• BIST 110.248
  • Altın 155,354
  • Dolar 3,8262
  • Euro 4,5259
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 6 °C

BİD’AT İBADETLER

Bekir ÇÖL

İslam dinin de ibadet, Kur’an da ve sünnette en ince noktasına kadar anlatılmıştır. Kısaca, Namaz, Hac, Zekât, Oruç, Kurban İslam’ın temel ibadetleridir. Bunların dışında ibadet diye uydurulan her şey Bid’attır. İbadetlerin kabul olması için Kitaba ve Peygamberimizin uygulamalarına uygun olması lazımdır. İyi niyetle de olsa, Allah’ı zikrediyoruz diye sallanmak, kendinden geçmek, öne arkaya kafa sallamak, Sema yapmak vesaire Bid’attır, İslam dininin ibadetleri ile bir alakası yoktur. Sonradan gelenlerin, başka din ve adetlerden getirdikleri uydurmalardır.

   Tasavvuf ve tarikat yoluyla sayısız hataya düşen bu hurafe severler, Zühd ve takva adına emsali görülmedik Bidatler ihdas etmişlerdir. Aynen Yahudi ve Hıristiyanlar gibi Alla’ın kanunlarına uymaz, onların egemenliği için hiçbir gayretleri olmaz, sonra da kalkar Allah’a muhabbet iddia ederler.

   Bakar mısınız sapkınlığın derecesine: Sözde Rablerine yakınlaşmak maksadıyla aynen Hıristiyanların yaptığı gibi, Müteşabih ayetlere yahut ta doğru mudur, eğrimidir bakmadan bazı veli zannedilen insanların sözlerine itibar ettiler. Tabi ki, sözlerini kabul ettikleri şeyhlerini kendilerine hüccet kabul ederler. Daha da ileri giderek bu şeyhlerin sözlerini kanun yerine koyarlar.

   Hayatlarını böyle yanılmaz kabul ettikleri, şeyhlerinin sözlerine göre yaşıyor ve onları kendilerine Rab ediniyorlar. Aynen Hıristiyan Ruhbanların durumuna benziyor, bunların durumları. Onlar da, Hıristiyanların İsa (a.s.) da gördükleri yetkileri kendi şeyhlerinde görmeye başlıyorlar. Hatta Allah’ü Teâlâ’nın bir kısım yetkileri şeyhlerine verdiğini sanıyorlar ve bu inançlarını da şiddetle savunuyorlar. Böylece Hıristiyan telakkilerini benimsemiş ve müşriklik sıfatını kazanmış oluyorlar. (İbn Teymiye, Kulluk Risalesi. S. 9091)

  Peygamber Efendimiz buyurdu ki, “Kim, dinde olmayan bir iş işlerse, reddedilmiştir, kabul edilmez.” (Buhari, Müslim, İbn Mace ve Ahmed b. Hambel.)

  Yine Peygamber Efendimiz buyurdu: “En güzel söz, Allah’ın sözüdür. En güzel yol, Muhammed’in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan çıkmış Bidatlerdir ve her Bid’at bir sapıklıktır. (Müslim, Ebu Davud, Nesai, İbn Mace, Darimi)

  İnsanların ihdas ettikleri ve kendilerinden ortaya koydukları şeyler, onları hidayete ulaştırmaz. Asıl olan Kur’an-ı Kerimin getirdiği ve Hazreti Peygamberin davet ettikleridir. İnsanlar arasında tefrika ortaya çıktığı devreye kadar, Hazreti Peygamberin, Ashabının yapmakta devam edegeldikleri şeylerdir. Bundan başkası ile amel edenler, Bidat çiler ve kendiliklerinden amel ihdas edicilerdir. (İmam Ebu Hanife, “Elvasıyye” s. 79)

   Yazımıza İbn. Teymiye ile başladık, onunla devam edelim inşallah: İslam bilginleri, meşru duaları zikretmişler ve bid’at dualara iltifat etmemişlerdir. Bid2at olan dualar üç şekilde yapılmaktadır.

1-    “Ey Efendim! Bana yardım et!”, “Sana sığınıyor, senden yardım istiyorum.”, “Düşmanlarıma karşı bana yardım et!.” Gibi sözlerle ölü yada gaip, Allah’tan başka bir kimseden istemek veya dua etmek. Kendisinden istenilen kişi ister Peygamber, ister Salih bir kimse, isterse de başka birisi olsun. Bu şekilde ki dualar Allah’a şirk koşmaktır. Böylesi yaratılmış olanlardan yardım isteyen kişinin hacetinin tamamını ve ya bir kısmını şeytan bazan yerine getirebilir ve kişinin medet beklediği kişinin medet beklediği zatın kılığında ona görünür; o kimse de bunu, yardım istediği (İstiğase de bulunduğu) şahsın kerameti zanneder. Halbuki o, Allah’a şirk koştuğu için kendisine musallat olan ve sapıklığa düşüren şeytandır. Şeytan bazan putların ve sara tutanların içinden de seslenir. Böylesi olaylar, eskiden de, günümüzde de çok meydana gelmiştir.

 

Daha kötüsü ise, Ölünün kabrine secde etmek, kabre doğru dönerek namaz kılmak ve bu namazı kıbleye doğru yönelerek kılınan namazdan daha faziletli kabul etmek. Hatta bazısı der ki, “ Burası Havassın kıblesidir. Kabe ise Avamın!”

Bundan daha beteri vardır ki, ölünün kabrini ziyaret maksadıyla yolculuk yapmayı, Hac türünden bir ibadet saymaları, hatta, “Kabre birkaç kere gitmek, bir hac yapmaya denktir” demeleridir. Bunların aşırıları şöyle der: “Orayı bir kere ziyaret, Kabe’yi birkaç defa ziyaretten efdaldır. Daha buna benzer bir çok şeyler söylerler. Bu kabir sabini Allah’a eş tutmaktır, şirktir. Bir çok kimse de ne yazık ki bu tür şirklere düşmektedir.   

2-    Meşru olmayan duaların ikincisi: Peygamber veya Salihlerden ölmüş veya gaip uzakta birine, “Benim veya bizim için Allah’a dua et! Yahut Hıristiyanların Hz. Meryem’e dedikleri gibi, “Bizim için Allah’tan iste” sözlerle dua etmeleridir ki, bunun caiz olmadığı bütün alimler bilir. Bu ümmetin selefinden hiö biri böyle dua etmemiştir ve tam bid’attir. Fakat kabir ehline selam vermek ve onlara hitap etmek caizdir. Nitekim Peygamber (s.a.v.) ashabına, kabirleri ziyaret ettikleri zaman şöyle demelerini öğretmişti: “Esselamü aleyküm, ey bu diyarın mümin ve Müslüman ehli! Bizde inşallah size ulaşacağız. Bizi ve sizi Allah bağışlasın. Allah’tan bizim ve sizin için af ve afiyet dilerim. Allah’ım onların ecirlerinden bizi mahrum etme! Onların ardından bizleri fitneye düşürme! Bizi ve onları bağışla!” (Nesai, cenaiz 103; Müslim. Cenaiz 102-104; İbn Mace, cenaiz 36) (İbn Teymiye külliyatı 1. Cilt Sh. 431-432)

 

YYYAYINLANAN YAZILARDAN KÖŞE YAZARLARI SORUMLUDUR...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
    1/20
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 505 152 45 78