iç dünyası vardır. Sahi, insan iç dünyası; başka insanların iç dünyaları ile ne kadar örtüşür?
 
İşte ilim sahibi veya bilgi sahibi olmak çok zordur. Bugünkü kariyer ölçeğini isimlerinizin önüne koymanız, sıfatlarınızı değişik kavramlarla ifade etmeniz, size; ne kadar bir çok konuda yeteri kadar bilgi sahibisiniz? O, konuda söz söyleme hakkı  bana aittir? deme yetkisini ve kapasitesini verdirir? Önce, bence bunu bir sorgulamanız gerekir. Söylediğiniz, yahut konuştuğunuz alan dışındaki hükümleriniz de ne kadar isabetli yorumlarınız vardır?
 
Kısacası kendi dünyanızın dışın da da; kocaman bir dünya vardır. Aynı zamanda sizin de bir insan olduğunuzu ve bir insanın içerisinde bulunan bütün özellikleri taşıdığınızı düşünürsek yaptığınız davranışları, etki ve tepki boyutunda belki değerlendirebiliriz. Amma kaleme aldığınız değerlendirmelerinize, sunumlarınıza insanlıktan kaynaklanan zaaflarınızı, eklerseniz; işte, o zaman yaptığınız değerlendirmeler kişisel olur. O mantıkla yapılan çalışma ve değerlendirme bilimsel olmaktan dışarı çıkar… 

Yanlışlara, yanlış hükümlere yol açmış olursunuz…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78