• BIST 3.265,64
  • Altın 966.11
  • Dolar 18.4468
  • Euro 17.6529
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 18 °C

Arınç gibilerin Biden’dan medet ummasını öfke ile karşılayabiliriz.

Abdülkadir ERKAHRAMAN

Avustralya Genel Kurmay Başkanı Angus Campbell, Avustralya ordusunun Afganistan’da sıradan insanları hedef olarak kullandıklarını, onları isteyerek ve bilerek acımasızca öldürdüklerini itiraf ederek Afganistan halkından özür diledi. Campbell’in konuşma metninin yumuşatılmış olduğunu kabul ederek gerçeği yansıtacak şekilde değiştirdiğimizde yeni Haçlı saldırıları döneminin vahşîliklerini görebiliriz. Benzer itiraflar daha önce Almanya’dan gelmişti. Alman askerleri de Afganistan halkına karşı vahşîce davranmıştı. Üstelik 2010’da Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler, Afganistan’ı ticarî çıkarları için işgal ettiklerini beyan etmekte herhangi bir sakınca görmemişti. Zaman içinde Amerika, Almanya, İngiltere ve diğer Batılı devlet ordularının Afganistan’da işledikleri cinayetlere dair birtakım haberler yayımlandı. Fakat hakikatin bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkarılamayacağını ve sadece bazı tahminlerle fiilî cinayetlerin boyutları hakkında fikir sahibi olunabileceğini kabul etmek zorundayız. Afganistan’ı istila ettiler ve dünyaya kapattılar. Bu açıdan Campbell’in itirafı ile hakikat sadece İslam dünyasına değil, bütün insanlığa bir şeyler söylediği için çok kıymetlidir.

Alman Cumhurbaşkanı Köhler’in sözleri Doğu ve Batı ilişkilerine damgasını vuran son otuz yılı anlamamızı sağlar. 1990’lar Türk ve İslam dünyasında kolonyalist sömürgeciliğin büyük oranda tasfiye edilmekte olduğunu göstermişti. Sovyet sonrası dönem açısından ele alındığında Rusya ile yeni bir süreç inşa etmek mümkündü. Sovyetler kendini tasfiye etmiş, Afganistan’da işgal sona ermiş, oldukça geniş bir sahaya yayılan Türk dünyası ortaya çıkmıştı. Bundan sonra Amerika, Batı Avrupa ülkeleriyle birlikte Irak’ı ve akabinde de 11 Eylül 2001’den sonra Afganistan’ı işgal etti. Büyük Oyun ve Şark Meselesi kavramları hatırlandığında işgal edilen yerlerin tesadüfen seçilmediği anlaşılır. Yeni dönem emperyalizmini “radikal İslam ile mücadele” başlığı altında takdim ettiler. Batılı değerler adına dünyaya yön veren Fransız, Alman, Amerikalı vs. entelektüeller Avustralya Genel Kurmay Başkanı Angus Campbell’in itiraf ettiği cinayetleri işleyen orduların yanında saf tuttu. Sömürge aydın ve siyasetçileri de o günlerden bu tarafa İslam dünyasının perişanlığından, bilime önem vermeyişinden bahsetmekte bir sakınca görmedi. Farkında olarak ya da olmayarak hep birlikte bu cinayetlerin görülmesini engellediler.

Farkında olmadıklarını belirtirken ihtiyat payını gözettiğimiz açıktır. Zira Amerika’nın 2003’ten sonra Irak’ta işlediği cinayetler basınımızda konuşulmaya başladığında liberal aydınlar “delil olmadığı” gerekçesiyle yeri göğü inletmişti. Amerika’nın vahşiliklerini örtbas etmek için ellerinden geleni yaptılar. Afganistan’da işlenen cinayetlerden ise sadece itiraflarla haberdar olabildik. Cezayir’den Afganistan’a kadar uzanan coğrafyada son otuz yılda işlenen cinayetlerin sonuçlarını İslam dünyasının geriliği, bilime önem vermeyişi gibi klişe kavramlarla izah edenler en hafif ifade ile Avrupamerkezci bir bakış açısına sahiptirler. Topraklarımız için söyleyecekleri söz kalmamıştır.

Köhler’den on yıl sonra aynı kategoride sözler sarf eden Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u da iyi anlamak gerekir. Ona göre Rusya ve Türkiye, eski sömürge toplumlarında sömürgeciliğin yeni biçimleri hakkında yanıltıcı sözler söylüyormuş. Türkiye; Macron’un Fransa’sının da Afrika’da, Asya’da aynı amaçlar için bulunduğunu ortaya çıkardı. Batı’nın büyüsü bozuldu. Sömürgeciliğin, emperyalizmin rezillikleri ortaya çıkmaya başladı. Bu rezillikleri biliyor olmamız önemlidir fakat bunların asıl sonuçları eski sömürge toplumlarında ortaya çıkacaktır. Macron’un rahatsızlığı bundandır.

Türk ve İslam dünyasında ve daha da ileride bütün sömürge toplumlarında Erdoğan yeni bir inancı temsil ediyor. 36c87cb2bce566bdaabefb4a47a481f7.jpgFakat soğukkanlı bir şekilde baktığımızda karşımızda duranların klasik sömürge aydınları ve tezgâhındaki her şeyi satmaya çalışan mandacı siyaset bezirgânları olduğunu görebiliriz. Bunlardan biri başbakanlık da yapmıştı, koşa koşa Paris’e gidip taziye yürüyüşüne katılmakla aferin alacağını düşünecek kadar rezalete bulaşmıştı. Coğrafyamıza sırtını döndükleri zamanla daha iyi anlaşılıyor. Onlar da Avrupamerkezci bir bakışa sahiptir.

Adamlar öldürmeye alışmak için sıradan insanları hedef tahtasına koymuşlar. Daha ötesi var mı, hangi radikalizmden bahsediyorsunuz!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Dikkat! Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖZEL İÇERİK
    1/20
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Sivas Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 05051524578 ( Menderes APAYDIN )