• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -4 °C

ATEŞE KÖRÜKLE GİTMEK

Orhan ARSLAN
ATEŞE KÖRÜKLE GİTMEK

          

 Üzülerek ifade edelim, terör; Ülke gündeminde, bir numaralı yerini koruyor.   İçten ve dıştan Ülkenin her alandaki, mevcut durumlarından rahatsız olanlar; ortamın daha da gerilmesi, toplumun tedirgin olması için; ellerinden ne gelirse, yapıyorlar. Anlaşılan yapmaya da, devam edecekler. Bölgemizin, var olan sıkıntılarını çözmek adına; Dünya devletleri, gerektiğinde aktif savaş güçlerini kullanarak; rol kapma çabası içerisindeler. Sözde bunu; iti niyetle yapmaktadırlar.  Doğal olarak; harcadıkları bu emeğin, savaşın bedelini; o topraklardan almak istiyorlar. Bu kadar yakınımızda; yangın alabildiğine yükselirken, kimileri de; bu yangının bir ucunun Ülkemize sıçraması için; çaba sarf etmekten geri durmuyorlar. Oyunlar oynuyorlar, planlar yapıyorlar.

Bütün bunlar olmaktadır.  Etrafımızdaki yangının sıcaklığı yüzümüze, nerede ise vuracak duruma gelmiştir. Bu durumların, olduğunu gözlerimiz ile, görmekte iken; Ülke gündeminde; o kadar gereksiz şeyler tartışılıyor ve bu toplumun hafızasını meşgul ediyor ki; anlatamam.  Toplum hafızası; Gereksiz yere yıpratılıyor. Kendinden bezdirilmek isteniyor. Sanki bu hal; birilerinin Ülke huzurunu bozmak, insanları tedirginliğe düşürmek, yılgınlık vermek ve bence en önemlisi; toplumun birlik, beraberliğini, dirliğini hedef almak için; yaptığı çabalar gibi, gelmektedir.
          Birilerinin, Allah aşkına, bu tür insanlara; kendi egolarınızı tatmin etmek için; Bu Ülkenin geleceğini endişeler üzerine kurmayın demesi gerekiyor. Yahut, bu hataları yapıp, Ülke tansiyonunu yükselten insanların kendilerine çeki düzen vermeleri lazım. Halkımızın masum bir şekilde; dua ederek bu gerilim ortamının bir an önce bitmesini, istediğini yürekten hissediyorum. Öyle olması için, bende; dua ediyorum. Birilerine hatırlatmak istiyorum gereksiz yere; Ülke gündemini bu kadar germenin ne anlamı var. Böyle bir durum kime, ne yarar sağlar?
          Seçim atmosferinin yaşandığı şu günlerde;  Ortamı gerecek, şeyler yapacağınıza; kendinizin siyasi manada iktidar olduğunuz zaman; yapacağınız işlerin planlarını yapın. Ülke kalkınmasına yönelik projeler üzerinde çalışın, o konu da kafa yorun. Bütün dikkatinizi ve enerjinizi o alanda sarf edin. Öyle yapmanızı engelleyecek bir durum söz konusu değil. Bu yapacağınız şeyleri de; halkımıza, anlatın. Doğruluğunu ve gerçekçiliğini ispat edin. Dışarıdan bu Ülke gündemine, bakan bir insan; bu ülkede neler oluyor diye; endişe ile bakıyor.
           Bütün bu olaylara, olumsuz tanıtımlara ve gereksiz gerginliklere rağmen;   Türkiye' yi tanımak için, çeşitli nedenlerle Ülkemize gelen yabancılar, olayların gazete köşelerinde yazılı olmadığı gibi, haber kanallarının flaş olarak verdikleri haberlerin de flaşlık olmadığını görünce şaşırıyor. Ülkenin ekonomik değerleri, yahut bu Ülkeye yapılan turist akımı, kendi çapındaki diğer ülkelere göre bakınca; suç oranlarının düşüklüğü, ister istemez aklı başında ve biraz hesaptan kitaptan anlayan turistleri buraya yönlendiriyor. Hatta, yabancı ülke yatırımcıları buralara yatırım yapmaktan çekinmiyor. Gelen turistlerin çoğunun ve en fazla döviz bırakan kesimin arablar olduğunu unutmamak gerekir.  Hemen yanımızdaki; yangından haberdar olan bu kesim; yine de Ülkemizi ziyaret etmekten, çekinmiyor.
          O halde olaya şöyle bakmak gerekiyor.  Batı ülkeleri veya diğer bir, çok Ülkede de; çeşitli terör olayları gerçekleşmektedir. Kendi aralarında var olan; çeşitli  bilinmeyen  nedenler  dolayısıyla; birbirlerini öldürmektedirler. Her Ülkede çeşitli zamanlarda; çeşitli nedenlerle Terör veya başka tür kaynaklı eylemler, patlamalar olmaktadır.  Bu durum, herkes tarafından bilinmektedir. Kısacası; Terör olayları, bu yüzyılın vazgeçilmez bir parçası olarak; ortaya çıkmıştır. Anlaşılan o ki; sıcaklığını, tazeliğini koruyacak gibi de gözükmektedir, İçeriden, Bizim Ülkemizi o kadar olumsuz şartlarda göstermemiz ne amaçlıdır. Ya da bu olumsuzlukları, gösterenlerin ne karı vardır? İkincisi bizi dışarıdan seyredenler, bu kargaşa ortamı gibi gözüken şeyleri, ciddiye alsalar neden paralarını buraya yatırsınlar bunlar enayi mi? Yahut tatillerini geçirmek için niye buraya gelsinler. İnsanoğlunun canından kıymetli daha neyi var. Onu bile, bile tehlikeye atar mı? Kısacası; yangına körükle gitmemek, var olan ateşe benzin dökmemek gerekir.
          Ülkemizi bu kadar kargaşa içerisinde gösteren insanlar akıllarını başlarına alsınlar. Eskilerin bir sözü vardır: bazı şeyleri fazla kınamayın, kınadığınız şeyler başınıza gelir. Bu kadar olumsuz olarak gösterdiğiniz, ya da olmasını candan istediğiniz bazı şeylerle;  kendiniz de; sınav olursunuz. O zaman biz, ne yaptık? neden böyle oldu? demenin bir anlamı kalmaz. Bir an için sizin yapmış olduğunuz bu yaygaradan dolayı yabancılar etkilenerek paralarını buradan çekseler. Yatırım yapmaktan vazgeçseler, Turist olarak Ülkemize gelmeseler, Yapacakları tüm alımları başka ülkelerden yapsalar; o zaman seyredin gümbürtüyü. Bu sefer aynı çevreler, yukarıda sıraladığımız olumsuzlukların, oluşması neticesinde; ekonomik dar boğaz oluşunca; kim bunu yaptı? neden yanlış yaptık? diye kendilerinden başka suçlu ararlar. Toplum ise; yokluk ve açlıkla sınanır. O tür çevrelere, nasıl olsa bir şey olmaz. İşte, o zaman asıl fırtına kopar. Aç kalan  insana hiçbir şey fayda etmez. Gerekirse ya karnını doyurur. Yahut, o uğurda ölür gider. Çeşitli zamanlarda Dünya gündeminde olan bu hadiseleri hatırlayalım. İbret alalım. Çocuğumuzu sırtlayıp, alıp götüreceğimiz, bir başka VATAN yoktur. Şu an size; gülücüklerle bakan, bir  çok Ülke; yüzünüze bile bakmayacaktır. İşte Suriyeli, yahut başka yerli mültecilerin durumu ortadadır. Akıllı olmak zorundayız...
            Ülkeyi bu kadar kaosta göstermenin hiç kimseye faydası yoktur. Olacak olumsuzluklarda ise; herkesin zararı çoktur. Bunu lütfen unutmayalım. Orta doğunun, bu kadar sıcak gündeminde; neden bu olaylardan bahsettiniz? gibi bir soru yöneltilebilir. Birincisi; Yüce Yaratıcının, kimi nasıl imtihan edeceğini ancak, kendisi bilir. İkincisi; Çok çalışarak, güçlü olarak; içeride emniyet içinde, dışarıdaki düşmanlarımıza ise; caydırıcılık sağlayarak; huzur içerisinde olabiliriz. Bunun yolu; güçlü olmaktan ve kimseye muhtaç olmamaktan geçer...
          Yukarıdaki gereksiz tartışmaları yapan, çevrelere önerim ise; etrafınıza şöyle bir bakın ve genç neslimizi gözetleyin. Boş zaman geçirerek, eğlence ve oyun içerisinde kendini kaybederek, güçlü devlet olunmaz. O halde bu devlet zarar görünce, hepimiz zarar görecek isek; eleştiri gücümüzü, gençliğimizi daha iyi yönlendirebileceğimiz taraflara,  çekmekte fayda vardır. Devleti yıpratmanın kendimizi yıpratmak olduğunu, hatırlatmama gerek var mıdır? Bilmiyorum... ANLAYINCA; İŞ, İŞTEN GEÇMİŞ OLABİLİR..
 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
  • Özel İçerik
1/20
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 505 152 45 78