• BIST 107.302
  • Altın 151,442
  • Dolar 3,6681
  • Euro 4,3165
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 4 °C

ASGARİ ÜCRET MEMUR EMEKLİ ZAMMI

Orhan ARSLAN
ASGARİ ÜCRET MEMUR EMEKLİ ZAMMI

          Hükumetin, söz verdiği; Yeni yıla ait asgari ücret komisyonu toplantıları başladı. Her iki taraftan uygun bir şekilde anlaşılarak toplantının sona erdirilmesi ve her iki tarafın da; bu toplantıların sonucunda elde edilecek değerlendirmelerden memnun olarak ayrılmaları, temennimizdir. Asgari ücret çalışanların para açısından değerlendirilmesinin yapıldığı bir toplantıdır. 1300 lira miktar olarak, belirtilmiştir. Bu rakamda uzlaşma, bazı sorunları getirmiş olacak ki; çalışmalar uzamaktadır. Kamu sektöründe; bu sorunu aşmak kolay olsa da; özel sektör kendisine getireceği; yük açısından, kendi adına yönetenlerden, taviz almanın peşindedir. Bu anlamda tartışmalar devam ediyor. Umarız, beklenilen sonuca ulaşılır. 

                    Ancak,  bu toplantı da ele alınması gereken önemli hususlardan bir tanesi de; çalışma hayatını düzenleyen  kuralların, düzenlenmesi ve her ne pahasına olursa olsun; hayata geçirilmesidir. Sigortasız işçi çalıştırmak, ucuz işçi çalıştırmak, küçük yaşta işçi çalıştırmak, kaçak işçi çalıştırmak,  v.s. bu problemler önümüzde duran ciddi meselelerdir. İşçi sağlığı, sosyal hakları, çalışma süresi, gibi; çözüm bekleyen sorunlar vardır.
          Bu alanda yapılacak çalışmalar hayata geçirildiği zaman; Devletimiz de kazanacaktır. Sigortasız işçinin ekonomik olarak Devlete de zararı bulunmaktadır.  Bu alanda,  üzerinde durulması gereken önemli hususlardan bir tanesi de; geçici işte çalışan işçilerin, yarım gün  veya  günü birlik işlerde çalışan insanların sigortalılık durumlarının hayata geçmesidir. Böyle bir karar alınmıştır. Beklentilerimiz, uygulanabilir, şekli ile hayata geçmesidir. Böylece bu alandaki sıkıntılar da ortadan kalkacaktır.
          Her sene gündeme gelen ücret çalışmaları da; Gelecek yıllar açısından; İNŞALLAH çalışanlar açısından daha tatmin edici sonuçların ortaya  konduğu çalışmalar olması beklentimizdir. Halkın refah seviyesinin yükselmesinin sosyal hayat açısından değerlendirdiğimiz zaman; ne kadar önemli olduğunu görmekteyiz. Yıl başı zamlarının; istenilen seviyede olması; Bir, çok, sorunun ortadan kalkması demektir. Refahın yükselmesi, sosyal paylaşımın çoğalmasına sebep olur. Kitleler arasındaki gelir dağılımı açısından olan makas ne kadar düşürülürse; sosyal yaraların azalması o paralelde gerçekleşir. 
          Her yılbaşında yapılan zam miktarı; enflasyona göre ayarlanmaktadır. Bu sıkıntılı bir geçiş süreci yaşayan devletler için; geçerli bir formül olabilir.  Bizim için; Devletin genel yapısına baktığımız zaman; büyüme rakamları, ihracat ve ithalat verileri; oldukça iyi durumda gözükmektedir. Böyle bir durumda; çalışanların; enflasyon farkının üzerinde; gelişmişlikten dolayı yükselen refah payından, haklarına düşeni almaları gerekir. Devletin yükselen gelişmişlik ve büyüme oranından; çalışanlar da; payına düşeni almalıdır. İşte o zaman; yılbaşı zamlarının, anlamı olur. Yoksa; enflasyon rakamlarına bağlı olarak yapılan zamlar; Ülkenin gelişmişliğinden dolayı; çalışanın payına düşen zamlar değildir. O rakamlar; büyüme rakamları ve gelişmişlik rakamları düşük olan devletler için geçerlidir. Böylece; çalışanına enflasyon artışı kadar, zam vererek; bir nevi çalışanlarını;  enflasyona karşı koruma altına almak, demektir. 
 
          Siz senelerdir, enflasyona göre; zam oranını belirliyorsanız ve belirlediğiniz ölçü doğru ise; o zaman Ülkenin büyüme hızı rakamları, gelişmişlik rakamları, yanlıştır, demektir. Eğer büyüme hızı ve gelişmişlik rakamları doğru ise; çalışanlara o rakamlardan; refah payı düşmesi gerekir. Enflasyona ayarlı bir değer ölçüsü; çalışanlar açısından, doğru bir değer ölçüsü değildir. Başka bir deyişle; çalışanlar; Ülkenin büyümesinden ve gelişmişliğinden dolayı; paylarına düşen; refah payını alamıyorlar, demektir. Kısacası, yıllar, yıllar geçse de; enflasyon oranı baz alındığı sürece; çalışanlarınızın konumu; aynı demektir. Ne bir adım ileri, ne bir adım geri...
          Ülkemizde açlık sınırının, yoksulluk sınırının istatistiklerinin yapıldığı ve sık, sık gündeme getirilen bir konu olma özelliğini koruduğu ortadadır. Bunun ortadan kaldırılması veya azaltılması doğal olarak toplumun bütün katmanları tarafından memnuniyetle karşılanmaktadır.  Başka bir açıdan baktığımız zaman; Aslında, hesap kişi üzerinden değil de, aile geliri üzerinden yapılsa daha doğru olur. Ailede ki, kişi sayısının göz önünde bulundurulması gerekir. O zaman daha sağlıklı olacaktır. Çocuk ve çalışmayan eş yardımları; çocukların yaş ve eğitimine göre; çalışmayan eş yardımı; çocuk sayısı durumuna göre belirlenmelidir. Sosyal Devlet olmanın gerçeği budur.
 
          Bugün çok iddialı sözler eden, bir yöneticiye; asgari ücreti tek başına ödeyelim, bir ay geçinmesini söyleyelim. O zaman hayatın ne demek olduğunu anlar. Dolaylı kölelik, anlamına gelen, savunmasız, korumasız işçi çalıştırma yöntemlerini, şiddetle kınıyoruz. Bu durumdan nefret ediyoruz... Devletin en çok bu konuyu denetlemesini, bekliyoruz...
Hayatın tüm gerçeklerine baktığımız zaman; sadece şu pencereden bakarak, bu olayı örneklendirmek istiyorum. Bir Anne ve Baba için en önemli şeylerden bir tanesi yetişmekte olan çocuklarına; sevgilerini anlatmak adına onların bazı isteklerini yerine getirmektir. Ama, bugün her türlü tüketici reklamlarının, çeşitli baskılarına maruz kalan çocuğun, en basit temel ihtiyaçlarını bile zor karşılayan; Anne ve Babanın ne kadar zor duruma düşeceğini varın siz düşünün. Yahut o ailenin yerine kendinizi koyun ve çocuğunuzun karşısındaki durumunuzu değerlendirin… Allah, hiç bir aileyi, bu zor sınavla, denemesin. Hele, vahşi kapitalizm çılgınlığının, zirve yaptığı; Ne olursa olsun, kazan.., ne olursa olsun çalış.., ne olursa olsun büyü... ne olursa olsun, tüket... mantığının hakim olduğu zamanlarda...
 
 Asgari ücret henüz açıklandı. Hayırlı olsun. İlerlyen zamanlar da; daha iyi şartların oluşması, dileğimizidr. Memur ve emekli, Zamları açıklandı. Ama, kamu oyunun ne kadar memnun olacağı zamanla belli olacaktır.  Keşke diye pişmanlıklar olunca; bir, çok şey geçmiş oluyor. Devlet dediğimiz zaman; bir bütünden bahsediyoruz. Halkın gözünde baba olarak tanımlanan ve şefkat eli; her zaman cömert olan bir baba anlayışından, bahsediyoruz. Baba şefkati ile değerlendirilsin istiyoruz. Halkın beklentisi budur. Hayırlı olsun...
 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
    1/20
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 505 152 45 78