• BIST 1.373
  • Altın 463,280
  • Dolar 8,1152
  • Euro 9,7837
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 15 °C

BABANIN YALNIZLIĞI

Talha GURBETÇİ
   

Bir kenara terk edilmiş, kimi  babaların hali. Hep  yürekleri  dağlamıştır...

Senelerce tüm ailesinin yükünü omuzlarında taşır. Bu taşıma anında kimi zaman aç kalır, susuz kalır... Kimi zaman çaresizlik belini büker. Amma çocuklarına hissettirmez... Bir sır küpüdür. Amma babadır kimi zaman da, sevgisini açıktan göstermekten çekinir, kendiisne ar gelir...

 

Yıllar sonra yaşı ilerlemiş, terk edilmiş  bir baba, donuk ve nemli gözlerle hep yolları gözler… 

Terk edilmişlik, akabinde yalnızlık hastalığının tedavisi yoktur… 

Kaldığı yaşlı bakım evinin bahçesinde şöyle bir tur atmak gelmiştir içinden… Bahçeye çıkar. Bir daldan düşen yaprağın sesi ile irkilir. Yaprağa basmıştır. Oysa O ağaç, o yaprak ona gölgelik ihsan etmekte idi. 

Bakım evinin bahçesinden, giriş kapısına doğru yönelir. Gönlünde, Taa uzaklara bakma isteği belirir. Bir umuttur yollar, Hasret giderir. Kavuşturur. Sevincin, kavuşmanın, hasret gidermenin, sevinç gözyaşının sebebi olmaktadır, yollar… 

Bedeni yolu gözler iken, hafızası harekete geçer, hatıraları canlanır. Yüzünde tebessümler belirir. Sanki gül açar yanaklarında… O cansız, kansız gibi gözüken yanaklar, bir anda elma kırmızısı gibi olur. Ellerini açmak, kollarını harekete geçirmek ister. Çünkü hayal çok güçlüdür. Hayal ettikleri Ailesidir, evidir,  kendi çocuklarıdır. Bunu anlatmak mümkün değildir. Bir hevesle oturduğu yerden kalkar, üstelik yoldan geleni,  daha iyi görebilir miyim diye, elini alnına koyar. Beklemeye başlar… 

O halde iken, yaşadıkları hafızasında canlanır. Birden etrafında cıvıl, cıvıl hareket eden çocuklarını, evin halini görür. Onları yakalamak, konuşmak hatta kucaklamak ister. Dizlerine güç gelir. Kollarını açar. Sanki çocuklarını kucaklıyormuş gibidir. Ortalığı bir anda neşe kaplamıştır. Yüzünde beliren tebessüm, daha da ileri dereceye giderek gülmeye başlamıştır. Bir anda koşmak ister. Oğlum… Kızım, diye seslenmek ister… Amma, dizleri güçsüzdür. İsteği eyleme dönüşemez. 

Bir sesle irkilir. Kulağı çınlar bir anda, Baba… Diye bir ses duyduğunu sanır. Sevinçle o yana döner. Yılların hasreti vardır. Çocuklarının kokusunu duyma hevesi vardır. O karmaşık duygular içerisinde sesin geldiği tarafa yönelir. 

Yaşlı bakım evinin personeli ismini anmaktadır. Hadi amca yemeğe, diye seslenmektedir. 

Bir anda gözlerinden bir damla yaş düşer toprağa… Öyle anlamlıdır ki, o gözyaşının tüm toprağı ıslattığını zanneder. O bir damla göz yaşı ile, O toprak kokusu ile, hayalleri kaybolmuştur… 

Öyle ya görevli haklıdır, yemek yemesi gerekmektedir. İçi boş hayatını, bedenini koruması ve devam ettirmesi için… 

Gönlünün ve ruhunun daha güçlenmesi için var olması gereken sevgi, saygı, özlem, kavuşma, bir başka bahara kalmıştır. 

Bir an halimize şükür, diye inler gibi bir ses çıkarır… 

Öyle ya sokaklarda, evlerde, kulübelerde yalnızlığa terk edilmiş nice babalar gelir aklına… Derinden bir ahhh, çekerek tekrar Şüküüüürrr, der… 

Yorgun bedenine şöyle bakarak, şerha elleri ile gözlerini siler. Sanki yemek yemeye değil, prangalara vurulmaya giden yüreğine, ruhuna, isyan etmek ister… 

Bu isyanın çığlığı, sınırları belli olmayan kendisini çepeçevre sarmış olan duvarlarda giderek yankı yaparak dağılır… Sesin bittiği yere kadar…

Amma umut bir bekleyiştir. Hiç sönmeyen ateş gibidir. Hep ciğeri yakar...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
    1/20
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 05051524578 ( Menderes APAYDIN )