• BIST 102.556
  • Altın 260,521
  • Dolar 5,7112
  • Euro 6,3685
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 27 °C

AYRI FİKİRLERE TAHAMMÜL ETMEK

Orhan ARSLAN
AYRI   FİKİRLERE   TAHAMMÜL   ETMEK
İnsanlar arasındaki ilişkilerde, en fazla dikkat çeken yanlış tavırlardan birisi; insanlara karşı, sabırlı olmamak, tahammül edememek; tavır ve davranışı öne çıkmaktadır. Karşımızdaki insanların, Fikrine, düşüncesine; saygı duymamak eylemi, sıkça yaşanan bir olaydır.
Böyle bir olay; arkasından baskıyı, zorlamayı, kuşatma isteğini ortaya çıkarır. İşte, insanlar arasındaki, huzursuzluğun; temel kaynaklarından bir tanesi, budur. Baskı  ile, zorlama ile; kendi gibi, düşünmeyen, yaşamayan, insanları hapsetmektir. Onları, bir anlamda; esir almak, çabasıdır. Köle ve efendi, kavramı; bu girişimde açıkca, ortaya çıkar. Baskıcı taraf; aynı zamanda; kendisine bir kutsallık atfeder... Onu bir görev olarak; üzerine alır.
İnsanlar, karşısındaki insanlardan; kendisi gibi düşünmesini, kendisi gibi yaşamasını, kendisi gibi; bir hayat felsefesine sahip olmasını beklerler. En azından, düşünce olarak; aynı düşüncede olmasını, aynı kafa yapısına sahip olmasını isterler. Böyle bir şey, çok zor olan bir durumdur. İnsan, binlerce; ayrı, ayrı özelliği olan bir varlıktır. Bunu çepeçevre kuşatma isteği; hayata geçecek bir fikir değildir.
                Asırlardan beri, bu mücadele devam ede gelmiştir.
                Hayatın içerisinde o, kadar çeşitlilik vardır ki; insanoğlunun O, çeşitlilik arasında; tavır ve davranış olarak, bir birilerinin aynısı olma özelliğini bulması; nerede ise; imkansızdır. Her insan farklı, farklı yaratılmıştır. Özellikleri ve davranışları, farklıdır. Hiç bir zaman bir robot olma durumunda, değildir.
 
                Dünyada en çok konuşulan konulardan bir tanesi, insana değer vermektir. Bu anlamda yasalar çıkarılır, teoriler üretilir, fikirler geliştirilir. Amaç; insanın mutlu ve huzurlu bir şekilde hayatının devam etmesini sağlamaktır. Ancak, bu anlamda, bir türlü istenilen seviye elde edilemez. Birilerini mutlu etmeye çalışırken; birilerini mutsuz kılabilirsiniz.
 
                İnsan haklarının sınırları; kısacası, net şekilde ortaya konmamıştır. Hassas bir şekilde; birine insan hakkı tanınırken, bir başkasının sınırının ne olduğu belirlenememiş ve hep ayrışım noktası olarak, karşımıza çıkmıştır. İnsanlar, ürettikleri fikirler ile; bu sorunu temelden çözememiştir. Dünya, bunun örnekleri ile doludur. Bu haklar, kimilerine uygulanırken; kimileri için; bu haklar yok sayılmıştır.
 
                Bu alanda, çoğunlukla bazı durumlar, insanın anlayışına, hoş görüsüne göre; değerlendirilmektedir. Bu durum ise; her insanda, aynı değerlendirmenin ortaya çıkmaması gibi, bir gerçekle karşı, karşıya kalmaktadır. Bu nedenle; tavır ve davranışlar, farklı-farklı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kiminin normal karşıladığı bir davranış, bir başkasına göre; daha farklı bir tepki ile, ortaya çıkmaktadır.
 
                İşte, insanlar arasındaki, tahammülsüz olmanın; ana nedeni burada yatmaktadır.
 
  İnsanlar arasındaki ilişkileri en iyi şekilde belirleyen ve ona göre kurallar koyan şüphesiz Yüce Dinimizdir. Sosyal hayata ait kurallara baktığınız zaman; bunu açıkça görebilirsiniz. İnsan hakkının korunması önceliğini, önde tutar.  O, hakkı, yok saymak; affedilmeyen suçlardan birisidir. Hatta, bir insan bilerek ve isteyerek, kendi serbest iradesi ile; bir başkasının hakkını ihlal ederse; o ihlal, kul hakkı olarak tanımlanmıştır. Ancak, kul kendi rızası ile bir başkasına hakkını helal edebilir. 
 
                Toplum içerisinde, bazı insanlarımız; kendi gibi düşünmeyen, kendi yaşadığı hayat tarzı ile yaşamayan, kendi kılık ve kıyafetine uygun kıyafetleri giymeyen insanları; dışlamayı, hor görmeyi, aşağılamayı; kendilerine bir görev olarak görmektedirler.
                 Böyle bir sorgulama yapma, hüküm koyma, yetkisini nereden almaktadırlar? O, konu da; ayrı bir tartışma konusudur...
 
                O nedenle, bazen, hoş olmayan çirkin davranışlar ortaya çıkmaktadır. Bu davranışların kimi zaman altında; kin ve nefret duyguları yatmaktadır. Bu durum, toplum barışı için; bir tehlikedir. Bütün bunlara rağmen, birileri bu tür davranışları tırmandırmak istemektedirler. Şu anda, nadir de, olsa; bu tür davranış içerisinde bulunan insanların; az sayıda olması, tesellimizdir.
 
                Toplumun birlik ve dirliğini zedeleyen bu davranışlardan uzak durmak, gerekir. Özellikle, seçim atmosferinde, bu tür davranışlar, yükselerek devam edebilir. Aman dikkat, diyelim...
 
                Tüm canlıların hakkının olduğunun ortaya konduğu günümüzde; en fazla dikkat etmemiz gereken varlık ise; insandır ve onun haklarıdır. Çünkü, insan; en şerefli mahluktur. Diğer canlılardan, üstün olan özellikleri vardır.
 
                Toplum içerisinde, insanlara tahammül edememenin, bir mazereti olamaz. Olmamalıdır. Her insanın kendine göre yasal hakları vardır. O, yasal haklarına uygun şekilde hayatını devam ettirmek; önceliği olmalıdır.
Yasa koyucuların; bu özeni, toplumun tüm katmanlarını göz önünde bulundurarak; değerlendirmeleri, gerekir. Çok ince ve nazik bir konudur.
                Kimilerinin;
                Kendi hayat tarzını, yaşama biçimini hayata geçirirken; başkalarının da; bir yaşama hakkı olduğunu, her daim aklıllarında tutmaları; Geleceğimiz açısından, önemlidir. Biz toplum olarak; bir çeşitlilikler, toplumuyuz. Bu çeşitliliğimizi, mozaik yapımızı koruyan değerlerimizi; yaşayarak, yaşatarak, koruyup, kollamalıyız.
 
                Bu değerler yumağı; bize hayatta birlikte yaşama, birlikte yola devam etme kültürünü vermektedir.
 
                Bize düşen görev; bu değerler yumağının ışığında; hayatımızı devam ettirmektir. Kimseyi rahatsız etmeden, herkese tahammül ederek, herkesin bir yaşama hakkı olduğunu bilerek; bu hayatta başladığımız, yolculuğumuzu, sosyal bir kaza yapmadan devam ettirmektir.
 
                Unutmayalım, toplum huzuru ve barışı; birbirimize tahammül etmekten, birbirimize saygı göstermekten, birbirimizin hakkını tanımaktan, geçer…
                Sonuçta hepimiz, insanız... 
 
            
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78